Baktım da cemâline düştüm bir sevdaya,
Derman arar gönlüm hep sensiz her diyarda.
Bir çift sözün yeterdi ömrüme bahar diye,
Çiçek açar umutlar kurumuş dallarda.
Geceler uzun gelir adını anmayınca,
Hepsini alın,
nefesim birine umut olsun,
ellerim bir başkasının yarınını tutsun,
sesim başka bir boğazda yeniden titreşsin.
Ama göğsümün tam ortasında
Ben solgun renkleri seviyorum,
Topraktan yeni çıkmış kokuları.
Sesini çok yakmamış ezgileri,
Biraz sert, biraz acele söylenen sözleri.
Ne fazla süslü olsun dünya,
“Hayat,” dedin,
“sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış.”
Bir sustum.
Sonra anladım;
Acı çekmeden gülmeyi öğrendik sanırız,
Oysa dudak kıpırtısıdır çoğu zaman.
Kalbe değmeyen sevinç
Ses yapar ama iz bırakmaz.
Yara görmemiş bir ten
Sarı, bir sabah ışığı gibi düşer içimize,
Ne kadar yorulsak da yeniden başlatır.
Lacivert, uzun bir geceye benzer,
Beklemeyi, sabretmeyi öğretir.
Bu iki renk yan yana geldi mi
Seni değil,
seninle güzelleşen şeyleri sevdim.
Akşamın sessizliğini,
bir şarkının yarım kalan yerini,
yağmurdan sonra toprağın kokusunu
Gece çöktüğünde adın büyüyor içimde,
Sanki kalbim seni anmak için atıyor hâlâ.
Yokluğun bir sessizlik değil artık,
Bir çığlık… kimsenin duymadığı.
Sen giderken ben kalmadım aslında,
Gece omuzlarıma çökerken
başımı yasladığım her boşlukta
izlerin konuşuyor benden önce,
ben sustukça içimde bir şey bağırıyor.
Sessizlik ağır bir yük gibi
Gençliğim ateşli bir ırmaktı,
Taşları yara yara aktı gitti.
Gözüm ufukta, gönlüm uzakta,
Yol bildim ama yönü seçemedim.
Düştüm, kalktım, yine yürüdüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!