Adım adım Hakk'a doğru, el ele...
Nasıl yardım eder, söyle; el, ele?
Aynı bedendeyse uyar, el ele.
O Nur ellerimde, artık alsana!
Hayat sahnesinde biz gölgeleriz
Yerde bırakır mı hiç gölgeler iz
Delinin kalbime attığı taşsın
Bin akıllı geldi, çıkaramıyor.
Ya Rab, İlâhi aşk dolsun da taşsın!
Kimse yeterince yakaramıyor.
Sarp kayalıkları odalaştıran
Biri var Afyon’ da, onu buldun mu?
Daha kavuşmadan vedalaştıran
Kendini setretmiş, O'nu buldun mu?
Yokların arasında varlığının farkına
Vardığımda tutulup kalmışım ne yapayım
Takılmışım bir kere cazibenin çarkına
Her yeri kuşatmışsın hangi yola sapayım
Başka bir İlah yok ki söyle kime tapayım
Onur BİLGE
Tatili bol milletiz. Sadece Ayşe tatile çıkmadı. O çıkmadan bütün memurlar tatile çıktı. Hem de haftada bir gün daha… Yılda ve önümüzdeki yıllarda kaç günlük işgücü kaybı?
Aklına estikçe bayram yapan bir ulusuz. Boş ve hoş gün çıkarmak için bahanemiz çok. Önce bayram ilan eder, sonra cayar yok ederiz. Çünkü birileri için düğün bayram olan, birileri için yastır, ağıttır. Yasa sebep olan, kalem kâğıttır. Yasa neden yasadır.
Onur BİLGE
Belli bir zamana kadar kendisini beğenmeyen biriydim. Hep başkalarını güzel bulurdum. Uzun süre oturmayan yüz hatlarımdan olsa gerek güzel yüzlü insanları seyreder, gıpta ederdim. Belki güzelliğimin farkında değildim. Kimse söylememiş, hissettirmemiş olamazdı ama ben onlara inanmamıştım. Belki de bende gerçek anlamda bir güzellik kavramı henüz oluşmamış olduğu içindi.
Çok mu alçakgönüllüydüm? Acaba ondan mıydı? Belki o zamanlar… Fakat şimdi hiç de öyle değilim. Kendini beğenmiş de değildim o anlamda ama kendimi beğeniyorum. Kibir ayrı, güzelliğinin farkında olmak ayrı…
Onur BİLGE
Sakin, sessiz bir günün sabahıydı. Mart, toprağa sihirli değneğiyle dokunmaya, uyuyan bitkileri uyandırmaya başlamıştı. Ağaçların kuru kollarından parmak uçlarına kadar su yürümüş, yapraklar yeşil yeşil bakmaya, çiçekler rengârenk gülümsemeye durmuştu. Bir bahar şarkısı daha başlamıştı.
Hava, su ve toprak, sırasıyla ısınmış, bir bahar daha uyanıyordu. Sadece sabah ve akşam görülebilen güneş, gücünü göstermeye başlamış, tüm uyuşukluğunu atarak her yeri hâkimiyeti altına almaya çalışıyordu. Ulaşabildiği yerlerin gözyaşlarını kurutuyor, elinin değdiği yanakları sıcacık avuçlarıyla okşuyor okşuyordu… Bir sevda mevsimi daha başlıyordu.
Onur BİLGE
Define bir âlemdir. Bütün dünyası avuç içi kadardır. Cami, Kapalıçarşı, Altıparmak… Nadiren başka yerlere yolu düşer. Kahveye çıkmaz, ziyarete gitmez. Herkes ona gelir. Eskiden de böyleymiş. Çocukluğunun geçtiği evde de ana baba olarak bildiği kişiler, ailenin yaşlıları olduklarından herkes onlara gelirmiş. Onlar pek bir yere çıkmazlarmış.
Bir yere gittiğinde, bir ayağı gider, bir ayağı geri gelir. Büyülenmiş gibi Virane’ye döner. Kapıdan içeri girince kendisini meşhur sandalyesine atar, ayaklarını önce şöyle bir uzatarak gerer, derin bir nefes alır, yavaşça topladığı dizlerine ellerini koyduktan sonra dirseklerini yanlara doğru açıp, öne doğru eğilerek aldığı derin nefesin tamamını kuvvetlice üfleyerek boşaltır. Artık tahtındadır ve rahattır. Ortama hâkimdir ve başrolü oynamaya hazırdır.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra