Ne zaman yolumu kaybetsem,
Kendimi kaybetsem,
Karanlıkta kaybolsam,
Ruhum bedenimi terk etse,
Kalbim göğüs kafesine sığmasa,
Eline uzanır ve
Sende dudaklarımı unuttum.
Nereye koyduğumu söyleyeyim.
Bir kısmı dudaklarının üzerinde,
Bir kısmı omuzunda,
Bir kısmı da gerdanında…
Onları aynı şekilde geri verir misin?
İçine biraz gökkuşağı bırakmak istiyordum
Ama yağmur seni rahatsız ediyorsa,
Sadece güneş de bırakabilirim.
Eğer istersen:
İlk yağmurda yanına gelirim.
Belki yanağına bir damla olarak,
Bazen önemsiz sayılan küçük şeyler vardır.
Herkeste özel durmayan…
Ama sadece sende özel olan…
Ama sadece sana yakışan
Bir kolye gibi, tırnaklarındaki oje gibi
Artık geceyi romantik bulmuyorum.
Her şeyi saklayan ince bir tül perde.
Sadece rengi zifiri o kadar.
Kabuslarım da siyah
Korkularım da siyah.
Bütün renkleri yok eden şeytan bile siyah.
Gözlerinin içinde,
Tam orada,
Bakarken kaybolduğum yerdeyim.
Hani elimi tutmuştun,
"Yanındayım,
Buldum seni demiştin ya,"
Kışın en çok sevdiğim şey hırsızlık.
Mesela, sen uyurken rüyana giriyorum.
En mutlu olduğun (muz) anlardan çalıyorum.
Sonra, sen uyurken gülüşünden çalıyorum,
Bütün gün gülüşün ile ısınmak için.
Sen uyurken saçlarının kokusundan çalıyorum,
Düşüyorum dediğimde yalnızdım
Onun öncesinde
Senden hiç ayrılmadım ki.
Herkes üşüdüğümü sanırken bile
Ben beni en son öptüğün dudaklarını saklıyor
Bu yüzdendir içtiğin fincanı kıskanışım
Sebebi ise avuçlarının arasında durması
Dudaklarınla buluşması
Son yudumda ise kendime geliyorum.
Çünkü son yudumda onu bırakıyorsun
Güneşe hiç bakmazdım senden önce
Sonra sen geldin, güneş dokundu boynuma.
Sen öyle bir geldin ki, bütün dünyam sayende ısındı
Sen gelince, yağmurdan sonra gelen gök kuşağı utandı…
Sonra sen bana bir geldin ki, dünyam değişti ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!