bozulmuş vakti saat
kırılmış zamanın zembereği
derdest olmuş akrep zehri geceler...
dokunuş, bakış, ses, gök çatılı seraplar
azledilmeyi bekler
gamhaneye hapsolmuş, ateşe hasret kelebekler.
Ben firari
Kelepçe kolumda,
Kimliğim polis karakolunda.
Ben yine sizin mahallede,
Aynı metruk binada.
Son cıgaramı da yaktım,
Perişan halime sakın aldanma
Bu vîrân elde mutluyum sanma
Gam değil o şehre gelirim amma
Kabuksuz yaralar kalbe ulaştı
Sevilmeler en çok sana yakıştı
Bedevi düşlerin dilidir dilim
Bengisu kıvamı yürek iklimim
Sabi dudak gibi yanar kandilim
Kenân'ın Yusuf'a ettiği gibi
Göl yutmuş sözlerim, gönül ozanca
Süngülenmiş bir günün akşam ezanıyla sesleniyorum
Bulutları hangi deniz emzirir
Kuşlar nece konuşur
İbrahim'e su taşıyan karıncanın nesli tükendi mi, bilmiyorum
İlmin bulanık sularında kayboldum, kendimi arıyorum
Gülü sevdim diken oldu
Sözüm saza mihman oldu
Yüreğimi bu dert yordu
Yoruldum kendimi oldum
Uzak durun benden ağam
Evveli, ezelden vurgunum sana,
Yoluna kurbanım, avareyim ben.
Zemheri ayında, mahşer yerinde,
Bir ömür yoluna amadeyim ben.
Bu yürek sana kor, bir sana yangın,
Sen kendine yeni bir şair bul.
Ben önce yazdığım şiirlerimi,
Sonra kendimi yaktım.
Dünyamın denizleri yorgun, yüreğimin kuşları sürgün...
Her gün yeni bir manzum,
Hergün yeni bir yüzleşmeye mahkümum...
Bütün yeryüzü benim olsa ne olur...
düşüncelerini gün ışığına çıkarmaya korkanlar,
hayatın karanlık dehlizlerinde ışık arayarak tükenirler.
çığlıklarını sadece ölümün kulağı duyar,
yalnızlıklarına ise sadece gözyaşları eşlik eder...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!