Düm ta düm tek, akşam yine aynı
Söz çok, mana yok, masa hep dolu
Herkes konuşur, kimse duymaz
Davul daha dürüst, vurur da susmaz
Düm ta düm tek, hayat tempo
Bana miras kalan şey
itaat değildi.
Bir parça cesaret,
bir parça da başkaldırıydı.
Yasak denilen ne varsa
Bir avuç zamandı çocukluk,
kirlenen dizler, yarım gülüşler.
Akşam olmadan bitmeyen oyunlar,
geceyi bilmeyen düşler.
Bir şekerle mutlu olurduk,
gecenin en ağır yerinde
ışıklar bile geri çekiliyor
ben yine aynı köşede
kendimle baş başa
duman yükseliyor
Bir vakit aynalara sustum,
Yüzümde kalan izleri saymadan.
Kalabalıkların içinden geçtim de
Sesimi hiçbir kapıya bırakmadan.
Geceler uzun değildi belki,
O gece yer uyandı uykusundan
Gökyüzü sustu, saatler durdu
Bir şehir değil, binlerce kalp
Aynı anda kırıldı, savruldu
Duvarlar çöktü, isimler kaldı
İnsan insandan vazgeçmez.
Vazgeçilen şey, insana yüklenen anlamdır.
Gözle değil, kalple çizilmiş bir resimdir o;
Silinince yüz değil, bakış değişir.
Birini bırakmak sandığımız şey
Bugün Galata Köprüsü’nde
Yağmurun içinden yürüdüm.
Üzerimde incecik beyaz bir gömlek,
Islaklığı tenimden önce
Bakışlar fark etti.
Geçmişi affet dediler,
Sanki suç tek başına zamandaymış gibi.
Oysa biz bile bile harcadık günleri,
Susarak, erteleyerek, korkarak.
Ne varsa elimizde
Kalbimde Bir İz Bıraktın
Sessizce gelip dokundun
Bir bakışınla yandım ben
Rüzgâr gibi savruldum
Yorgunum ben, yorgunum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!