Şöhret ve itibar insana başkaları tarafından verilen payelerden yalnızca ikisidir.
Başkaları tarafından verilen şey yine o başkaları tarafından kolaylıkla geri alınabilir.
O zaman günün birinde kaybedeceği bir şey için başkalarının önünde eğilmek insana hiç yakışmaz.
Ne yaşarsak yaşayalım, nasıl yaşarsak yaşayalım, her halükârda yine de kaderimizi yaşarız.
Ama kendi tercihlerimizi yaparak ama bize dayatılanları yaparak.
Basit bir tanımı yapılacak olunursa eğer kader, kişinin cüzi iradesiyle karar verip uyguladığını Külli İrade’nin ezelde yarattığıyla örtüştürmesidir.
Hayat bize bir takım kazançlar sağlıyormuş gibi görünse de aslında genel anlamda kayıplardan ibarettir.
Kayıplarını düşünerek hayıflanıp küsmektense, hayata asılmaya devam etmelidir insan.
Çünkü nasıl olsa ömrü olduğu sürece kaybedecek daha pek çok şeyi olacaktır ve tabi isterse bu dünya için değil ama asıl dünyası için kazanacak pek çok şeyi.
Bir fikir savunulmaya başlandığı andan itibaren fikir olmaktan çıkar ve başkalarının gözünde bir iddia halini almış olur ki bu durum o fikrin kanıtlanması ihtiyacını ortaya çıkartır.
Her ne olursa olsun muhtaç olma durumu genellikle acziyet ifade eder.
Sonuç olarak savunma ne kadar mantıklı ve ikna edici de olsa son tahlilde bir hatanın düzeltilmesi ya da bir eksiğin tamamlanması için ortaya koyulmuş bir eylemdir.
Sürekli ölümü hatırlayıp düşünüyor olmak insana çok ağır bir yüktür.
Ama akıldan da çıkartmamak gerekir.
Çünkü ölüm, insanın hayat karşısındaki duruşunu belirler.
Sebeplere bağlı olarak yaşamayı seçmek kişiyi bir süre sonra başkalarına muhtaç hale getirir.
Böyle bir tercih yapmaktansa bir şeylere sebep olmayı denemelidir insan.
Fakat bunun için öncelikle gerekli olan bilgiye sahip olmak, sonra üretmek için emek sarf etmek ve tüm bunları yapabilmek için de yeterli cesareti göstermek gerek.
Milli sermayenin ülkede iktidarı ele geçirmesi ve bunu evrenselleştirebilmesinin yolu kendisini geliştirmekten geçiyor.
Bu gelişimi sağlayabilmek için de ithal teknolojileri bir tarafa bırakmak ve yeni keşifler ortaya koyabilecek atılımların peşinde olmak lazım.
Buzdolabı, televizyon ihraç ediyoruz diye övünmek avuntudan başka bir şey değildir.
Hayat insanı zaman zaman bazı seçimler yapmaya zorlar.
İşte tam da bu anlarda kişinin yapacağı tercihler onun hayat karşısındaki duruşunu belirler.
İnsanın vermiş olduğu her karar bir sonrakine zemin hazırlar. Çok doğaldır ki bu durum ister istemez belirleyici yönüyle kişinin hayatına müdahale eder.
Düşünmek insana özgü bir şeydir.
Zaten düşünebildiği içindir ki insan diğer yaratılmışlardan ayrıcalıklı bir yere sahiptir.
İçgüdüsel bir takım hareketleri kişiliğinin parçası haline getirip bunlarla hayatına yön vermeye kalkıştığı zaman kişi hayvanlaşma eğilimi göstermeye başlamış demektir.
İstediği her şeye zahmetsizce ulaşmayı öğrenmiş bir çocuk için ileride yaşayacağı hayatın bıkkınlık verici bir hale dönüşme ihtimali çok yüksektir.
Olabilir ki büyük imkânlar elde etmiştir.
Bu sefer de tatminsizlik duygusunun cenderesinde çırpınmaya başalar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!