Düşmüş sevdalı gönlüne,
Yakmış yıkmış delirmişsin,
Her çiçeğin perişan hali,
Malatya da yoklanmışsın,
Bir afet olmuşsun başa,
Götürdün Kiraz yüklü Erik dalını,
Bıraktın yapraklı matem rüzgarı,
Bekledim gittiğin yollardan seni,
Dönmedin o gün gittiğinden beri.
Oysa dallar çiçek açardı gelsen,
Şu yağan kar biz de derin mesele,
Bir aşığın ayrıldığı akşam vaktidir,
Sobası tütmeyen bir yoksul evde,
Gelen bir insanın dönme vaktidir.
Bazen göz yaşıdır, bazen bir heves,
Eski ahşap bir ev kütük bir duvar,
Gönlüm hazanlı camda yağmurlar,
Üstü kapalı uzun ince bir balkon,
Bir kedi sığınmış saçak altında,
Bahçede çiçekler dalları yerde,
Al postunu kaybol yıllarca dost bildiğim adam,
Kuzu gibi görünüp, kurt gibi uluyan adam,
Artık felek bizi alıştırdı dost sandıklarımıza,
Dost gibi kollarımızı çarmıha dolayan adam.
Nasıl geldiysen öyle git hatırıma hiç dokunma,
Saç bağını dolanda gel pencereme,
Saç bağın dolaşmasın perdeme,
Bu Ay ışığında bir tek yüzün görünsün,
Şefaat eder belki Kıyamette bedenime.
Sen Leyla mısın ey sevdiğim gonca,
Bir yer hava çok sıcak,
Bir şehirde hava buz,
İnce bir düşüncedeyim,
Beynim pek çok yorulmuş.
Satırlar benden yana,
Sarı inek çıkınca otlak yazıya,
Derdimizi döktük kemana saza,
Bu yıl gelin olmazsan gelecek yaza,
Dua eyle köyümün dudu gelini.
Sorarlarsa yaşı otuzdan küçük,
Bir Kibrit çöpü müydü aşkımız,
Bir esintide bir ormanı yakan,
Süründük gitti bir anda uzaklara,
Yandı karıştı aşkımız dumanlara.
Ne sen beni sevdin nede ben,
Kızıl bir Elma'nın esiriyiz bizler,
Cennetten kovulmanın sebebi...
Bu Dünya'ya aldanma bu kadar,
Sanma Dünya Cennetten kalma.
Mallar, Mülkler, Yalanlar, Haramlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!