Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

Allah'ın sevgili kullarından biri bir rüya görür rüyasında kendisine şöyle denir:

-Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beşinciden de kaç.

Sabah olunca dışarı çıkıp yoluna koyuldu gitti. Bir süre sonra karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine,

Devamını Oku
Recep Akıl

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:


- Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?


Devamını Oku
Recep Akıl


Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı, "Biraz bekleyeceksin hocam, dedi. İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum."

Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak, "Ekmeklerimi alayım," dedi. Benim ikizler acıkmıştır."

Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı. Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgâhın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.

Devamını Oku
Recep Akıl

Derler ki, vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim... Halil, evli çocuklu, İbrahim ise bekâr... İki kardeşin ortak bir tarlaları varmış. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş...

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış: "İbrahim kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle." "Peki, abi" demiş İbrahim...

Halil gitmiş çuval getirmeye. O gidince,"Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine."diye düşünen İbrahim kendi payından bir kaç kürek buğdayı abisinin tarafına atmış.

Devamını Oku
Recep Akıl

Evini yeniden dekore ettirmek isteyen bir Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, işte bu boşlukta ayağına çivi battığı için kımıldayamaz hale gelmiş bir kertenkelenin olduğunu görür.

Adam kertenkelenin bu çaresiz hali karşısında üzüntüye kapılır, kendisini kötü hisseder ve duruma hiç müdahale etmeden kertenkeleyi incelemeye başlar.


Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştır. Peki, nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmıştır? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak eşyanın tabiatına aykırıdır.

Devamını Oku
Recep Akıl


Osmanlı Devletinin güçlü zamanlarında, Fransa ile iyi ilişkiler kurulmuş. Bu ilişkiler doğrultusunda Fransa kralı bir elçisini Cihan Padişahına göndermiş, fakat İstanbul’a gelen elçi hünkârla bir türlü görüşememiş.

Kızlar ağasına artık bu huzura çıkma işinin uzadığını söyleyen elçi görüşme isteğini sultana iletmesini bin bir ricayla ifade ederek sabırsızlığını belli etmiş.

Kızlar ağası da elçinin bu sabırsızlığını anlayamadığını ifade ederek “Siz ne laf anlamaz adamsın böyle, şevketli sultanımız bugün seni huzura kabul etmeyecek çünkü çok hiddetli. Daha demin bir Frenk hokkabazı külahının altından tavşanlar çıkarmasına, alev alev yanan demir çubukları ağzıyla söndürmesine, sekiz arşın uzaktaki iğneye ipi takmasına rağmen huzurundan kovdu. Yani senin anlayacağın ‘ağzınla kuş tutsan nafile.’ Ama eğer dikkat çekecek kadar önemli bir hünerin varsa söyle zat-ı şahaneye arz edeyim belki seni huzuruna kabul eder,” demiş.

Devamını Oku
Recep Akıl

Suyun doğası bir felsefe anlatır.

Mesela dağdan akan suyu düşünün. En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez, etrafından dolaşıp devam eder akmaya.

Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufiler: “Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna.”

Devamını Oku
Recep Akıl

İstanbul kapalı çarşıya kervanlar gelir. Tüccarların siparişleri kumaş, kürk, baharat neyse dağıtılır. Daha sonra tüccarlardan paraları tahsil edilirmiş.

Yine bir alış veriş sonrasında, tüccarın biri hesap yaparken dört işlem hileleri ile kervancıyı 500 altın içerde bırakır.

Hesaptaki yanlışlığı anlayamayan kervancı Bağdat – Hicaz ve Mısır seferine çıkar.

Devamını Oku
Recep Akıl

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturup “Bakalım neler olacak?” diye gözlemeye başlamış.

Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler.

Pek çoğu da kralı yüksek sesle eleştirmişler. “Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyor,” diyerek.

Devamını Oku
Recep Akıl

Bir araştırma için bir araya gelen Fizikçi, Kimyager, Matematikçi ve Antropolog açık bir arazide araştırma yapmaktadır. Aniden bastıran yağmurdan korunmak için bir köylünün barınağına sığınırlar.

Köylü bir şeyler ikram edebilmek için dışarıya çıkar. Araştırmacıların her birisini dikkatini aynı şey çeker. Soba yerden 1 metre yüksekte ve altında taş kalıplar bulunmaktadır.

Fizikçi hemen yorum yapar. “Adam sobayı yükselterek konveksiyon akımını güçlendirmiş ve odanın daha çabuk ısınmasını sağlamıştır.”

Devamını Oku