Gece omuzlarıma çökerken
başımı yasladığım her boşlukta
izlerin konuşuyor benden önce,
ben sustukça içimde bir şey bağırıyor.
Sessizlik ağır bir yük gibi
Gençliğim ateşli bir ırmaktı,
Taşları yara yara aktı gitti.
Gözüm ufukta, gönlüm uzakta,
Yol bildim ama yönü seçemedim.
Düştüm, kalktım, yine yürüdüm,
İnsan dedim, yüreğimle inandım,
Sözlerine umutlar bağladım.
Gülerken dost, dönerken yabancı,
En çok da sessizliğe kandım.
Vefa bir masaldı dillerinde,
Bazı sözlerim vardı,
Duysan… susardın.
Anlatmadım.
Çünkü anlayan kalmazdı.
Omzumda dünyanın yükü varken
Bir tek söz bile etmeyenle
Ne yapayım ben?
Kalbim köz gibi yanarken
Bakışı soğuk kalanla
Aşk nasıl tamam olsun?
Suskunluğun ortasında bekledim,
Her bakışın bir adım olabilir sandım.
Kalbimi açtım sessizce,
Ama sen hâlâ uzak, hâlâ soğuk.
Sevdamı ispatlamak için çabaladım,
Bıraktık acı büyüsün,
göğsünü gere gere yükselsin diye.
Varsın gölgeler uzasın,
duvarlar kalınlaşsın.
Her şeyin bir sınırı var çünkü;
en sert taşın bile
Ne yazılır alnımıza rüzgâr ters eserse,
Umudu yorar zaman, sabır erken biterse.
Sanma ki her gidiş bir son demektir,
Bazı ayrılıklar insanın içine yerleşir.
Ağlama, gece uzun diye sabah gelmez sanma,
Üç kapı var hayatın ucunda,
hangisinin önünde duracağımızı bilmeden
yürüyoruz birbirimizin yanından.
Birimiz kalacak—
toprağın soğuk sessizliğine
Sol yanımda ince bir sızı,
adı sensizliğe benzer biraz.
Öyle susup taş kesilme,
duyuyorum her çarpışını.
Sanma ki değdiğin yer sıradan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!