düşüncelerini gün ışığına çıkarmaya korkanlar,
hayatın karanlık dehlizlerinde ışık arayarak tükenirler.
çığlıklarını sadece ölümün kulağı duyar,
yalnızlıklarına ise sadece gözyaşları eşlik eder...
İki kelâm söz edeyim usûl bilmez kepazeye
Ne münafık yüzler attım mukadim mezbeleye
gözlerin Kerbelâ çiçeği...
bismillah der, bir ömür susuz orucunu tutarım.
memleketim gibisin kadın,
sırtımı yaslamışım reyhan kokulu dağlarına,
bakir düşler hayal ediyorum,
gri ebem kuşağında.
üstümde koca devasa mavi gökyüzüsün,
toprağın bereketli buğday ambarı,
cepte bir kaç abcsiz
d/okunasılar mahşere kaldı.
suskunluk var, alfabesiz
ölümsüz aşk yarım kaldı.
ahidler var, hep hecesiz
dil ağrısı gönlümün sarı papatyası
yorgun yüreğimin cemresi
mahmur gecelerin kurşuni gökyüzü
hasretin güz yağmuru
körpe dudakların aşk şarabıyla ıslanırken
hummalı gözlerin ırak bu şehirden.
KESİN BIÇAK
Hançereme dayanmış keskin bıçak gibisin,
Tekbir'i eksik, amentü'sü abdestsız.
Mihrabına kurban olduğum kıblegah,
Kirpiklerimi süsleyen nihal,
Gözyaşın yüreğimi burkar.
Mahinur,
Miski amber,
Lebiderya,
yaralı bir kuzgun çığlığı gibi
firûze kızılı buluttan aktın.
sözlerin kirmen kırığı gibi
divane gönül dilinden aktın.
durağan ırmak memesi gibi
nefsimi taşa çaldım, etmedim fikir
kalbimde Hayy'ım var, dilimde zikir
şu gönül bahçemi divan eyledim
süfli sözlere susum, git artık kibir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!