Sorma bu fısıltılı, gürültülü şehirde,
Neler yaparsın, neler beklersin diye,
Ömrün geçer bu yıkık konaklar da,
Bir sevdan bir mazin kalır geçmişten.
Liman yok Gemiler geçmez sahilden,
Nereye gitsen elinde bir Gül,
Hasret çökmüş yaşlı sinene,
Ne ömürler geçirdin bu köyde,
Kaç çocuk büyüttün memlekete,
Ah çekip dağlama yüreğini,
Otur da bir şiir yaz dünkü zamana,
Neler değişti yaradılıştan bu yana,
Medeniyet diye kandırmışlar bizi,
Bunca yıl zulmederken, zalim insana.
Kuşları vurdular kırarak kanatlarını,
Gel de gönlüm eğlenmesin,
Dert benim dermanım olsun,
Bırak geçmiş geçmişte kalsın,
Kapımı çalıp bir merhaba de.
Oyalanır durur dünle bugün,
Esti Kıbleden serin bir rüzgar,
Yaktı yüreği donarken beden,
Toplandı gökyüzüne kara bulutlar,
Haber getirdiler Aksa mescidi.
Müslüman perişan mahzun diyordu,
Eller Güneşi sevdi biz Ayı sevdik,
Bir yanımız hep karanlıktaydı,
Biz kardeş olmayı gece öğrendik,
Bizim meskenimiz hep sokaklardı.
Gecede yaktık ateşi mahallelerde,
Saçlarına destan yazdım Meyrik kız,
Her rüzgarda kokun gelirdi saçlarından,
Bir kelime bekledim gelecek diyerek,
Papatyalar ektim gezdiğin yollarına.
Bir akşam gülüşünü getirdi penceremde Ay,
Bu gece senin misafirinim,
Hangi saatte gelirim belli olmaz,
Koy sobaya kara demliğini,
Kavuşursak artık ayrılık olmaz.
Bu gece senin misafirinim,
Kırılır bir dal ince yerinden,
Bir sevdiğinin çıkar dilinden,
Yıkılırsın bazen çöker üstüne...
Bir mesaj beklersin göklerden.
Yasladığın dağlar yıkılmıştır,
Bir Kelebek gibi rengarenk...
Şiirlere büründüm özleyip seni,
Yıkılır başına köhne bir dam,
İşte öylece muhtacım sana.
Ellerin dokunsun yanan tenime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!