Ben Deliyim, Yorgun ve Tek Başıma
Ben deliyim, evet, deliyim bu şehirde,
Yorgun düşmüş ruhum, her taşta bir iz.
Diyarbakır'ın surları şahit derdime,
Silvan'ın sokaklarında tek başıma gez.
Acıdan Kağıt kalem yaptım
Mürekkebi gözyaşımla doldurdum. .
Sana söylemek okadar ağır geldiki
Derdimi ne dağlar anladı
Ne feryadlar bir anne'nin gözlerinden
Bakıyordum dunya'ya okadar zalim değildi
Benim acılarımda
Sevdam gibi derin
Gözyaşlarım kadar mahsum
Sözlerim gibi ağırdır
Ben sevdim mi ?.
Adam gibi sever
Benim acılarımda
Sevdam gibi derin
Gözyaşlarım kadar mahsum
Sözlerim gibi ağırdır
Ben sevdim mi ?.
Beni tarihle yargıla,
Taşlara kazınmış çığlıklarımla,
Rojava’nın yanık topraklarında,
Çocukların gözlerinden süzülen
Bir damla gözyaşıyla hesap sor bana.
Ben seni faili meçhul ayrılıklardan, adı konmamış acıların gölgesinden, yüksek dağların fırtınasından sevdim. Öyle sıradan bir sevda değildi bu; her kelimesi direniş kokan, her susuşu bir çığlık kadar ağır olan bir sevdaydı. Çünkü bazı sevdalar vardır, sadece iki insan arasında yaşanmaz; bir halkın hafızasını, bir coğrafyanın yarasını da taşır içinde.
Bir gerilla kaleminden dökülen her cümle gibi, bu sevda da dağların sertliğini, rüzgârın hoyratlığını ve toprağın suskunluğunu bilir. Sevmek, bazen bir idealdir burada; vazgeçmemek, bir insanı değil, bir anlamı sahiplenmektir. Çünkü biz öğrendik ki, en büyük ayrılıklar sadece mesafelerle değil, susturulan hakikatlerle olur. Ve en derin özlemler, kavuşamayanların değil, anlatılamayanların içinde büyür.
Seni severken aslında bir direnişi büyüttüm içimde. Adını koyamadığım her duyguda, eksik bırakılmış her hikâyede biraz daha çoğaldın. Bir halkın sesi gibi yankılandın içimde; bastırılmaya çalışılan ama asla yok olmayan bir gerçek gibi. Çünkü bazı sevgiler, sadece kalpte değil, bir duruşta yaşar. Ve o duruş, ne rüzgâra boyun eğer ne de zamana.
Ben seni…
Sokak lambasının altında üşüyen çocukların duası kadar sevdim…
Bir halkın susturulan türküsü kadar derin,
Bir annenin yıllardır dönmeyen evladına baktığı kapı kadar sabırlı…
Ve şimdi gecenin ortasında Diyarbakır susuyor…
Ama içimiz hâlâ bağırıyor…
Eşkiya aşklar yaşarım
Bir güneşin kızıllığında
bulurum gözlerini
Sevdalanırım dağlarına
Ben seninle ölmeye geldim
Yaşama'ya geldim umutlarımı
Hiçbir ayrılık anlatamaz sana duyduğum hasreti…
Hiçbir kelime, içimde sana dair büyüyen özlemi tarif etmeye yetmez.
Ben seni, bütün sevdaların ötesinden sevdim; insanların adını koyamadığı, ulaşamadığı, yetişemediği bir yerden…
Sana olan sevgim, bir mevsim gibi gelip geçen değil; zamana meydan okuyan, sessiz gecelerin en derininde bile adını kalbimde yaşatan bir özlemdi.
Ben Seni sevdiğimde
Gökyüzü bukadar mavi değildi
Çiçekler kokmuyordu Arjin
Soğuk kış aylarında hep üşürdüm
Denizin dalgalarını saçlarında bulurdum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!