Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

Bir yağmur sonrası açan pırıl pırıl bir Antalya güneşi altında, uçlarından ışıltılı elmas taneleri gibi damlacıklar sarkan turunç yapraklarını seyrederek dalgın dalgın yürürken aniden kavşağa girmiş olduğumu fark ettim! Bir anda vızır vızır geçmekte olan arabaların arasında kalıverdim! Ne ileri, ne geri... “Sevdalı, önüne baksana! ” dedim, kendi kendime... Bazen ben durdum, arabalar yol aldı bazen onlar durdu ben geçtim. Süratle yaşanan bir ölüm kalım savaşıydı! Karşıya nasıl geçtim, bilemiyorum! .. Mutlaka Allah yardım etti!

Dazıra dazır yaşanan dünya hayatı, tüm mücadelesi, hengâmesi, akşam vakti sıkışıklığı ve kargaşasıyla tıpkı büyük bir şehrin trafik akışı… Zaman zaman menenj… Dünya da işlek ve oldukça tehlikeli bir kavşak… Girmişiz bir kere... Cennet de var içinde, cehennem de... Pul gibi yapışmak da var yere! Eninde sonunda olan o zaten. Gömülme de pul gibi yapışmadır, ananın sinesine. İade edilen mektuplar gibi geri döndürülmek… Bumerang gibi dönüp gelmek, yola çıkılan yere…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE
Farkında olmadan uzun bir yolculuğa çıkmışım. Ne kadar inkâr edersem edeyim, gerçeği değiştiremem. Kendimden kendime gitmek için çıktığım yol nasıl olduysa oldu, ona sapıverdi.

Bir ışık yandı.

Vakitlerden en güzel vakitti, zamanlardan harika bir zaman! Yılların yıllardır bekleneni, mevsimlerin en güzeli, ayların en can alıcısı, haftaların en parlağı, günlerin en ışıltılısı, saatlerin aşkı vurduğu, dakikaların tükendiği, saniyelerde geri sayımın başladığı ve nihayetinde O/Nur/lu yüzde sabitlenip kaldığı…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Uykumun tavana çıktığı, sabaha kadar bir türlü göz kırptırtmadığı, sarı ışıklı sokak lambasıyla aydınlanan perdenin ardında, o alacakaranlıkta yatağımda sırtüstü uzanmış, gözlerimi tavana dikmiş vaziyette tahtaları ya da uyuma gayreti içinde gözlerimi yumarak hayalime çağırdığım sürüdeki bembeyaz koyunları birer birer çitten atlatarak saydığımı, sayma sayıları sonsuza uzandığı halde bir türlü sızıp kalamadığımı söyleyecek değilim, bu tamamen yalan olur hem de kuyruklu yalan… Tam teheccüd vakti uyandırıldığım halde dörderden on iki rekât namaz kılacağım yerde gecenin en kıymetli saatlerini dünyevi işlerle zayi ettiğimi zaten gayet iyi biliyorsunuz. Işıktı, âşıktı derken, yazarken çizerken nasıl sabah olduğunu bilemedim!

Mel’un, zerre kadar taviz vermiyor, işini asla aksatmıyor! Bu yönden bakılırsa cenneti benim gibi gafillerden çok hak ediyor. Görevini tıkır tıkır yapıyor, bin bir bahane üretmesine de gerek kalmıyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Kalbimi dağlıyorken karasevda sam yeli
Umudu buyduruyor hazin yıldız ayazı
Ruhumu okşuyorken aşkın efsunlu eli
Gözlerimde buz tutmuş lodosların beyazı
Serapa mahrumiyet bu ne aykırı yazı

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Virane’ye henüz gelmiştim ki heyecanla beni bekliyormuş gibi daha görür görmez, hoş geldin dmeden, hal hatır sormadan, hatta daha ben: “Merhaba! ..” demeden Orçun:

“Semiray! Bir şiir var salondaki masanın üstünde. İktisat kitabının arasında… Al, oku onu! Bak bakalım, nasıl olmuş? ” dedi. Aslında ben yanlarına gidecektim. Doğru yukarıya çıktım. Biraz sonra da aşağıdan tekrar seslendi: “Buldun mu? ” Mutfak penceresinden cevap verdim:

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Hiç konuşmayalım biz. Hiç yaklaşmayalım birbirimize… Yanacağımız kadar yanmışız zaten, daha fazla yanmayalım. Bir araya gelmeyelim hiç. El ele kol kola, kuytularda sarmaş dolaş gezen sevgililer olmayalım.

