Sular yükseldi bizi boğmakta,
Sanırım doğanın intikam vakti,
Biz öldükçe Güneş yine doğmakta,
Sanırım gün Dünyadan gitme vakti.
Bizden bıkmış çiçek, ağaç, ot,
Bir Gül peşindeydi yıllarca işte o kadın,
Sevginin Gülüşenden geçtiğini sanırdı,
Onu severdi erkek sahibiydi Dünyanın,
Onun için atardı serveti olan yürek.
Kadının dudakları aklındaydı erkeğin,
Gözleri ela bir mahalle kızıydı Elanur,
Saçları dalga dalga uzar giderdi Rüzgarda,
Ellerinde bir Çanta içinde neler neler,
Kimse yarışamazdı onla güzellik adabında.
Basınca sokak inlerdi topuklu kundurayı,
Gözlerin mi yoksa tutsak eden beni,
Sözlerin mi çaldı zihnimi bilemedim,
Bir girdaptayım dönüp duran senle,
Yoksa sen de bir hayal misin Eleni.
Rodos dağları gibisin karşımda üryan,
Gideceksen bırak da git ellerini,
Üzüldüğümde saçlarımı okşasın,
İnsanlık bu belli olur mu sevgilim,
Ağladığım da göz yaşlarımı silsin.
Gideceksen bırak da git ellerini,
Uzak dağlarda kalmışım ellerini ver bana,
Gözleri görmez bir amayım ellerini ver bana,
Dokun yaralarıma iyileşir belki acılarım,
Öyle uzak uzak durma gel yamacıma ellerini ver bana.
Bir derin kuyu içindeyim her yer mücevher,
Rıhtımda dolu sandallar,
Yanımda senden kalan...
Yalnızlıklar.
Dertlerim bulut bulut,
Gündüzüm karanlıklar,
Çiçeksiz Dünya da bir Arı idim ben,
Bal yapardım Cennet meyvelerinden,
Koca koca dertleri yüklenip kanatlarıma,
Nice engeller dolandım bir bilsen.
Irmaklar akardı şelalelerden ırmaklar,
Ne diyeyim bilmem ki sana,
Anlaşılan bir toplantın vardı...
Bu yuvarlak masa da senin,
Yine toplantıyı erken bitirdin.
Başka Dünya da villamı aldın,
Dokuz köyde başa bela,
Seksen yıldır Eşe hala,
Erkekten olmuş bir abla,
Küfürbazdır köyde Eşe hala.
Alsa sopayı halleder,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!