Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

Sakin, sessiz bir günün sabahıydı. Mart, toprağa sihirli değneğiyle dokunmaya, uyuyan bitkileri uyandırmaya başlamıştı. Ağaçların kuru kollarından parmak uçlarına kadar su yürümüş, yapraklar yeşil yeşil bakmaya, çiçekler rengârenk gülümsemeye durmuştu. Bir bahar şarkısı daha başlamıştı.

Hava, su ve toprak, sırasıyla ısınmış, bir bahar daha uyanıyordu. Sadece sabah ve akşam görülebilen güneş, gücünü göstermeye başlamış, tüm uyuşukluğunu atarak her yeri hâkimiyeti altına almaya çalışıyordu. Ulaşabildiği yerlerin gözyaşlarını kurutuyor, elinin değdiği yanakları sıcacık avuçlarıyla okşuyor okşuyordu… Bir sevda mevsimi daha başlıyordu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Define bir âlemdir. Bütün dünyası avuç içi kadardır. Cami, Kapalıçarşı, Altıparmak… Nadiren başka yerlere yolu düşer. Kahveye çıkmaz, ziyarete gitmez. Herkes ona gelir. Eskiden de böyleymiş. Çocukluğunun geçtiği evde de ana baba olarak bildiği kişiler, ailenin yaşlıları olduklarından herkes onlara gelirmiş. Onlar pek bir yere çıkmazlarmış.

Bir yere gittiğinde, bir ayağı gider, bir ayağı geri gelir. Büyülenmiş gibi Virane’ye döner. Kapıdan içeri girince kendisini meşhur sandalyesine atar, ayaklarını önce şöyle bir uzatarak gerer, derin bir nefes alır, yavaşça topladığı dizlerine ellerini koyduktan sonra dirseklerini yanlara doğru açıp, öne doğru eğilerek aldığı derin nefesin tamamını kuvvetlice üfleyerek boşaltır. Artık tahtındadır ve rahattır. Ortama hâkimdir ve başrolü oynamaya hazırdır.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Lütfiye Hanım’ın bize doğru baktığını gördüm. O da yalnız kalmış, neye uğradığını anlamamıştı. Bir sigara yakmış, Ahmet’in getirdiği kahveyi yudumluyordu. Yalnızlığını paylaşmak ve teselli etmek amacıyla yanına gittim. Ben de bir kahve istedim. Ona, anladığım kadarı durumu anlatacak, asıl sorunun kaynağından bahsedecektim. Fena halde gerilmişti. Nereden başlayacağımı bilemiyordum.

Daha kahvem gelmeden dede topallaya topallaya geldi. Zaten topuğu dışarıda gezerdi. Dizler dışa dönük, yalpalaya yalpalaya yürürdü. Bu defa telaşından daha da arttırmıştı. Acaba ne halde olduğunun farkında mıydı? Büyüyeceğim derken küçülmekte olduğunun…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Güneş de günlük işini bitirmiş, başını alıp gitmişti. Ortalık kararmaya başlamıştı. İçim de öyle… Karardıkça kararmaktaydı. Ev dar gelmeye başlamış, odamla diğer bölümler arasında lüzumlu lüzumsuz gidip gelmelerden, huzursuz kıvranışlarla mekik dokumaktan yorulmuştum. Ölümün eşiğine gelen Ogün değil, sanki bendim. Masamın üstünde bir takvim yaprağı vardı. Adet edindiğim üzere ilk baktığım yer, kısa bir hadisin bulunduğu ön sayfanın altıydı. Hayatımıza yön veren o eşsiz öğütler bazılarında da arka sayfanın üstünde yer alıyordu. Su damlaları gibi küçük ve yumuşak olsalar da her gün muntazaman damlamakta, granite kadar her yapıda yüreği yontarak en güzel şekli vermeye hazırlardı. Yeter ki talep edilsin!

Tevafuk… Bu defaki seslenişiyle içime su dökmekte, derdime derman olmaya çalışmaktaydı. Babam odasına çoktan çekildiğine göre, buraya annem bırakmış olmalıydı. Yine Efendimiz kulağıma fısıldamakta, eğitmeye öğretmeye devam etmekteydi. Allah ne kadar da bizimleydi! Ya biz? Biz kiminle, kimlerleydik?

