İsraf ifrat hali, cimrilik ise tefrit halidir. Cenab-ı Hakk’ın verdiği ömrün her anını israfa kaçmadan ve terfide düşmeden yaşamak insan hayatına düzen ve denge getirir.
Dengeli olmak hayatı kolaylaştırır, kişiye huzur ve dinginlik vererek onun hem maddi ve hem de manevi verimliliğini arttırır.
Dolayısıyla dengeli bir hayat tarzı kendisini ve çevresini pek çok zorluk ve sıkıntıdan korur, muhafaza eder, hedefine varmada pek çok kolaylık sağlar.
Evrende mükemmel bir düzen ve uyum vardır.
Yüce Yaratan, yaratmasındaki mükemmelliği, evrende var olan düzen ve uyumu, yeryüzüne halifesi olarak göndermiş olduğu Âdemoğluna emanet etmiştir.
Ama insan bu emanete ne kadar sahip çıkabilmiştir ya da çıkmış mıdır?
İnsanoğlu büyük fırsatlar kollamayı bir kenara bırakıp, küçük de olsa önüne çıkan imkânları değerlendirmeyi bilmelidir.
Beklemek yerinde saymaktır.
Yerinde saymaktansa küçük adımlarla bile olsa ilerlemek daha iyidir.
En umutsuz ve çaresiz olduğunu düşündüğü anlarda bile insan eğer isterse mutlaka bir çıkış yolu bulur.
Yeter ki cesaretini kaybetmesin ve soğukkanlılığını yitirmeden, sabırla denesin ve yılmadan aramayı sürdürsün.
Görecektir ki mutlaka bir yol vardır.
Sevdiğimizi söylediğimiz şeyleri aslında niçin sevdiğimizin gerçekçi ve objektif bir muhasebesini yapacak olursak göreceğiz ki çok şaşırtıcı ve hayret verici sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Bu sebepten 'sevmek' kelimesinin bırakmış olduğu duygu kişiyi yanıltma özelliğine sahiptir.
Her insanın şeytanı kendi içindedir. Onu başka taraflarda aramasının hiç gereği yoktur.
İyi de kötü de kişinin kendisiyle birliktedir.
Şeytanını besleyip büyütmesi ya da yok etmesi kişinin yapacağı tercihle ilgili bir durumdur.
İnsanın en temel çıkmazı edinmiş olduğu ön yargıları ve buna bağlı olarak almış olduğu kararlardır.
Bu sebepten kişi ortaya çıkan problemlere söz konusu olan bu ön yargılarla bakmış olduğu ve bunlardan bağımsız davranamadığı için genellikle kolay kararlar alamıyor alsa bile yanlışlar yapabiliyor.
Ön yargılarımız bize hayatı zorlaştırır.
Değişen yaşam biçimi, rafine ve işlenmiş gıdalar çiğneme alışkanlıklarında da değişikliklere sebep oluyor. Besinlerin yeterince çiğnenmemesi insana çeşitli rahatsızlıklar olarak geri dönüyor. Çiğneme alışkanlığı kazanmak demek pek çok rahatsızlığın ortadan kaldırılması demektir.
Çiğneme memelilerin beslenmesinin ilk ve en önemli aşamasıdır. Çiğnemek canlılar için biyomekanik bir olaydır ve vücutta bazı sistemleri harekete geçirir.
Bunun yansıra parçalanan gıdalar kolayca hazmedilir. Besinlerin yeterince çiğnenmeden yutulmasının bağırsaklarda oluşan gazların önemli sebeplerinden biri olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
Sorgulamayı, soru sormayı karakterinin bir parçası haline getirmemişse insan taraf olduğu bir konuyla ilgili olarak lehine bir iddia duyduğu zaman hemen inanma eğilimi gösterir.
Tersine bir durumda da tavrı elbette inanmamak yönünde olacaktır.
Tam da bu sebepten kişi doğru sorular sormayı, sorgulamayı araştırmayı, danışmayı alışkanlık haline getirmelidir ki yanlış yapmaktan uzak olsun.
Allah'ın rızasını kazanmayı istemekten başka hiç bir amacı olmayan ve hayatını buna göre düzenleyen bir insanın hiç kimseye kötülük yapmayacağı açık bir gerçektir.
Öyleyse gerçek bir dindar aynı zamanda iyi bir insandır da. Çünkü böyle bir insanın kılavuzu sağlamdır.
Öte yandan dikkat edilmelidir ki dünyevi bir takım kılavuzlar son tahlilde yanıltıcı olma potansiyeline sahiptirler ve yolda bir yerde aksamaları muhtemeldir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!