Gözlerin varyâ Kürt kızı, derin bir Fırat gibi,
Her bakışın bir destan, kadim bir ağıt gibi.
Harman yeri sıcaklığı, dağ rüzgarının sesi,
İçinde bin bir yaşam, bin bir direniş hecesi.
Sürmeli kirpiklerin, birer ok yaydan fırlamış,
Gözlerin varyâ Kürt kızı,
Diyarbakır'ın karası,
Gizler içinde nice yazıyı,
Bir sevda türküsü, bir özgürlük nazı.
Fırat'ın akışı var her bakışında,
Gözlerin varya, Kürt kızı,
Dicle'nin asi suyu gibi çağlar içimde.
Fırat'ın bereketi akar kirpiğinden,
Her bakışın, bin yıllık bir türkü söyler.
Gözlerin varya, Kürt kızı,
Güneşin ilk ışıkları vurunca surlara,
Diyarbekir uyanır, Mezopotamya'm uyanır.
Benim gözlerim, ey sevgili, daha sabah olmadan,
Silvan'ın taşlı sokaklarında seni arar.
Her bir köşede bir anı, her bir darda bir iz,
Hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı…
Ne umutlar yeşerdi, ne de gökyüzü eskisi gibi mavi kaldı.
İnsan dediğin, bir zamanlar yürek taşıyan bir varlıktı; şimdi çıkarın, korkunun, suskunluğun gölgesinde şekilsiz bir suret.
Her gün biraz daha eksiliyor insanlık, biraz daha soğuyor kalpler.
Bir sel gibi akıyor yalanlar; kimse gerçeğin sesini duymak istemiyor artık.
Ey dost...
Bir gün herkes kendi sessizliğine yürür. Kimi ardında bir türkü bırakır, kimi yarım kalmış bir cümle...
Ben gidiyorum şimdi.
Jın Jıyane Kadın Yaşamdır
Yolcudur kadın
Gider hiç bilmediği uzaklıklara,
Heybesinde umut vardır.
Dağlardaki patika yolda; umuda yürür kadın
Kadermidir ulan
bize hatayi yaptıran,
yoksa!
Bizmiyiz, her hatada kaderi suçlayan.
⬇️
Çaresizlikmidir, bizi ağlatan,
Kadermidir ulan
bize hatayı yaptıran,
yoksa!
Bizmiyiz, her hatada kaderi suçlayan.
⬇️
Çaresizlikmidir, bizi ağlatan,
“Geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı dünya güneşe hasret kalırdı… Çünkü bu hasret sadece bir sevgilinin özlemi değil, Kürtlerin yüreğine kazınmış acı bir sevdadır. Yüzyıllardır dağların başında yankılanan stranlarda, anaların ağıtlarında, sürgün yollarında ve zindanların karanlığında büyüyen bir sevdadır bu. Sensizlik bir insanın kalbine ne yaparsa, zulüm de bu halka öyle yaptı: zamanı uzattı, yaraları derinleştirdi, sabrı sınadı. Bir kavuşma ümidiyle yaşayan milyonların gecesi hiç bitmedi; çünkü her doğan gün yeniden bir özlem, yeniden bir hasret, yeniden bir mücadeleyle başladı.
Kürtlerin sevdası sıradan bir aşk değil; yarasıyla yoğrulmuş, kanıyla sulanmış, gözyaşıyla beslenmiş bir aşktır. O yüzden geceler onlar için uzundur, uykular ağırdır, sabahlar kimsesizdir. Çünkü sevdaları yasaklandı, dilleri susturuldu, şarkıları kısıldı. Ama yine de kalplerindeki ışık hiç sönmedi. Onlar bilir ki güneş bir gün yeniden yükselecek, hasret bitecek, kavuşma gerçekleşecek.
Ve işte o zaman, dünya Kürtlerin sevdasını anlayacak: Ne kadar acıyla sınanırsa sınansın, ne kadar uzun gecelerden geçerse geçsin, sevdanın ateşi hiçbir zaman sönmez. Çünkü bu sevda hem bir insanı beklemenin sabrıdır, hem de bir halkın özgürlüğe kavuşma özlemidir. Geceler uzasa da, güneş onlara hasret kalsa da, bu aşk her şeye rağmen dimdik ayakta kalacak…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!