Hayatın bize yaşatacağı ölümlerden kaçıp yanlızlağa sarıldığınızda
Ölümle tanışıp azrail'in Sofrasına Oturursunuz.
O zaman yaşamın ne kadar tatlı geldiğini
Hayatın Dallarına tutunarak anlarsın. .
insanlarda boy verir ağaç gibi ama dalı çörük olan dikeni batan çok gül olur. .
Koklamaya korkarsınız,
Ölürsen beni hatırla,
Bir dağın yamacında üşüyen çocuk olarak.
Ayakkabısının dili yırtılmış,
Dizlerinde toz, avuçlarında taş izi kalan çocuk olarak.
Ölürsen beni hatırla,
Özür dilerim...
Senden değil sadece,
Kendimden de özür dilerim.
Bir ömür yanlış kapılarda bekleyen
O inatçı Diyarbakırlı yüreğimden...
Bugün de duygular sardı beni..
Bugün'de sana olan hasretim pençeledi bedenimi..
Simsiyah gece'lerimi aydınlatan kadın..
Sende mi?
He sende mi bırakıp gittin beni?
Sensiz yine yüreğim parçalı bulut..
Kölelik değil sana olan tutsaklığım,
Çünkü yoktur kölelikte
Ne aşk nede Mutluluk.
Bir sızı var içimde,
kor gibi büyüyen, geceyi uykusuz bırakan.
Adını anmasam da
her rüzgâr seni getiriyor yüreğimin kıyısına.
Unutmak dediler,
Sen beni seversen, direniş var sayarlar
Amed’de girişler tutulur,
sarılır evimizin önü.
Veda ederiz bir sabah güneşe
Ben seni seversem bu ülke bölünür
Sen beni seversen faşizm ayaklanır
seni severken senden vazgeçmenin acısını..!
sen bilirmisin? Silvanli
gülü avucuna alırken dikenleri ne haldedir,
Sen bilirmisin? Hee
Bir Şişe şarap alıp Ziirete'de otururken,
üzüm sarhoşluğunu yaşarken...
Hiç Yokken Bile Herkesten daha Güzelsin
Saçların rüzgar gibi eser burnumda
Hasretin içimi yakar kavurur
Bir gele bilsen
Bir sara bilsen
Unutamıyorum seni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!