İngiltere, Türk Savunma Sanayii'ne uyguladığı yaptırımları kaldırmış.
Bak, bak, bak ... Kurnaza bak.
Bu karardaki hinliği hiç anlamadık zaten. Biz aptalız ya.
Ama onlar da haklı, Türkiye çok fena sallıyor. Bu gidişle işler onlar açısından daha da kötüye gidecek, çaresizler.
Türkiye'yi durduramayacaklarını anladılar da çareler arıyorlar.
"Hadi naş" derler adama. Akıllarınca yaptırımları kaldırırlarsa işin kolayına kaçar savunma sanayindeki atılımlarımızı rehavete kapılıp gevşetiriz sanıyorlar.
Hayat yolu kimi zaman yukarı doğru çıkarken, kimi zaman da aşağı doğru iner. İnsan ne çıkarken sevinmeli, ne de inerken üzülmelidir.
Aslında her iki durum da insanoğluna verilmiş bir nimettir. Anlayabilir, algılayabilirse eğer. Bu durumda makul olan ve insanın payına düşen verene şükredip, verilenin kıymetini bilmektir.
Verene şükredip verilenin kıymetini bilmek, Allah'a kul olmanın en alt mertebesidir. Bu seviyede sebat etmeyi başarmak, yükselmek için atılan ilk adım demektir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan A Haber Kanalı’nda katıldığı bir canlı yayında sorulan bir soru üzerine Koç grubu Yönetim Kurulu Mustafa Koç ve kardeşi Ali Koç’la bir görüşme yaptığını söyledi.
Gazeteci Mehmet Barlas’ın açıkladığına göre Kuzey Irak Lideri Mesut Barzani’nin aracılığıyla alınmış bu randevuyla yapılan görüşmede Sayın Başbakan Koç Grubu temsilcileriyle ekonomik konulardan söz ettiklerini anlattı.
- Sana uzatılan eli geri çevirmeden önce iyi düşün. O eli tutmaya karar vermişsen eğer, o zaman da sakın körü körüne bir güven duygusu içinde olma.
- Her zaman barış ve dostluktan yana ol. Ama bu mevhumlarla seni aldatmalarına asla izin verme. Dikkatli ve uyanık ol.
- Aklını doğru kullanmayı öğren ama ona da gereğinden fazla güvenme. Çünkü gün olur akıl da şaşırabilir, onun bile bir kılavuza ihtiyacı vardır.
101 – İmkânsız diye bir şey yoktur. İmkân denilen şeyin sınırlarını Kaderi İlahi belirler. Çünkü kaderi de yaratan imkânsız olanı olabilir hale getirebilecek güce sahiptir.
102 - İnsan son anını görmeden “kurtuldum,” dememelidir. Çünkü Cenabı Hak iyiyle ya da kötüyle kulunu her an sınar.
103 – Ve evet, dost arayana Allah (c.c.) yeter.
731- Savaşmak istemiyorsan savaşa her an hazır olmalı ve hazır olduğunu düşmanının da bilmesini sağlamalısın.
732- Büyük kahkahalar büyük acıları, onca kalabalıklar içinde insanın yalnızlığını, kederlerini, çaresizliklerini örtmeye yarayan bir enstrümandırlar.
733- İnsanoğlunun en büyük açmazı yetinmeyi bilmeyip açgözlü davranması ve bu eksikliği nedeniyle de güzelim dünyayı yaşanamaz hale getirmesidir.
1001- Bizde bir laf vardır der ki “ İnsan insanın kurdudur. Bu söz ne yazık ki boşuna söylenmiş bir söz değil. Hâlbuki insan insanın yurdu olsa daha güzel değil mi, ya da ufku? Fakat bir türlü tatmin edemediğimiz hırsımız, evcilleştiremediğimiz ilkel yanımız, zapt edemediğimiz nefsimiz bizi bize bırakmıyor. Yazık değil mi bize?
1002- Rıza-i İlahi'ye uygun hareket etmenin yolu şükür nimetini gereği gibi kullanmaktan ve kişinin hayatının her anında şükretmeyi kendisinde alışkanlık haline getirmeyi bilmekten geçer.
1003- Aslolan tavır ve davranışlarımızı başkalarının bizi övmesi için değil, Cenab-ı Allah'ın rızası doğrultusunda düzenlememiz gerektiğidir. Yoksa uğraşımız boşuna olur ve Allah indinde bir kıymete sahip olmaz. Azze ve Celle.
161 - Eğer birine güveniyorsan, o da bunu biliyorsa ve eğer vicdan sahibi biriyse sana kolay kolay ihanet etmez.
162 - İnsan hep kaybettikleri için hayıflanır da kazandıklarını görmezden gelir. Aslında en iyisi insan kaybettiklerinin ardından üzülüp duracağına elindekinin değerini bilerek şükretmesidir.
163 - Hayatından sevmediği ve istemediği şeyleri uzaklaştırabilmesi için kişi sevdiklerine ve istediklerine gerçek değerlerini vermelidir ki bunlar hayatında devamlı surette yer bulabilsinler. Aksi takdirde çevresi hep onun onaylamadığı şeylerle kuşatılır ve elbette bu durumda hayat onun için çekilmez bir hal alır.
Büyük kızım henüz iki yaşındaydı bir sabah kalktık bir baktık ki her yer bembeyaz. Gece kar yağmış bahçede en az yarım metre kar var. Hafta sonu. Bizim buralara bu kadar çok kar her zaman yağmaz. Fırsat bu fırsat, kaptım kızı dışarı çıkartıp bahçede karlara yatıracağım. Annesi önüme geçip engelliyor. İlla ki üzerine montunu falan giydirecek.
Ben itiraz ediyorum. Çocuk soğuğu iyi bir hissetsin istiyorum "Nuh,” diyor, “Peygamber,” demiyor. "Bu kadar korumacı olmak iyi değil," diyorum, dinlemiyor. " Böyle olmaz sonra çıtkırıldım olur," diyorum. "Olsun, zaten o bir kız çocuğu," diyor. "Soğuğa da alışsın, soğuğu da tanısın." diyorum. "Daha sonra alışır," diyor işi yokuşa sürüyor.
Bakıyorum olmayacak kaptığım gibi kızı doğru dışarı. Yatırıyorum karlara bir hoşuna gidiyor bir hoşuna gidiyor. Hanım bakıyor ki kızın neşesi yerinde çaresiz sesini kesiyor. Biraz tedirgin ama gülümseyerek bizi izliyor.
İlkokul iki ya da üçüncü sınıfta (hangi ders kitabıydı, yoksa bir hikâye kitabı mıydı, şimdi hatırlamıyorum) bir kitaptan bir resim kalmış aklımda, zaman zaman ortaya çıkan.
Bir elinde kılıç diğer eli belinde şu Amerikan filmlerindeki Romalı askerlerin giydiğine benzer bir kıyafetle ortasında bir düğüm olan gergin bir ipin önünde duran asker resmi bu. Resmin altında da " Büyük İskender Gordion düğümünü keserken." cümlesi var.
Tabi o yıllarda İskender'i de Gordion'u da nereden bileyim? Çocuk aklımla İskender denilen adamın durup dururken niçin böyle bir şey yaptığına bir anlam verememiş ama bunu da hiç kimseyle paylaşamamıştım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!