- Adam Bosna’da yakıt ikmali yapa yapa 8 saat uçmuş.
“Anadolu Kartalları” adlı Türk yapımı bir film var. Seyredenler hatırlayacaklardır, bu filmin bir sahnesinde pilot adayları oturmuş sohbet ediyorlar. Laf bir ara komutanlarına geliyor. Doğal olarak onun yapıp ettikleriyle ilgili olarak da konuşuyorlar ama daha çok komutanlarını övüyorlar. İçlerinden birisi de bu cümleyi söylüyor.
- Adam Bosna’da yakıt ikmali yapa yapa 8 saat uçmuş.
Düşünmek insana özgü bir şeydir. Zaten düşünebildiği içindir ki insan diğer yaratılmışlardan ayrıcalıklı bir yere sahiptir ve Allah’ın yeryüzündeki halifesidir.
Bu yüzden her hareketini, her yaptığını önce düşünür, hesaplar ve sonra yapar, yapmalıdır.
Ve tabi yapıp ettiği her şeyin ve her davranışın, Rıza-i İlahiye uygun olması gerçeğini söylemeye sanıyorum gerek yoktur.
111 - İnsanın konuştuğu dilin sınırları onun aynı zamanda düşünme kapasitesinin de sınırlarını oluşturur. Çünkü her insan kullandığı dili ne kadar konuşabiliyorsa o kadar düşünür.
112 – Allah’ın rızasını kazanmak insanın en önde gelen amacı olmalı ve hayatını her yönüyle buna göre düzenlemeli ve yaşamalıdır.
113 – “Dostum” dediği kişilere her hangi bir nedenle kendisini hatırlatma gereği duyuyorsa insan, o kişi onun dostu ve hatta arkadaşı bile değildir. Dosta davet gerekmez. Çünkü dost dostun her an yanında ve her an ondan haberdardır, binlerce kilometre uzakta bile olsa.
21 - Hani derler ya "Tebdili mekânda ferahlık vardır," diye. Bence hiç de öyle değil. Eğer, gittiği yere kendisiyle birlikte hayat tarzını da götürüyorsa insan, mekân değiştirmenin hiçbir anlamı olmadığı gibi faydası da yoktur. Bedava zaman kaybı...
22 - Hayat adildir, herkese hak ettiğini verir. Ölüm de adildir herkese eşit davranır. Ve her ikisi de sen varsın diye vardır.
23 - Sorumluk duygusundan uzaklaşmak kişisel -dolayısıyla toplumsal- yozlaşmanın fitilini ateşler. Yozlaşmak ise bozulup çürümeye sebep olur.
231 - Bir işle uğraşarak ortaya bir şeyler çıkartıp üreten insan, iş yapmanın ne kadar zor bir şey olduğunu bildiği için her hangi bir işin ucundan tutan birinin yaptığı hatalar karşısında daha hoşgörülü ve anlayışlı olur.
232- Güngörmüş olmak için illa belli bir yaşa gelmiş olmak gerekmiyor. Güngörmüş olmak demek hayata baktığınız pencerenin ne kadar temiz olduğuyla ve o pencereden neyi görüp tefekkür ederek algıladıktan sonra nasıl aktardığınızla ilgili bir durumdur.
233- Her düşündüğümüz bize doğruymuş gibi gelir. Ama aslında öyle midir? Bunu öğrenmenin en kolay yolu fikirlerimizi ortaya koyup, doğru olup olmadıkları konusunda onları teste tabi tutmaktır.
301-Konuşmak, yerine göre çok etkili bir silah olabilir. Çünkü insan konuşabildiği ölçüde fikirlerini başkalarına iletme imkânı bulur.
302-Çevresel bir takım faktörler, baskılar ve zorlamalar bizi ancak biz izin verirsek etkiler. Bu baskı ve zorlamalar karşısında ne kadar direnebilir, mantık ve muhakeme gücünü ne kadar koruyup kullanabilirsen kendini çevreye ve kendine karşı o kadar özgür kılarsın.
