Sadi Atay Şiirleri - Şair Sadi Atay

Sadi Atay

Şimdi gözyaşımla,
Yastığım değil de,
Secde yerim ıslansaydı keşke.
Keşke sığınmasaydım yatağa, yastığa,
Teselliyi bulsaydım seccademde.

Devamını Oku
Sadi Atay

Bir adam şöyle düşünmüş olsa, fikri yanlış mıdır?

Evet, bugün “Anneler Günü”. Kasıt çocuğu (çocukları) olan kadınlarsa eğer; kapsama alanı dar gibi sanki. Elbette çocuk bakmak, büyütmek, eğitmek, daha doğrusu, insan yetiştirmek ince ve zorlu bir zanaattır. Pekiyi, her çocuk sahibi kadın anne midir? Bu soruyu sormaktaki maksat elbette bir tartışma konusu açmak değildir. Ki böylesi (yalnızca sıfatı anne) olan kadınlar istisna kabul edilemeyecek kadar bile az olsa da mutlaka vardır.

Bütün bunları zaten çapı dar algılanan “Anneler Günü” kavramını daha da daraltmak için söylemiyorum. Aksine daha da genişletmek istiyorum. İstiyorum çünkü bence, bu kavramın buna ihtiyacı var.

Devamını Oku
Sadi Atay

Dokuzuncu köyden sonraki köydeyim,
Hücremdeyim, müebbetteyim.

Hiç erişemeyeceğiniz bir hürriyetteyim,
Hücremdeyim, müebbetteyim.

Devamını Oku
Sadi Atay

Yamansın be çömez!
Efendinin, medâr-ı iftihârısın.
Gördükçe ef’âlini, efendin
Zevkten, dört kerre dört köşe oluyordur da
Ağzı, ta kulaklarının sivrisine varıyordur
Ve neşeden sekiz kerre sekiz çizerek çatallı kuyruğu,

Devamını Oku
Sadi Atay

Hani Adanalıyık ya em'olu!
Akdeniz iklimiyle mayalamış çamurumuzu yaratan...
İşte onun için zahar­
Akdenizin yazı misali,
Hemi ısıcak hemi de buğuluyuk.

Devamını Oku
Sadi Atay

Olsam da aptal bir karga,
Çatlak sesli,
Ve kapkara.
Anamın gözünde,
Heybetli bir şahinim.
Gülümün yüreğinde,

Devamını Oku
Sadi Atay

Bir daha… Bir daha çırptı kanatlarını. Amansız bir kovalamacaydı sanki. Kâh arayı epey açıyor gibi oluyordu, kâh yağmurun“Elim sende!” demesine ramak kalıyordu. Yuvaya yaklaştıkça ilk tedirginliği silinmişti. Hatta neredeyse neşelenecekti. Ama tam üzerinden geçtiği şu, üstü açık lüks otomobildeki sarışın, serçeciğin neşesini kursağında bıraktı.

Önce, usturuplu bir lânet okudu yağmura, sarışın. Sonra, arabanın tentesini harekete geçiren butona, şiddetli bir yumruk indirdi. Otomobilin tentesi sessiz bir iniltiyle kapanırken, sarışın kızın, otomobilinden daha kırmızı dudaklarından, dudaklarının kırmızısından üç ton daha kırmızı olan bir feryat, serçenin kulaklarında patladı; “Kuşlar gibi özgür olmak istiyorum! Şu, uçan kuş kadar, özgür olmak benim de hakkım…”

Neşelenmeyi unutmak bir yana, uçmayı unutacak gibi oldu bir an için, serçecik. Daha önce de defalarca duymuştu bu cümleyi ama hiç oralı olmamış, boyun kıvırıp, gülüp geçmişti. Sarışının sözlerinin, doğrudan muhatabı olmak bile dokunmazdı belki, başka bir zaman olsaydı. Ama yağmura yakalanmamak için kan ter içinde olduğu bu anda; kanatlarının mı kendini, yoksa kendinin mi kanatlarını taşıdığının anlaşılmaz olduğu şu zamanda, o alevden kelimeler serçenin, ağırına gitmişti.

Devamını Oku
Sadi Atay

*İzafidir, vahşet bile*

Vebali, çıkaranların boynuna;
Heyhat, vahşiye çıkmış kurtların adı!
Oysa, ne bir fidanıma göz koyanı olmuştu,
Ne de birisi, bir tek gülümü yolmuştu…

Devamını Oku
Sadi Atay

İçtimalarda adım okunmazmış.
Kaydım da yokmuş zaten, ordu kütüğünde…
Varsın olmayıversin,
Gam mı ki?
Ben, zaten hep ordudayım;
Yazgımı en iyi, şühedâ anlar.

Devamını Oku
Sadi Atay

Yelleri kovamadı yelkovan,
Terledi yoruldu,
Kalmadı umudu.

Asıl akrebe oldu olan,
Çıldırdı, kudurdu,

Devamını Oku