Ne dağlar düz,
Ne düzler bağ.
Yüreğin yettiği,
Gözün kestiği kadar
Gönül dağı...
Gün soldu penceremde…
Gün soldu penceremde,
Aklıma gelen, geldi sonunda.
Ne gecede rüya,
Ne de gündüzde hülya,
Ve gün sonu
Fırtınalı bir akşam
Gri bulutlar
Yüreğim gibi.
Yağmur yağar el ayak çekilince
Ağlar gökyüzü gözlerim gibi...
Gün ve insan…
Gündüz geceye soyunuyor,
Üşümüş olmalı hali,
Yırtık elbiseleriyle…
El yerine koyan yar,
Eleme kedere salan yar,
Yüreğime aldığım yar,
Ömrümü adadığım yar,
Gurbetine salma yar…
İniyor gökyüzünden akşamın karanlığı,
Buz tutan yüreğini gösteriyor dünya,
Serin serin esiyor akşamın rüzgârı.
Dumanı tüter bazı bacaların,
Kimi hesabını yapar kurum tutmaz bacası,
Sarılır battaniyeye geçiştirir üşümesini…
Arada bir etrafa aldırmaksızın,
kahkahalarla gülmeli,
kim ne der diye düşünmeden
aklına geleni yapmalı insan…
Günün seyrini işlemeli hafızaya,
Gülümsüyorum artık…
Gülümsüyorum artık,
Bazen kahkahalar atıyorum,
Bıraktım içimdeki hazanı,
Deliliğe veriyorum kendimi…
Gülüşler dünde kaldı...
Zaman aştı haddini
Nasılda tüketiyor yaşamı
Sorsan dün bir bugün iki
Oysa ne kuşlar göçtü bu ömürden...
Cümleler yok mu ah o cümleler,
Kurup, kurup yazamadığımız,
İçimizde tuttuğumuz.
Bazen düşünüp söylediğimiz
Bazen de salıverdiğimiz.
Kimi zaman kırdığımız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!