Deliyim,
Bulaşmayın bana.
Deliler güçlü olur bilirsiniz.
Duyamazsınız, duyursam eğer,
Görün desem göremezsiniz.
Altında kanatlı bir at,
Üzerinde gümüş kakmalı pusat.
İyi de
Sefer nereye evlat?
Davan nedir?
Nedir maksat?
Yine bugün,
Kaderleri ortak sanki,
Bu havanın,
Ve
Bu adamın.
Bilirsin gözyaşım dinmez.
Ama kötüye yorman gerekmez.
Hep gülecek değil ya herkes,
Birisi ağlamalı gülüm.
Beynimdeki sorular bitmez.
Şiirin başlığına takılıp da Monşer,
Gözlerini belertme, hemencecik öyle.
Burnunu kıvırıp, büküp dudağını
“Şaircik, yine zırvalamış!” deme.
Yeter, vandalmışım gibi bakma, bana!
Hiç bilmediğim,
Hiç kimsenin de daha önce hiç duymadığı,
Kahverengi bir lisanı,
Ana dilim gibi şakıyordum.
Önceleri,
Ağızlarından girip,
Burunlarından çıkardın.
Sırtı yere gelmez insanların.
Şimdi,
"Kalp Kapısı" diyorlar;
İçin içinde bir ulu kapı.
Açıyorum, giriyorum...
Dışarıdayım!
Giriyorum, sürgülüyorum...
Dışarıdayım!
Güneş olup,
Gireceğim bütün odalara.
Rüzgar olup,
Eseceğim ülke ülke, il il.
Kaçsan da en kuytulara,
Seni bulacağım katil.
Kurbağa çobanlığı, zor zanaat, be yeğenim!
Sağa, sola dağıtmadan zıpırları,
Kurda, kuşa kaptırmadan,
İte, çakala dalatmadan,




-
Bülent Arkan
Tüm YorumlarŞiirlerinizle yeni tanıştım ve çok güzellerdi nicelerinde görüşmek dileğiyle yolunuz açık olsun