Gideceksen bırak da git ellerini,
Üzüldüğümde saçlarımı okşasın,
İnsanlık bu belli olur mu sevgilim,
Ağladığım da göz yaşlarımı silsin.
Gideceksen bırak da git ellerini,
Rıhtımda dolu sandallar,
Yanımda senden kalan...
Yalnızlıklar.
Dertlerim bulut bulut,
Gündüzüm karanlıklar,
Çiçeksiz Dünya da bir Arı idim ben,
Bal yapardım Cennet meyvelerinden,
Koca koca dertleri yüklenip kanatlarıma,
Nice engeller dolandım bir bilsen.
Irmaklar akardı şelalelerden ırmaklar,
Ne diyeyim bilmem ki sana,
Anlaşılan bir toplantın vardı...
Bu yuvarlak masa da senin,
Yine toplantıyı erken bitirdin.
Başka Dünya da villamı aldın,
Dallarım sarma sarma çiçek açtı,
Anladım evlat canmış, cananmış,
Bütün baharlar benim bana yakıştı,
Anladım evlat canmış, cananmış.
Hal bekledim bunca yıl muhannetten,
Hesaplar kesat bizler parasız,
Esiriz bir Yunan adasında biz,
Gözlerde kelepçe kalp sessiz,
Biz miyiz kaybolan şu limanda,
Ellerin Güneşten sanki bir parça,
Bir serinlesin hava bunaldık sıcaktan,
Bir de senin hasretinle yanmaktan...
Göklerden yağmur yağsın bulutla,
Eylül ayında gel istersen bir umutla.
Sormam neden bekledin bunca sene,
Hasret mi istiyorsun güzelim al sana posta posta,
Hasretim babaya, anaya, kardeşe, evlada, dosta,
Hangi dağ içinde saklar yılların özlemini yanarak,
Hangi deniz hangi umman söndürür özlem ateşini,
Hangi çöl dağıtır içini soğuk kumlara,
Bir deste Gül salmış kırk yıldan sonra,
Aradım taradım dedim ne vermiş...
Saçımı süpürge ettim evlat uğruna,
Aradım taradım dedim ne vermiş.
Sormadım hiç hastamıdır sağmıdır,
Bir parmak Bal sürüp de ağzımıza,
Bazı kör nanköre bizi yar etti felek,
Bıraksalar kanmazdık ala ummana,
Bir armut ağacına bizi dal etti felek.
Kırılır zamanı gelince bütün dallar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!