Suçlu yalnız dil değil Savcı Bey;
Gözleriyle beni vurdu o Ceylan,
Dudakları inkar eder elbet bilirim,
Sözleriyle beni vurdu o Ceylan.
Mahpus etti kapısında çürüttü,
Bir yiğit gördüm bizim diyarda,
Sallandı bir pehlivana benzer,
Zal oğlu Rüstem halt etmiş yanında,
Giydiği şalvarı fistana benzer,
Bir göz süzdü geçti bey diyarına,
Beyler deresinde bir köprü yapılmış,
Hangi mühendise çizdirdin projeni,
Ne kadar para burada savrulmuş,
Hangi çalışana nasip olmuş hangi işçiye.
Yılan yılan olmuş köprünün başı,
Bir hürriyet ahval oldu bizlere,
Beyin de kölelik devam ediyor,
Bu hürriyet anladım zenginlere,
Bizde ki börek mi dilek mi bilmem.
Köylüsün diyor çarık giysene,
Bilmiyorum bende sabır mı, iş mi,
Her üzülenlere dost oldum kaldım,
Bir çiçek açmış kendi bahçem de,
Oysa düşlerimle ben Kış'a daldım.
Gitti dostlarım hep belirsiz yollara,
Hiç konur mu sevgi mezar taşlarına,
Düşman olur mu bir baba evlatlarına,
Bazen bir Alo, bazen selamdır baba.
Bazen hastalıkta bazen Bayramda,
Unutulandır Baba.
Elinden ekmek yer onlarca evladı,
Bir dere vardı bir dere bizim köyde eskiden,
Coştum mu suyu ile deli gibi coşup akan,
Bir dere vardı bir dere bizim köyde eskiden,
Aktıkça göz yaşına ortak olarak ağlatan.
Bulanırdı taşardı yollar, dağlar sel olur akardı,
Geçmişim yüklü bir kara tren,
Bir vefa görmedim ellerinden,
Hep acı madeni doldu yüreğim,
Bir elveda deseydin giderken.
Gittiğin gezdiğin şehir yabancı,
Gelmiyorsun demişsin, artık sevmiyorsun demişsin,
Bak bu kısmı anlatamam işlerim yoğun bitmiyor çalışmam,
Gece Sabaha kadar Yıldız çizerim gökyüzüne tek tek,
Şu Kutup Yıldızı şu Yalancı Çoban Yıldızı şu Tarık Yıldızı,
Güneş çizerim bunları silip Sabaha karşı.
Sorma bir bahar akşamı yine Yazdayız,
Bizden geçti gençlik hep itirazdayız,
O güzel zülfün tarayıp geçip de gitmiş,
Biz zaman geçirmek için boş avazdayız.
Sarı saçlarını bir bahara teslim etmiş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!