Duyuyorum!
Kulaklarımda, sensizlik kalmış!
Öpüyorum, eşikte gölgeni,
Bir buselik hatıran kalmış.
Gömülmüş, ne için içime
Geçmiş günlerdir hüzünlendiren
Her an dalar çıkarız aslında
Çehreyi ansızın değiştiren
Acı ki… Tekerrür ’lük faslında!
Ağır, demir gibi hazin içimizde
EHEMMİYETSİZİM
Ben şimdi sessizlikten, buz gibi eriyen biriyim
Sanki gece olmuş, ışıksız yolların zifiriyim
Patlıyor, başımda sanki havan topları bu cenkte
Başından vurulan bir erin talihsiz miğferiyim
Bir yanı kanar, içimdeki çocuğun
Ürperir ruhum, geceler anne!
Adı, gün gibi karşımda yokluğun
Dikilir önüme, geceler anne!
Ne vakit oldu, düştün hatırıma
Düştü, dağların ardındaki güneş
Rüzgâr suskun, bulutlar hercai
Çevirdim yönümü yitirdiğim zamana
Harlandı içimde, mazinin sönük ateşi
Anlatamıyorum kendime, cevapsızım!
Bir hatıraydı,
Senden kalan
Kurumuş gül yaprağı
Unutulmuş defterde.
Neye yarar ki
Faslı mı olur ayrılığın ki geçilsin
Lakin istemem, her gece karşıma dikilsin
Zamanın kuytusu çöker, siner her köşeye
Ne oldu, puslar çözüldü de mi silinsin
Bulup yaslasam başımı, bir soğuk duvara
Pişman dolanan heyhatlar boğazıma dizilsin
Doldurdum abı hayatı meyhaneye
İçmeye meylettim, yutkunamadım
Yudum yudum denedim de şişeye
Koymaya meylettim, dolduramadım
Hicazdır dediler bu derdin ilacı
Yıllar, derin bir çizgi aynalarda!
Uzanır, alnımın bir ucundan başlayarak
Gördüğüm o dur yansımalarda!
Gözler çökmüş, el yaşlı bir çınar ağacı
Bir tek sapasağlam kalan içimde,
Vefasız bir yar gibi
İstanbul içerimde!
Küserim, konuşmam
Bırakıp gidemem de!
Ağlarım, belki hıçkırarak!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!