Hep yalan söyledi kol saatleri,
Yalnız başına bırakıp sormadılar,
Boşa verildi zaman randevuları,
Beklenen sevgililer gelmediler.
Bir Azrail gecikmedi randevuda,
Dağları bahçe ettim ararsan çık gel dağlara,
Toprağı Güllerle bitirdim rengarenk kızıllarla,
Dudağı Güller açan çık gel Güllerin arasına,
Gel sende katıl güzelim benimle o dağlara.
Sonra meyveler diktim uzun uzun sıra sıra,
Kurulmuş bir saltanatım Anadolu'da,
Bir burcum Iğdır, bir burcum Viyana,
Nice çocuk büyüttüm salladım salıncakta,
Nice yağmurlar biriktirdim sana kucakta.
Anadolu'yum ben yıkılsa da kalelerim,
Bizim köyün türlü türlü hali var,
Anlatsam anlamaz akıllı olan,
Alisi var Velisi var bir de Nebi var,
Anlatsam anlamaz akıllı olan.
Zibet dediklerin Nebinin eşi,
Özlemişsin öyle demişsin komşuya,
Ağaçlar çiçekler açmadan gel bana,
Kapılar kilitlidir giremezsin odama,
Geleceksen ben evden gitmeden gel.
Yağmur yağar sel alır olur ya köy yolu...
Kara kaplı defterine bir bayram,
Yine ekledin mi bilmem sevdiğim,
Gelir diye diye yollarımı erkenden,
Yine bekledin mi bilmem sevdiğim.
Şafak mı sökmedi, gecemi bitmez,
Benimde dedem vardı zamanında,
Bacadan girmezdi Noel Baba gibi,
Hediyeler de getirmezdi her zaman,
Cebinde sadece bana şeker taşırdı.
Ne kırmızı don giyerdi ne haçı vardı,
Bu ev benim diyordu Babam,
Bu ev benim benim istediğim olur,
İşte o gün yaşamıştım ben,
İçimde patlayan o boş gurur...
Yalnızlığı o gün anladım bilemezsin,
Beyazlar içinde geldin kollarıma,
Bulutlardan esen perdeler vardı,
Benim sevgim temizdi her şeyden,
Yavaşça gökten süzülen karlardı.
Ne beni terk ettiler nede ihanet,
Suçlu yalnız dil değil Savcı Bey;
Gözleriyle beni vurdu o Ceylan,
Dudakları inkar eder elbet bilirim,
Sözleriyle beni vurdu o Ceylan.
Mahpus etti kapısında çürüttü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!