Hep böyle iç seslerimizle konuşalım, kaçamak bakışlarla anlaşalım ve hep böyle kıyasıya sevelim birbirimizi, çılgın gibi özleyelim ama hiç söylemeyelim. Ne kadar acısı varsa hissedelim, ne kadar ıstırabı varsa çekelim ama yine de aşksız bir tek nefes bile almayalım. O zaman belki daralırız, boğuluruz. Cennetimizden kovulur, cehennemlik oluruz.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Her zamanki gibi Virane’de buluştuk. Neşe, Orçun, Işıl ve İhsan ile. Diğerleri de zaten oralardaydılar. Çoktandır merak etmekte olduğumuz bir Antalya’ya taşınma olayı vardı dedenin. Onu dinlemek istedik. Önce nazlandı:

“Ya çocuklar, ya! Yapmayın şimdi! Hiç de keyfim yok! ” falan dedi ama sonra çukuruna kaçmış ufacık kara gözleri parlak boncuklar gibi ışıdı… Bu, yumuşadığının, razı olduğunun, anlatmaya başlayacağının işaretiydi.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Işıl, dersi kaynatmak isteyen dalgacı öğrenciler gibidir. Fazla ciddi konular onu sıkar. Başlar şaklabanlık etmeye… Bundan acayip bir haz alır. Bu zamana kadar böyle gelmiş, böyle gider artık! Onu, olduğu gibi kabul etmekten başka çare yok. Çünkü normal de değil, anormal de… İkisinin arasında… Biri engellemezse, asla frenleyemez kendisini! Mutlaka birinin müdahalesi gerekir. Onun için Define’ye:

“Birlikte karar almıyor muydunuz, öyle şeyler için? ” diye sordu, Orçun. Konu değişsin istemiyor, Işıl’ı bertaraf etmeye çalışıyordu. O da biliyordu ki bir başladı mı susmak bilmezdi. Bütün işi gırgır şamata… Beş kuruş ver, açtır ağzını, on kuruş versen kapatamazsın!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Işıl, dersi kaynatmak isteyen dalgacı öğrenciler gibidir. Fazla ciddi konular onu sıkar. Başlar şaklabanlık etmeye… Bundan acayip bir haz alır. Bu zamana kadar böyle gelmiş, böyle gider artık! Onu, olduğu gibi kabul etmekten başka çare yok. Çünkü normal de değil, anormal de… İkisinin arasında… Biri engellemezse, asla frenleyemez kendisini! Mutlaka birinin müdahalesi gerekir. Onun için Define’ye:

“Birlikte karar almıyor muydunuz, öyle şeyler için? ” diye sordu, Orçun. Konu değişsin istemiyor, Işıl’ı bertaraf etmeye çalışıyordu. O da biliyordu ki bir başladı mı susmak bilmezdi. Bütün işi gırgır şamata… Beş kuruş ver, açtır ağzını, on kuruş versen kapatamazsın!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Zararın bir yerlerinden dönülmüş… Bu cümle beni epey düşündürdü. Bunlar boşanma sebebi miydi? Öyle olmuş olsaydı, bu iş çok daha önce gerçekleştirilir, durumdan şikâyet bu kadar çokken bunca zaman katlanılamaz, hatta gönüllü kul köle olunamazdı. Bir anda aklıma arka arkaya birçok soru geldi. Acaba sebep sadece bu sayılanlar mı? Arkasında anlatılmaktan çekinilen ya da sonraya bırakılan başka etkenler de var mı? Boşanma gibi sevimsiz bir olayın neresi kârdır! Allah’ın rızasına uygun mudur! Hangi hallerde gereklidir? Hangi hallerde çok günahtır?

“Dedeciğim ya! Siz birbirinizi hiç sevmeden mi evlenmiştiniz? Hani ablasıyla buluştuğunuzda o da geliyor, senin etrafında dolanıp duruyor, dikkatini çekmek için her yola başvuruyormuş ya! Seni seviyormuş demek ki! Sevmeseydi, ablasına bırakırdı. Değil mi ya? Koparıncaya kadar asılmış, anlaşılan! Koparmış da…”

Devamını Oku