Ölüm…
adı bile insanın içini üşüten bir sessizlik...
Bir gün herkesin kapısını çalacağını bildiği
ama hiç hazır olamadığı o karanlık misafir…
İnsan en çok da
yarım kalan şeylerden korkuyor galiba.
Söylenemeyen cümlelerden,
sarılamayan insanlardan,
“sonra konuşuruz” deyip
bir daha konuşamamaktan…
Bir gün birinin sesini
son kez duyduğunu bilmiyorsun mesela.
Son sarılışın “son” olduğunu da…
Hayat bazen
hiç haber vermeden eksiltiyor insanı.
Ölüm dediğin sadece gitmek değilmiş meğer…
Bir evin içindeki sesin azalmasıymış..
Bir tabağın eksik kalkması,
bir odanın kapısının daha az açılmasıymış.
Ve en kötüsü şu;
insan zamanla alışıyor sanıyorlar.
Hayır…
İnsan alışmıyor.
Sadece acısıyla yaşamayı öğreniyor.
Bazı yokluklar vardır,
üzerinden yıllar geçse bile
bir şarkıda geri gelir,
bir kokuda boğazına düğümlenir,
gecenin bir vakti ansızın oturur yanına.
Ben ölümü
mezarlıklardan önce insanların gözlerinde gördüm...
Bir şeyleri erkenden kaybetmiş insanların
sessizliğinde…
Çünkü bazı insanlar yaşarken de yarımdır.
Birini toprağa değil,
içine gömmüştür çoktan.
Ve ölüm…
belki de en çok
geride kalanları yoruyordur.
Gidemeyenleri…
Her gün biraz daha özleyenleri…
Sonra bir gün anlıyorsun;
hayat dediğimiz şey
iki nefes arası koca bir ayrılık aslında.
Ve insan
en çok sevdiği şeyleri kaybetmekten korkarak büyüyor.
Kayıt Tarihi : 10.05.2026 00:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!