İstanbul'u özledim yine bu sabah,
Yağmurlar yağarken Adana şehrine,
Martılar konardı senin gibi koşarak,
Sonra birden sen gelirdin beynime.
Adana da kar yağmaz ellerime.
Belki tenimde can olursun diye,
Serdim gövdemi ücra köşelere,
Bir damla sevgin düşseydi yeter,
Belki de nur gelirdi ama gözlerime.
Bulutlar gibi sevdim gelinlik içinde,
Sustum konuşmam çok zor yine,
Bir karabulut, bir fırtına bu gece,
Yüreğim çığlık çığlık şikayetim var,
Anlatsam kabalık anlatmasam isyan.
Açtım Televizyonumu odamda,
Düğümü olmuşsak kopmaz bir bağın,
Kölesi miyiz biz, sizin medeni çağın,
Başına yular geçirilmiş mazlum uşağın,
Kahramanı olsan ne fayda eder.
Harabat bağlar da nice ömürler geçti,
Gel ağam kahve içelim senle,
Hem de kahvenin en demlisinden,
Güneşte demletelim yavaşça,
İçelim işte kahvenin en demlisinden.
Yaslan yastığına sırtını daya,
Gel ağam kahve içelim senle,
Hem de kahvenin en demlisinden,
Güneşte demletelim yavaşça,
İçelim işte kahvenin en demlisinden.
Yaslan yastığına sırtını daya,
Nerede kaldın sen gel hasretim canım,
İnsan bir merak eder sorar beni üstadım,
Gel içerdeyim kapı zaten açık ardınca,
Kim zarar verecek sakat yaşlı adama,
Bahçem de başıboş kedilerim bekler,
Kar yağmış bizim köye yollar kapalı,
Esermiş poyraz, lodos yönler kapalı,
Ömrüm geçti tutamadım gençliği,
Anladım Haftalar, Aylar, Yıllar kapalı.
Sen gittin ya o gün bugün küsüm...
Hasret ayrı ayrı özlem oluk oluk,
Gönlüm diyor eski yıla gidelim,
Yollar ot bağlamış geçilmez derler,
Karamıkların olduğu yere gidelim.
Dünya genişmiş attı dağıttı bizi,
Bembeyaz karlar altındayım,
Zifiri düşünceler taşıyor ruhum,
Bir gelinin elindeki o gelinciğim,
Bu gün karanlık ruhum neden.
Oysa karlar temizlerdi kirleri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!