aşk kadar eski bir sokakta rastlayayım sana
hiç tanışmamışızcasına sık elimi
alaycı merhametiyle bir yabancının.
tarumar et gözlerinle içimdeki hengameyi
en buğulu karanlıklarımın
şafakları doğsun
o ürkek ama mağrur bakışlarında.
talan etsin ruhumun her bir ücrasını aydınlığın.
tanıdık bir telaş sarsın tenlerimizi
yıkılsın varlığım varlığıyla saltanatının.
soyunalım korkularımızın çocuksu çıplaklığına
çırpındıkça yalnızlığımız soluklarımızda.
anlayalım kaç bahardır üşüdüğümüzü
esirken kaçak dokunuşlarımızın sıcaklığına.
alışılagelmiş tüm kelimeleri tüketelim seninle
usturaları kanatsın dudaklarımızı kelimelerin.
kendi dilimizin uçurumlarından atalım birbirimizi
ardından bir dünya yaratalım kafiyelerimizle varolan.
ve “sen” dediğimde içimdeki tanrılar
derbeder olsunlar
cılız bedenleriyle kutsal ateşinden aşkın.
esen rüzgarın hayasızlığından tanıyalım hinliği
hece hece akarken perçinlenmiş kini gözlerinden çocukların.
her gece gardiyanı olalım genç ömrümüzün
ardından nice şafakları kuşatalım karanlıklarımızdan aydınlıkları doğuran.
paslı sakalları ağarırken zamanın
bırakalım yıkasın geçmiş alınlarımızı
prangalı elleriyle.
sonra harita diye yüzlerimizi koyalım ortaya
bitmek bilmeyen bir sıla hasretiyle
kavrulsun avuçlarım
kıvrımlarının başladığı her bir noktada.
sesin
yüreğimdeki kaçak dağları aşıp
vicdanımla çarpışsın vietnam sokaklarında.
namlusuyla boğuşurken 50’sindeki kadın
yamalı eteklerinde dağılsın düşleri.
göğsünde yeşerirken umudun tohumları
öksüz çocuklarının acıları diri tutsun öfkemizi.
Kayıt Tarihi : 5.05.2026 22:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



