O kadar ümitsizdi ki
Sevebilme ihtimali bile imkansızdı
Bizli rüyalardan bile mahrum kaldım
Gerçek denilen yalan
Hiç bu kadar acıtmamıştı canımı
Boş çerçeveler gibi yalnız yürekler,
Denizi kurutur,
Ayı da, sürüklermiş geceden.
Emekleyen bir çocukmuş Güneş.
Vaktinden geç gelen,
Bir şekilde yanaştık da
Limana değil bu kez
Fırtınaya
Öldük demek için belki çok erken
Ama tükendik ustam
susuyor insan.
gün dönerken,
kandiller sönerken bir bir içinde...
suya inerken bir yosma,
en hassas yerinden kırılmışken zaman,
Dili suskun iklimlerde
Rüzgarından tanıdım seni
Nefesinin Lodosuna değdiğinden bu yana dudaklarım
Ilık bir tutku kaplar içimi
Şimdi nerde bir rüzgâr esse
Bağladım göz pınarlarımı tüm denizlere.
Akan sular gözyaşlarımdır bilesin.
Hangisinde yüzersen yüz,
Hangisinden içersen iç,
Tenine değen her damla ben olacağım.
Şimdi kulağınızı değil de
Kalp kulakçığınızı da açsanız
Yine de duyamazsınız beni
Çünkü bir ucu körelmiş
Diğer ucu kararmıştır kalbinizin
başkasını suçlamak kolay,
ya suçlu sensen!
insanın kendine ettiği ihanetin bir bedeli var mıdır?
Ne için büyüyoruz?
Ne için öğrenip, gelişiyoruz?
Dünyada olup biten rezillikleri daha iyi anlamak ,
Ve hiçbir şey yapamamak için mi?
Bir insana yapacağınız en büyük kötülük onu bir robota çevirip kendinden uzaklaştırmak veya kendinize benzetmeye çalışmaktır.
Yetenekleri keşfedilmemiş insan, henüz keşfedilmemiş insanıdır.
Öyle acımasız denklemler kuruyoruz ki kafamızda: Her insanın kurduğumuz bu denklemlere göre şekillenmesini istiyoruz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!