Bir aşkın cevriyle yanma boşuna!
Mâsivâdan geçenlerden ol gönül!
Hakk deyince, nefsin gitmez hoşuna
Ab-ı Furkan içenlerden ol gönül!
Aşk deyince öde, olsa da paha!
Kim tatsa yaşamaz, aşkın zehrini
Sevda ki sadrında sır olsun yeter
Zaten çekiyorum gurbet kahrını
Birde sen kalbimi kır olsun yeter.
Sevgisiz yaşarsam kurur giderim
Semâdan süzülen bu yağmur
Sen düşürdün beni amansız derde
Yadellerde hemde vurduğun yerde
dudaklarımda hep o türkü
çölleşmiş yüreğim şerha şerha
İçime düşen yağmurum nerde?
Bir bir dökülüyor gözlerimden zaman
Ey yüreğine bir gül ekmeyen gönül!
İnci düşürür duama, O yüce Rahman
Ne bilsin, aşk derdini çekmeyen gönül.!
Hamd ile ram oldum her bir çilem de
Gurbetin çıkmaz sokaklarında
Sessiz sessiz düştün saklıma
Elimde değildi, gelmezdi aklıma
kurşunsuz vurulur mu bir beden
Bir asit yağmuruydu içime akan
Ulvi gölgelerin yolumu kestiği an.
Öyle vefasız'dın ki olsa o kadar
Yapraksız bir kuru daldın be gülüm
Isırgan otumu dilinde yatar?
Hançerin kalbime saldın be gülüm.
Dilimde sıkışan bir nara gibi
Toprak kokar tenimiz, etten kemikten, aciz kuluz
Sen Ankara ol, ben İzmir, ikimiz bir İstanbul'uz.!
Hazana düştü kır çiçekleri, dağların ardı kardı
Ne zaman düşsen aklıma adın gurbet kokardı.
Yağmurlara astım gözyaşlarımı dön de bak!
Ben aşkım, sarp dağlara düşer savaşım!
Ferhat benim mecnun benim kerem benim.
Gözyaşımı tuz diye kattığım aşım
Anadolu kokar, yanım yörem benim.
Bir buruk sevdanın buğusuyla yastayım
Semada sarmaş dolaş yıldızlar
Aklıma seni sokuyor sevdiğim.
Bir kalp ağrısıyla ötüşen kuşlar
Senin şarkını okuyor sevdiğim.
Saklım da kumrular seheri bekler
Artık vakit çok geç kapat gözlerini
Kopardı zaman kırdı zincirlerini
Topla artık tası tarağı, keşke’lerini
Gölgeler uzamış gün aşmak üzeredir.
Serçelerde gitti, kanaryalarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!