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Her ne kadar bıkkın, yorgun, med cezir ortasında kalmış bir kum tanesi gibi görünsem de güya ezip geçenlere inat, o kadar çok iş bulmuş, o kadar çok görev yüklenmişim ki! Kimseyi görmüyor duymuyor, adım adım ilerliyorum; iyiliğe, güzelliğe, doğruya doğru! ..

Büyük şeyler küçücük şeylerde gizli. Çekirdekte ağacın gizlendiği gibi... Kavimlerin helaki, gözle görülmez bir mikropta saklı. Kocaman bir infilak, minicik atomda gizli… Atomun çekirdeğine ordu doldurulmuş! ..

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Aşağı yukarı bize her hafta gelen, bizim de ziyaretine gittiğimiz, saygın bir dedemiz var. Babam hariç, evde herkes, Annem bile ona ‘Şerif Bey Amca’ diyor. Beyaz sakallı, heybetli, asil bir beyefendi… Hanımı da onun gibi... Nezih bir insan... Her gelişinde, ceketinin sağ cebine elini sokuyor ve küçük bir kesekâğıdı çıkarıyor, tertemiz sevecen tebessümüyle yüzümü okşarcasına bana uzatıyor. Almıyorum. Anneme uzatıyor. “Küçüğe getirdim.” diyor, yavaşça. Ceketin rengi ve kumaşı değişiyor, bu alışkanlığı hiç değişmiyor. Kışsa lacivert kaşe, yazsa krem rengi keten...

Her seferinde nane şekeri getiriyor. Hani şu yastık şeklinde olan, küçük, beyaz şekerler… Rüzgarlı şekerler… Ağzıma ferahlık, serinlik esiyor. Her gelişinde nane şekeri beklemeye başlıyorum. O demek, rüzgârlı şeker demek.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Her gün belirli saatlerde muntazaman Virane’ye gelen, sevdiği kızı adım adım izlemekten usanmayan serseri Âşık Selahattin, namı diğer Selo, dedenin karşısına geçmiş, oflayıp pufluyor, onu aşktan anlamamakla suçluyor, dert yanıp duruyordu. Dede de ona yan yan bakıyor, bir taraftan da ağaç oymaya devam ediyordu.

“Bir de bilge geçinirsin. Halden anlamıyorsun işte, dede! Halimi anlamıyorsun! ” diyordu, Selo. O da:

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bursa’daki ilk yılımın defteri, benim için kârla, ülkem açısından zararla kapanmıştı. Annesi babası yanında olan mutlu öğrencilerdendim. Parasal hiçbir sorunum yoktu. Bir taraftan çalışarak ülke ekonomisine katkıda bulunuyor, onun huzurunu duyuyordum. Çevre edinmiştim. Pek çok arkadaşım vardı. Başta Define olmak üzere en yakın dostlarım Viranecilerdi. Bir yıl daha bitiyordu. Geçen yılın olaylarını şöyle bir hatırlamaya çalıştım.

Suriye'den kaçak olarak Türkiye'ye giren silahlı anarşistlerle güvenlik kuvvetleri arasında çıkan çatışmalarda, askerlerimizle köylülerimiz yaralanıyor, şehit oluyorlardı. Sabotajları engellemek için havaalanlarına komutanlıklar kurulmuştu. On bir ilde sürmekte olan sıkıyönetim sadece Sakarya ve Zonguldak'ta kaldırılmıştı. Milletvekili Abdürrahim Türk arabasında öldürülünce, iki aşiret birbirine düşmüş, on iki kişi ölmüştü.

Devamını Oku
Onur Bilge

Türkçe’ye isyankâr sözcüklerle de
Konuşur insanlar birbirleriyle
Sükûttan oluşan sözcüklerle de
Kavgalar edilir, birileriyle.

Devamını Oku
Onur Bilge

Nerde çılgın baharları müjdeleyen kelebekler
Yeşilliklerin yârları renk renk açılan çiçekler
Kim bilir kaç kişi bekler sonbaharında son kışı
Nefesi nefese ekler gam dolarken içi dışı

Devamını Oku