İnsan insandan vazgeçmez.
Vazgeçilen şey, insana yüklenen anlamdır.
Gözle değil, kalple çizilmiş bir resimdir o;
Silinince yüz değil, bakış değişir.
Birini bırakmak sandığımız şey
Bugün Galata Köprüsü’nde
Yağmurun içinden yürüdüm.
Üzerimde incecik beyaz bir gömlek,
Islaklığı tenimden önce
Bakışlar fark etti.
Geçmişi affet dediler,
Sanki suç tek başına zamandaymış gibi.
Oysa biz bile bile harcadık günleri,
Susarak, erteleyerek, korkarak.
Ne varsa elimizde
Bu yük bana ağır geldi
Omuz dayandı, diz çöktü
Gül dediğim günlerimde
İçimde fırtına koptu
Güneş doğar, içim karanlık
İçimde durmadan esen rüzgâr var
Geceyle konuşur, sabaha susar
Kalbim alışmış gibi atar ama
Ruhum bir yerlerde eksik kalır.
Düşünce düşünceyi kovalar hep
İnsan sandık, sertliğe çarptık,
El verdiğimiz yerden keskinlik çıktı.
Söz değilmiş kıran,
Sözün ardındaki niyetmiş.
Gülüşler ödünçtü meğer,
Dua diye uzattılar bana karanlığı,
Adımı yazdılar geceye borçlu.
Bir ömür taşımam istendi suskunluğu,
Sanki kader, baştan mühürlü.
Sevgiyle değil, sitemle büyüdüm,
Kirli vicdanlar gürültü sever.
En çok onlar konuşur,
Çünkü sessizlik aynadır.
Hata yapanı parmakla gösterirler,
Böylece kendi izleri silinsin isterler.
Ben solgun renkleri seviyorum,
Topraktan yeni çıkmış kokuları.
Sesini çok yakmamış ezgileri,
Biraz sert, biraz acele söylenen sözleri.
Ne fazla süslü olsun dünya,
Acı çekmeden gülmeyi öğrendik sanırız,
Oysa dudak kıpırtısıdır çoğu zaman.
Kalbe değmeyen sevinç
Ses yapar ama iz bırakmaz.
Yara görmemiş bir ten




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!