ezanlar okunuyor şehrin üstüne
gece yırtılıyor an be an
yıldızlar ışıklarını kapatırken gülümsüyor sabah
ve rüzgâr senin şarkını söylüyor
Ezan sesi ikindi olduğunu haber veriyordu. Bu da artık yavaş yavaş evlere doğru dağılma zamanının gelmesi demekti. En azından kendilerini bir göstermeliydiler ki evdekiler merak etmesinler.
“Ben eve gidiyorum” diyerek oyundan ayrıldı Koşarak eve doğru yöneldi. Bir solukta evinin sokağa açılan bahçe kapısına vardı.
Bahçesinde ve içinde oyun oynadıkları, kendi aralarında ona “bozuk ev” dedikleri metruk bina ile evlerinin arası elli altmış metre ya vardı ya yoktu. Bahçe kapısından içeri girdi. Annesi evde değildi. İki kardeşi bahçede ağaçların altında oynuyordu. En ufak kardeşi de içeride beşiğinde olmalıydı.
hayalin gözlerimde şimdi
dondu beni izliyor
o eski pikaptaki plak
senin şarkını söylüyor
ne çabuk geçti zaman
bu yorgun bezgin ruhum ağır ağır ölüyor
Dua kelime olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek anlamını ifade eder.
Dinimizde ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi anlamını taşır.
Dua, sınırlı ve aciz olan insanoğlunun sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür.
sensiz olduğum saatlerde
seni yaşıyorum sensizlikte
bir gelsen bana
kucaklasam sımsıcak
sarılsam sımsıkı
Düşünce ve anlatım özgürlüğü kişisel gelişimin ana dinamosudur.
Bu dinamonun doğru ve etkin bir biçimde çalışmasının en temel argümanı bireyin isteğiyle ortaya çıkıyor olmasına rağmen onun yetkinliği ve becerisi ile doğru orantılı olarak gelişiyor.
Buna rağmen bu gelişim sürecini etkileyen toplumsal kabulleri de elbette hiçbir şekilde göz ardı etmemek lazım geliyor.
Totaliter anlayışların hâkim olduğu toplumlarda iktidarlar, merak eden, araştıran, soran, soruşturan birey ve bu bireylerden teşekkül etmiş bir toplum istemezler.
Çünkü bu kavramları içselleştirmiş bireylere sahip olan toplumların yönetilebilmesi için demokrasilerinin öngörmüş olduğu asgari şartların topluma hâkim hale getirilmesi gerekir.
Aksi takdirde o toplumu yönetmek imkânsız hale gelir.
İnsan Allah’ın yaratmış olduğu canlılar içinde en değerli olanıdır. O kadar ki onu yeryüzünde kendisine halife yapmıştır.
Her ne kadar işlemiş olduğu günah sebebiyle Cennet’ten yeryüzüne gönderilmişse de bu günahından dolayı ebedi affedilmemiş değildir.
Bazı batıl dinlere göre insanoğlu daha dünyaya gelirken günahkârdır ve bu günahı sebebiyle hayatı boyunca diyet ödemek durumundadır.
Yaşadığı süre içinde önüne çıkan imkânlardan ve seçeneklerden hangisini kabul edip, etmeyeceği konusu kişinin kendi kararlarıyla ilgili bir durumdur.
Günü gelip mizan kurulduğunda herkes yapmış olduğu tercihler sebebiyle her şeyin tek ve mutlak sahibine mutlaka ama mutlaka hesap verecektir.
İşte bu yüzden hayatı boyunca insanın önüne çıkan sebepler o nihai değerlendirmenin daha bugünden ortaya çık(arıl)mış sınav sorularıdır.
Koalisyon güçlerinin Suriye'deki DAEŞ terör örgütünü bitirmek isteyeceğini ben hiç düşünmüyorum. Çünkü DAEŞ'in silahlı gücünün neredeyse tamamı dışarıdan gelmiş yabancılardan oluşuyor.
DAEŞ eğer bölgeden sökülüp atılırsa bu savaşçılar boşta kalacaklar. Boşta kalan bu militanların geldikleri ülkelere geri dönmeleri halinde (ki başka ne yapabilirler) köşelerine çekilmeyeceklerini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Her türlü kullanıma açık olan bu militanları kullanmak isteyenler bir yerlerden çıkabilir ve bu birileri Avrupa ve ABD'yi kan gölüne çevirmek isteyebilir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!