Hani derler ya “Kendi gözündeki merteği görmez de başkasının gözündeki çapağa laf eder."
Ne yazık ki böyle.
İstisnalar kaideyi bozmaz ama hangimiz bu yanlışı yapmıyoruz?
Kavgada herkes kendi tarafını tutar. Haksız da olsa durum böyledir.
Çünkü taraflardan biri haksızlığını kabul edip geri çekilmeye ve konuşmaya kalksa bilir ki karşı taraf dinlemeyecek ve üzerine gelip kendisine zarar verecektir.
Bu sebeptendir ki konuşmanın en uygun zamanı her iki tarafın da kavgadan bezip birlikte bir adım geri çekilmesinden sonrasıdır.
“Yiğidin hakkını yiğide teslim etmek,” diye bir deyim vardır. Yine “makul olmak, adil olmak, hoşgörülü olmak,” gibi ve daha bunlara benzer pek çok deyim...
Tüm bunlar ve benzeri deyimler insanın vicdan sahibi olması gerektiğini ifade ederler.
Zaten söz de vicdan sahibi olana söylenir.
Bir insan her hangi bir şeyi hiçbir şüpheye meydan vermeyecek şekilde militanca savunuyor, savunduğu şeye karşı her hangi bir ithamı, hatta en küçük bir eleştiriyi bile kabullenmiyorsa, bu görüntüsü de önceden sınanmamışsa ve sınanmadıkça o kişiye şüpheyle bakmak gerekir.
Tecrübeler göstermiştir ki en çok bağırıp çağıran, atıp tutan kişi, iş harekete geçmeye geldiğinde ilk önce kaçıyor.
Boşuna denmemiştir. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,” diye.
Zalim zulmetme cüretini elindeki güçten alır. Ama bilinir ki hiçbir zulüm ilelebet hüküm sürememiştir.
Zaten zalimin elinde tutmuş olduğu gücü ortadan kaldıracak olan şey de o gücün bizzat kendisidir.
Çünkü her şeyin daha büyüğü mutlaka vardır ve her büyük kendisinden daha büyüğe değil, kendisinden daha küçüğe yönelir.
Akıl insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir.
İnsanın varlığını koruyup geliştirebilmesi ancak akılla mümkündür ama bir şartla.
Bir takım kılavuzlara ihtiyaç duysa da akıl mutlaka bağımsız ve özgür olmak durumundadır.
Zor olan şey aslında önümüze çıkan sorunların çözümü için yapılması gerekenler değildir.
İşin en kolay yanıdır bu.
Zor olan, yapılması gerekenin bize çıkartacağı maliyeti karşılayıp karşılamamakla ilgili olarak verilmesi gereken karardır.
Hata yapmak son derece insani bir durumdur. Hatasızlık sadece ve sadece Allah'a mahsustur.
Kişi eğer bu gerçeğin farkında olarak yaşamını sürdürür ve hata yaptığında bunu kabul etme erdemini gösterebilirse sonraki adımlarını daha doğru atabilme şansı elde eder.
Aksi takdirde attığı her adımın yönünü geçmişinde yapmış olduğu fakat düzeltmekten kaçındığı hataları belirler.
İnsanın kendisini geliştirmek için harcayacağı emek hiç de boşa harcanmış bir emek değildir.
Kişisel gelişimin olmadığı yerde toplumların
Birilerine bir şeyler anlatmak gibi bir derdi varsa insanın bunu dolambaçlı yollara sapmadan, süslü laflar etmek merakıyla evirip çevirmeden basit ifadelerle söylemesi amacına hizmet etmesi için yeterlidir.
Çünkü insanlar sizin ne kadar güzel cümleler kurduğunuza değil ne demek istediğinize bakarlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!