303-Savunma ihtiyacı bir iddia karşısında ortaya çıkar. Ama iddianın da savunmayı gerektirecek bir ciddiyeti olmalı ve delillere dayanmalıdır ki değeri olsun. Ciddiyeti olmayan ve sadece karalamak amacıyla ortaya atılmış olan bir iddia karşısında savunma yapmaya kalkışmaksa ciddiyetsizliğe ve özensizliğe prim tanımak olur. Böyle bir durumda en iyisi susmaktır. Çünkü gerçek eninde sonunda ortaya çıkar.
311-- Kötüye kızmamak lazım. Bilakis ibret almak gerekir. Çünkü kötülük olmasaydı iyinin kıymeti bilinmezdi. Her şey zıddını öne çıkartır.
312- Üretmiş olduğun şeyin teknolojisi milli değilse o şeyi üretirken kullanmış olduğun sermayenin milli olması üretileni yerli yapmaz.
313-Değerli olan yarışın başında değil, sonunda listenin en üst sırasında olmaktır.
31– Hayat yolu kimi zaman yukarı doğru çıkarken kimi zaman da aşağı doğru iner. Ne çıkarken sevinmeli ne de inerken üzülmelidir. Her iki durum da Cenab-ı Hakk tarafından insana verilmiş bir nimettir; anlayabilirse eğer. Verene şükredip verilenin kıymetini bilmek ibadettir.
32 - Hatalarını başka yerlerde değil de kendinde ara ki bahaneler üretmeyesin. Çünkü ürettiğin bu bahanelerin ardına saklanıp hatalarının oluşmasının asıl sebeplerini gözden kaçırırsın.
33 - Eğer sahip olduğun gücün tamamını ortaya koyarak mücadele etmişsen, yarışın hakkını vermişsin demektir. Kazanmış olman ödülün olur. Ama kaybetmiş olsan da üzülme, kimse seni suçlamaz. Bilakis cesaretin ve azminden dolayı daha çok alkışlar ve takdir eder.
321-Hiç kimsenin hata ve kabahatini ortaya çıkartmak için uğraşma. Aynı şeyi bir başkasının sana yapması durumunda ne yapacağını bir düşün.
322-Yaptığın hatalardan dolayı ne kendini ne de başkalarını suçla. Suçlamak hatayı kabullenmemiş olmak demektir. Yapılacak en doğru şey, hatalarını sükûnetle kabul edip, onlardan ders çıkartmayı bilmek ve bunları düzeltmeye çalışmak olmalıdır. Çünkü insanın kendi hata ve kabahatlerini içtenlikle kabul etmesi ve düzeltmeye çalışması her Âdemoğlunda bulunamayacak kadar değerli bir erdemdir.
323 - İnsanlara yumuşak davran ve sevgiyle yaklaş. Bil ki nasıl davranırsan genellikle o şekilde karşılık bulursun.
331 - İnsanoğlu doğarken yalnızdır, bu dünyadan giderken de. Bu iki zaman dilimi arasında ilgilendiği şeyler sadece bir aldatmacadan ibarettir. Ana, baba, eş, çoluk, çocuk, mal, mülk, para, pul... Hepsi yalan... Bu sebepten kişinin yalanlarla avunmaktansa geçeğin peşinden gitmesi kendi hayrınadır.
332 - İnsan hayatı boyunca hep bir öğrenci olarak kalmayı tercih etmiş olursa eğer karşısına çıkması muhtemel bütün sorunlara daha başından engel olma ihtimalini arttırır. Çünkü öğrenmeyi kabullenmiş olan biri bilmediğini de kabul etmiş demektir. Bilmeyen iddia etmez. Ortada bir iddia yoksa iddianın tezahürü olan çekişme de yoktur.
333 - Kahraman olmak karakter sahibi olmaktan kolaydır. Karakter sahibi olmak için de mücadele etmek zorundadır insan, tabi öncelikle kendisiyle. Eğer kişi nefsiyle girdiği bu mücadeleden kazanarak çıkarsa zaten kahraman olmuş demektir; kendi kahramanı. Kendi kahramanı olan insanın zaten başkalarının kahramanı olmasına da ihtiyacı olmaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!