Yürüdüm dağları sis iner diye,
Derdime bir çare bulunur diye,
Bir çift sıcak söz duyulur diye,
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.
Bahar geldi dallar çiçeğe durdu,
Ne saltanat sürdü bu dünyada,
Ne de ardında servet bıraktı.
En büyük hesabı ay sonuydu,
Bir de dizlerindeki sızı.
Bayram gelince gülerdi biraz,
Sen bu satırlara denk geldiğinde
Ben çoktan başka bir yolun tozunda olacağım.
Ne gecenin ortasında içini delen bir sessizlik kalacak
Ne de adımı arayan bir titreşim cebinde.
Kalbim artık
İniş çıkışlarının deneme tahtası olmayacak.
Ne garip şey...
İnsanlar beni hep gülen adam sanıyorlar. Oysa ben gülmeyi biraz da ağlamaya benzetirim. İnsan bazen en çok canı yanarken şaka yapar. Çünkü acıyı ciddiye alırsan büyür.
Ben büyük hakikatlerin peşinde koşmadım. Bir kuşun başının üstünden geçmesi, trenin düdüğü, cebimde son beş kuruşun kalması... Bana bunlar yetti. Hayat dediğin biraz da bunlardan ibaret değil miydi?
Ne vardı aklımda, ne de bir beklenti,
Günler birbirine benzerdi sessizce.
Derken bir tebessüm düştü ömrüme,
Bir mevsim değişti ansızın içimde.
Yorgundum biraz, kırgındım hayata,
Git şimdi, ardına bakma,
ardında bıraktığın ben değilim artık.
Bir zamanlar uğruna sustuğum ne varsa
şimdi hepsini bir bir söylüyorum içimden:
Sen kaybetmedin beni, kendini kaybettin.
Gecenin mührü iner kirpiklerinden
Sessiz bir yangın başlar içimde
Yolumu kaybettim adını anınca
Bu karanlık bana senden miras gibi
Bir bakışınla yıkılır bütün doğrular
Bana karanlık dediniz,
Kendi gölgelerinizi saklarken.
Ben sustum, siz konuştunuz,
Sözleriniz ayna oldu yüzünüze.
Hatalarım vardı, inkâr etmedim,
Sabahı geceye kattım yıllarca,
Bir lokma ekmekti bütün kavgam.
Kimi bir adımda vardı varacağı yere,
Ben aynı yolu yürüdüm, yoruldum akşam akşam.
Alnımda ter, cebimde sabır,
Yolun sonunu bilen yok,
adımlar sessiz, gölgeler uzun.
Her viraj bir sır taşır,
her durak bir bekleyiş.
Gözler ufku tarar durur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!