Bir hatıraydı,
Senden kalan
Kurumuş gül yaprağı
Unutulmuş defterde.
Neye yarar ki
Faslı mı olur ayrılığın ki geçilsin
Lakin istemem, her gece karşıma dikilsin
Zamanın kuytusu çöker, siner her köşeye
Ne oldu, puslar çözüldü de mi silinsin
Bulup yaslasam başımı, bir soğuk duvara
Pişman dolanan heyhatlar boğazıma dizilsin
Doldurdum abı hayatı meyhaneye
İçmeye meylettim, yutkunamadım
Yudum yudum denedim de şişeye
Koymaya meylettim, dolduramadım
Hicazdır dediler bu derdin ilacı
Yıllar, derin bir çizgi aynalarda!
Uzanır, alnımın bir ucundan başlayarak
Gördüğüm o dur yansımalarda!
Gözler çökmüş, el yaşlı bir çınar ağacı
Bir tek sapasağlam kalan içimde,
Vefasız bir yar gibi
İstanbul içerimde!
Küserim, konuşmam
Bırakıp gidemem de!
Ağlarım, belki hıçkırarak!
Bacalar tüterse toprak sıvalı evlerde
Çatlamış duvarlarında hatıralar vardır
Üstü başı tozlu, tertemiz yüzlerde
Gocukları delinmiş, çocuklar vardır
Tahta kapılar kapanmaz, tıkırdar
Sitemli dudaklarından dökülürken hengameler
Sen kahır mektubunu yaz, ben sernâmesini aşkın
Yaz ki bu gece aşikar olsun bir bir içindekiler
Sen kahır mektubunu yaz, ben sernâmesini aşkın
Dizsen de tane tane göz yaşlarını, arzuhale
Aç bana kollarını, sarıl sevgili
Yine umarsızca yanmaya geldim
Bir günlük değil, bu sefer başka
Uğrunda ömrümü harcamaya geldim
Dokundu hatıralar, çok ağlattı
Bölük pürçük bir mutluluğun peşindeyim
Kimsenin bilmediği bir yer biliyorum
Sahillerinde el ele gezen umutlar...
Köylerinde, mutlu çocuklar tanıyorum.
Tenleri kavuniçi, ayakları yalınayak
Çıkarlar sokaklara tahta atlarla!
Zaman, çekmiş gözlerime perde!
Sarmış, bir yandan bir yana beni
Ne yana dönsem aynı, her yerde!
Bir kısa hikaye, yazmış beni!
Çırpınır dururum, kimseden habersiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!