Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

New York'ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi.

Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir is için Avrupa'ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyledi.

Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra. "Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok" dedi ve ekledi, “Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız".

Devamını Oku
Recep Akıl


Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, " İşte Türk, yani barbar, vahşi vs... "
demektedir...

Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere

Devamını Oku
Recep Akıl

Balıkesir’de Ali Şuuri İlkokulu karşısındaki boşlukta eski ayakkabı tamircisi kır, pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp) dede vardı.

Çanakkale'yi ziyaret ettiği bir gün ağlayarak şu hikâyeyi anlatmıştı bize.

- Rahmetli babam Hafız Ali Çanakkale'de kaldığında anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yok. O günler çok zor günlerdi, seferberliğin sıkıntıları, kuvayı milliye zamanı, işgal yılları, kurtuluş savaşı... Yokluk sıkıntı...

Devamını Oku
Recep Akıl

Fransa’da, ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir. Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar:

Ne yapıyorsun?”

“Nesin sen, kör mü?” diye öfkeyle bağırır işçi. “Bu parçalanması imkânsız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter.”

Devamını Oku
Recep Akıl

Bir gece, vakit gece yarısına doğru Alabama Otoyolu'nun kenarında duran bir zenci kadın gördüm.

Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu.

Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. Onu arabaya aldım ve kente götürdüm. Bir taksi durağında bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim.

Devamını Oku
Recep Akıl


Eski Yunan’da, Sokrates bilgiyi saklaması nedeniyle saygıdeğer bir ün yapmıştı.
Bir gün büyük filozof bir tanıdığına rastladı ve adam ona

“Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” dedi.

Devamını Oku
Recep Akıl

Yağmurlu ve soğuk bir kış günü, yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı.

- Eski gazeteniz var mı, bayan?

Çok işim vardı. Önce "hayır,"demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi.

Devamını Oku
Recep Akıl

Büyükçe bir parkın banklarından birinde orta yaşlı bir adam uzakta oynamakta olan oğlunu seyrediyordu. Bu sırada yanındaki boş yere bir kadın ilişiverdi usulca. Kaydıraktan kayan kırmızı tişörtlü çocuğu işaret etti:

-Şu kayan benim oğlum.

-Allah bağışlasın, pek güzel bir çocuk! Dedi adam. Salıncaktaki mavi gömlekli de benim oğlum.

Devamını Oku
Recep Akıl

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yasında bir çocuk pastaneye girdi.
Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu:

- Çikolatalı pasta kaç para?

- 50 cent.

Devamını Oku
Recep Akıl

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan ayni hastalıktan mucizevî bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu.

Doktor durumu beş yasındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve

-Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı. Dedi.

Devamını Oku