Benim acılarımda
Sevdam gibi derin
Gözyaşlarım kadar mahsum
Sözlerim gibi ağırdır
Ben sevdim mi ?.
Beni tarihle yargıla,
Taşlara kazınmış çığlıklarımla,
Rojava’nın yanık topraklarında,
Çocukların gözlerinden süzülen
Bir damla gözyaşıyla hesap sor bana.
Ben seni faili meçhul ayrılıklardan, adı konmamış acıların gölgesinden, yüksek dağların fırtınasından sevdim. Öyle sıradan bir sevda değildi bu; her kelimesi direniş kokan, her susuşu bir çığlık kadar ağır olan bir sevdaydı. Çünkü bazı sevdalar vardır, sadece iki insan arasında yaşanmaz; bir halkın hafızasını, bir coğrafyanın yarasını da taşır içinde.
Bir gerilla kaleminden dökülen her cümle gibi, bu sevda da dağların sertliğini, rüzgârın hoyratlığını ve toprağın suskunluğunu bilir. Sevmek, bazen bir idealdir burada; vazgeçmemek, bir insanı değil, bir anlamı sahiplenmektir. Çünkü biz öğrendik ki, en büyük ayrılıklar sadece mesafelerle değil, susturulan hakikatlerle olur. Ve en derin özlemler, kavuşamayanların değil, anlatılamayanların içinde büyür.
Seni severken aslında bir direnişi büyüttüm içimde. Adını koyamadığım her duyguda, eksik bırakılmış her hikâyede biraz daha çoğaldın. Bir halkın sesi gibi yankılandın içimde; bastırılmaya çalışılan ama asla yok olmayan bir gerçek gibi. Çünkü bazı sevgiler, sadece kalpte değil, bir duruşta yaşar. Ve o duruş, ne rüzgâra boyun eğer ne de zamana.
Ben seni…
Sokak lambasının altında üşüyen çocukların duası kadar sevdim…
Bir halkın susturulan türküsü kadar derin,
Bir annenin yıllardır dönmeyen evladına baktığı kapı kadar sabırlı…
Ve şimdi gecenin ortasında Diyarbakır susuyor…
Ama içimiz hâlâ bağırıyor…
Eşkiya aşklar yaşarım
Bir güneşin kızıllığında
bulurum gözlerini
Sevdalanırım dağlarına
Ben seninle ölmeye geldim
Yaşama'ya geldim umutlarımı
Hiçbir ayrılık anlatamaz sana duyduğum hasreti…
Hiçbir kelime, içimde sana dair büyüyen özlemi tarif etmeye yetmez.
Ben seni, bütün sevdaların ötesinden sevdim; insanların adını koyamadığı, ulaşamadığı, yetişemediği bir yerden…
Sana olan sevgim, bir mevsim gibi gelip geçen değil; zamana meydan okuyan, sessiz gecelerin en derininde bile adını kalbimde yaşatan bir özlemdi.
Ben Seni sevdiğimde
Gökyüzü bukadar mavi değildi
Çiçekler kokmuyordu Arjin
Soğuk kış aylarında hep üşürdüm
Denizin dalgalarını saçlarında bulurdum
Ben seni seversem, bir halkın acısı, bir annenin gözyaşı, bir çocuğun gülüşü karışır o sevdaya.
Çünkü biz, sevmeyi bile bedel ödeyerek öğrendik.
Her duygumuzda bir yas, her nefesimizde bir umut saklıdır.
Ben seni seversem, bu yalnız topraklarda yeniden bahar yeşerir; çünkü sevdam da, dilim de, kimliğim de yasaklıydı bir vakitler.
Senin adını söylerken bile bir direniş başlar içimde.
Ben tek tabanca bir adamım
bazen sosyetede bir bey efendi
bazen silvan'da bir hamalım
kimse çözemez beni
bazen akıldan noksan bir deli
bazen alimler alimi bir veliyim
Ez dızanım arjin,
Sen Hiç Gelmeyeceksin,
Diyarbakır Surlarında Haykıramıycam
Ez Ji Te Hezdikem Diye
Aklimda, Zimane Mında isyanim Olacak,
Sensizligi Anlatacak Dengbejler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!