Salardı geceye eteklerini,
İnce edalı narin bir hanım,
Kahrederdi baksa gözleri,
Sanki kuyuya düşerdi insan.
Öyle sosyeteydi mahallede,
Kalın bir perde ve uykusuz Çınar,
Derenin coşması hani ne işe yarar,
Yıllar yaşlandırmış göz perdelerini,
Ömrünün son kalanı kapıya bakar.
Dalları sallar üstünde yaşlı Çınar,
Çok hayallerim vardı çocukken benim,
Hayallerimi parsel parsel parsellediler,
Sevgi dolu insanlar bekledik ülkemizde,
Kin nefret dolu insanlar ömrümüzü yediler.
Bu dergaha bu çok fazla üstadım çok,
Bir ayağın kayar düşersin yerde,
Yürümeyi öğrenirsin düştüğün yerde,
Dağlar sıra sıra dizilir giderken yola,
Bu yolda yaşlanırsın bir hiç uğruna.
Saatler durmaz gider akrepler sokar,
Ah saymadım bilemem kaç bin yüz kanat vardı,
Kimini rüzgar kırdı, kimini dost sandıklarım,
Yürekse delik deşik kaç bin yüz kurşun kaldı,
Benim ki yaşamak mı sanmam bir serserilik.
Sinesine bağlandığım sen ey elleri narin kadın,
Söyle hangi bilinmezdesin,
Atımı oraya süreyim hızla,
Hangi saltanat peşindesin,
Yoruldun mu hangi yokuşta?
Bir iklim söyle çiçek çiçek açtığın,
Vurur ahşap bir karanlık,
Beni bırak git yalnızlık,
Perdelerim matem yüklü,
Benim derdim bir ömürlük.
Sanmam dinmez bende acı,
Sen bir şeytanın kalleşliğinde,
Ben Yusuf'un zindanındaydım,
Sen sinsi sinsi gülerken odanda,
Ben zemherinin donundaydım.
Ben ağlardım çünkü insandım.
Hasret mi kaldın sen bana,
Neden özledin gözlerimi...
Dün gece girdin uykuma,
Böylemi giderdin özlemini.
Sular mı bulandı köyünde,
İsmi Papatyaydı kızın bir dağ köyünde doğmuş,
Kırlara uzanıp Gökyüzünü seyretmeyi severdi,
Çok gecelerde kırlarda çok Yıldızlarla uyumuş,
Olsun yine de dağ köyünde ismi Papatya olmuş.
Ağaçlara tırmanırdı yalın ayak sürüm sürüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!