Ömrüm Tükendi Şiiri - Rasimin Gönül Dili

Rasimin Gönül Dili
77

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Ömrüm Tükendi

Ömrüm tükendi...
Sanki koca bir kışın ortasında, tek başına kalmış bir çınar gibi.
Yaprak dökümünün hesabı tutulmaz oldu artık,
Hangi dalıma tutunsam, elinde kalır gecenin soğuğu.
Gözlerimde birikmiş o son ışık da süzülüp giderken ufuktan,
İçimde ne bir sitem kaldı, ne de geçmişe dair bir pişmanlık.
Sadece yorgun bir dille fısıldanan o son dize:
"Her şeyi yaşadım, her şeyi gördüm de,
Bir tek kendi içimdeki o sessizliği durduramadım..."

Ömrüm tükendi...
Rüzgârın önünde savrulan bir toz tanesi misali döküldüm yollara.
Ne bir kentin gürültüsü avutur artık bu ruhu,
Ne de sahte tebessümlerle kurulan o kalabalık masalar.
Tüm kapıları teker teker kilitledim arkamdan;
Söz bitti, yol bitti, takvimlerden dökülen son yaprak da düştü toprağa.
Şimdi sadece duruyorum o sonsuz eşikte;
Kendi içimdeki o derin, o lekesiz huzura ermek için,
Bütün dünyayı bir kenara bırakıp, sessizce çekiliyorum…

Ömrüm tükendi...
Bir mumun son cılız alevinde can çekişen gölgeler gibi,
Eriye eriye tükendim bu amansız gecelerin koynunda.
Kaç mevsim devirdim, kaç baharı feda ettim bilmiyorum;
Geriye dönüp baktığımda bir avuç kül,
Bir de dumanı tüten kırık dökük anılar kaldı arkamda.
Ne kimseye verecek bir zerre takatım var artık,
Ne de bir kentin çıkmaz sokağında mucize bekleyecek inancım…

Ömrüm tükendi...
Sessizce çekiliyorum bu sahneden, alkışsız ve perdesiz.
Toprağın kokusu çekiyor şimdi yorgun adımlarımı,
O derin, o her şeyi örten duvağına sığınmak için.
Giderken ne bir sitem bırakıyorum bu dünyaya, ne de bir ah;
Herkes hakkını helal etsin şu kimsesiz ruhuma,
Ben kendi kışımı tamamladım,
Şimdi o sonsuz, o hiç uyanılmayacak uykuya yatıyorum…

Ömrüm tükendi...
Bir nehrin denizle buluşup sessizce kaybolması gibi,
Karıştım zamanın o ölçüsüz, o uçsuz bucaksız akışına.
Artık ne batan güneş canımı yakar,
Ne de doğacak günün vaatleri heyecanlandırır göğsümü.
Bütün borçlarımı ödedim bu hayat denen çetin pazarlığa;
Acıyı da doyasıya içtim, hüznü de harf harf işledim ruhuma,
Şimdi geriye sadece katıksız bir kabulleniş kaldı.

Ömrüm tükendi...
Gözlerimi kapatıyorum kentin son gürültülerine,
Ruhumu inciten, yüreğimi yoran her şeyi geride bırakarak.
Bir kuşun kanadında çırpınan o son rüzgâr gibi hafifim şimdi;
Ne bir kırgınlık var heybemde, ne de yarım kalmış bir hesabın ağırlığı.
Toprak çağırdı beni kendi bağrına,
Sessizlik sarmaladı dört bir yanımı.
Ve ben,
Kendi hikâyemin son noktasını koyup,
O muazzam, o ebedî huzura emanet ediyorum kendimi…

Ömrüm tükendi...
Bir şiirin son dizesinde asılı kalan o derin nefes gibi,
Usulca çekildim mısraların arasından.
Ne bir iz bıraktım basıp geçtiğim kaldırımlarda,
Ne de yankısı kalmış bir ses bıraktım boş sokaklarda.
Herkes kendi hikâyesine döndü çoktan,
Bense kendi masalımın kapısını dışarıdan sürgüledim.

Ömrüm tükendi...
Artık gece de aynı, gündüz de;
Sessizlik, tek bir lisan oldu göğsümün ortasında.
Işıkları sönmüş bir kentin en tenha tepesinden bakıyorum geride kalanlara;
Yandığım ateşler soğudu, fırtınalar dindi,
Sadece o derin, o pürüzsüz kabulleniş kaldı elde.

Şimdi ne bir dönüşüm var o eski yollara,
Ne de yeni bir sabahı bekleyecek hevesim.
Son bir veda fısıltısıyla bırakıyorum kendimi geceye;
Her şey tamamlandı, her şey bitti,
Ve ben, kendi dergahımda nihayet sükûnete erdim...

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 19:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!