Gideceksen bırak da git ellerini,
Üzüldüğümde saçlarımı okşasın,
İnsanlık bu belli olur mu sevgilim,
Ağladığım da göz yaşlarımı silsin.
Gideceksen bırak da git ellerini,
Uzak dağlarda kalmışım ellerini ver bana,
Gözleri görmez bir amayım ellerini ver bana,
Dokun yaralarıma iyileşir belki acılarım,
Öyle uzak uzak durma gel yamacıma ellerini ver bana.
Bir derin kuyu içindeyim her yer mücevher,
Rıhtımda dolu sandallar,
Yanımda senden kalan...
Yalnızlıklar.
Dertlerim bulut bulut,
Gündüzüm karanlıklar,
Çiçeksiz Dünya da bir Arı idim ben,
Bal yapardım Cennet meyvelerinden,
Koca koca dertleri yüklenip kanatlarıma,
Nice engeller dolandım bir bilsen.
Irmaklar akardı şelalelerden ırmaklar,
Ne diyeyim bilmem ki sana,
Anlaşılan bir toplantın vardı...
Bu yuvarlak masa da senin,
Yine toplantıyı erken bitirdin.
Başka Dünya da villamı aldın,
Dokuz köyde başa bela,
Seksen yıldır Eşe hala,
Erkekten olmuş bir abla,
Küfürbazdır köyde Eşe hala.
Alsa sopayı halleder,
Dallarım sarma sarma çiçek açtı,
Anladım evlat canmış, cananmış,
Bütün baharlar benim bana yakıştı,
Anladım evlat canmış, cananmış.
Hal bekledim bunca yıl muhannetten,
Hesaplar kesat bizler parasız,
Esiriz bir Yunan adasında biz,
Gözlerde kelepçe kalp sessiz,
Biz miyiz kaybolan şu limanda,
Ellerin Güneşten sanki bir parça,
Bir serinlesin hava bunaldık sıcaktan,
Bir de senin hasretinle yanmaktan...
Göklerden yağmur yağsın bulutla,
Eylül ayında gel istersen bir umutla.
Sormam neden bekledin bunca sene,
Hasret mi istiyorsun güzelim al sana posta posta,
Hasretim babaya, anaya, kardeşe, evlada, dosta,
Hangi dağ içinde saklar yılların özlemini yanarak,
Hangi deniz hangi umman söndürür özlem ateşini,
Hangi çöl dağıtır içini soğuk kumlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!