Ben Şirin sevdim sene bilmem kaçta,
Ferhat gibi dağları deldim vardım yanına,
Hala hatıralarım vardır Amasya dağlarında.
Leyla'yı da seven bendim çöl ortasında.
Oysa Mecnun olmuş birinin düştü peşine,
Yusuf muyum ben yakasın Güneş yerine,
Karanlıkları dost edindim yatarım gecelere,
Sen se Zindanlara parlamamı bekliyorsun,
Yusuf muyum ben nur saçayım Zindanlara.
Umutsuz bir aşkı bekliyoruz ikimiz de,
Bir yiğit gördüm bizim diyarda,
Sallandı bir pehlivana benzer,
Zal oğlu Rüstem halt etmiş yanında,
Giydiği şalvarı fistana benzer,
Bir göz süzdü geçti bey diyarına,
Beyler deresinde bir köprü yapılmış,
Hangi mühendise çizdirdin projeni,
Ne kadar para burada savrulmuş,
Hangi çalışana nasip olmuş hangi işçiye.
Yılan yılan olmuş köprünün başı,
Bir hürriyet ahval oldu bizlere,
Beyin de kölelik devam ediyor,
Bu hürriyet anladım zenginlere,
Bizde ki börek mi dilek mi bilmem.
Köylüsün diyor çarık giysene,
Bilmiyorum bende sabır mı, iş mi,
Her üzülenlere dost oldum kaldım,
Bir çiçek açmış kendi bahçem de,
Oysa düşlerimle ben Kış'a daldım.
Gitti dostlarım hep belirsiz yollara,
Hiç konur mu sevgi mezar taşlarına,
Düşman olur mu bir baba evlatlarına,
Bazen bir Alo, bazen selamdır baba.
Bazen hastalıkta bazen Bayramda,
Unutulandır Baba.
Elinden ekmek yer onlarca evladı,
Hasret mi dedin şimdi sen bize,
Giderken ardında adın kalmış,
Gözlerin son kez bakmış denize,
Bir küçük tencerede hasretin kalmış.
Ellerin soğumuş sol yanımda,
Ben bu kapıya daha gelmem,
Solmazdım seni tanımasam,
İstanbul İstanbul olmazdı bilirsin,
Kız kulesi yıkılırdı denizlere.
Konstantinapol İstanbul olurdu,
Bir dere vardı bir dere bizim köyde eskiden,
Coştum mu suyu ile deli gibi coşup akan,
Bir dere vardı bir dere bizim köyde eskiden,
Aktıkça göz yaşına ortak olarak ağlatan.
Bulanırdı taşardı yollar, dağlar sel olur akardı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!