Çok sitem döküldü kağıda bu gece
Bir yazdım, bir sildim ardından
Bir cümlede, bin hece düştü kaleme
Bir yazdım, bir sildim ardından
Islanmasın diye ağlamadım kağıda
Şimdi sırılsıklam olmak vardı yağmurda
Topuğumdan çıka çıka ayakkabılarım
Basmak vardı çamurun tam ortasına,
Mutluluğu aralarken, dudaklarım
Akşama doğru toplasalardı beni sokaktan
Şu ölmüş virane şehir…
Duvarlarında izi tarihin
Ey susuz akan nehir!
Konuş yok mu dilin?
Burcu burcu eser yüzüme
BOŞLUK
Bir boşluğa düştüm ki bu gün
Boşluk utandı, ben utandım
Dibi yoktu, gidemedim sonuna
Yoruldum, tükendim, üşendim
Ben anlamam latteden, matteden
Bana demli bir çay getirin, çay!
Odunla pişmiş, sıcacık semaverden
Bana demli bir çay getirin, çay!
Kimi mocha sever, neyini bilmem
Duyuyorum!
Kulaklarımda, sensizlik kalmış!
Öpüyorum, eşikte gölgeni,
Bir buselik hatıran kalmış.
Gömülmüş, ne için içime
Geçmiş günlerdir hüzünlendiren
Her an dalar çıkarız aslında
Çehreyi ansızın değiştiren
Acı ki… Tekerrür ’lük faslında!
Ağır, demir gibi hazin içimizde
EHEMMİYETSİZİM
Ben şimdi sessizlikten, buz gibi eriyen biriyim
Sanki gece olmuş, ışıksız yolların zifiriyim
Patlıyor, başımda sanki havan topları bu cenkte
Başından vurulan bir erin talihsiz miğferiyim
Bir yanı kanar, içimdeki çocuğun
Ürperir ruhum, geceler anne!
Adı, gün gibi karşımda yokluğun
Dikilir önüme, geceler anne!
Ne vakit oldu, düştün hatırıma
Düştü, dağların ardındaki güneş
Rüzgâr suskun, bulutlar hercai
Çevirdim yönümü yitirdiğim zamana
Harlandı içimde, mazinin sönük ateşi
Anlatamıyorum kendime, cevapsızım!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!