Dua diye uzattılar bana karanlığı,
Adımı yazdılar geceye borçlu.
Bir ömür taşımam istendi suskunluğu,
Sanki kader, baştan mühürlü.
Sevgiyle değil, sitemle büyüdüm,
Kirli vicdanlar gürültü sever.
En çok onlar konuşur,
Çünkü sessizlik aynadır.
Hata yapanı parmakla gösterirler,
Böylece kendi izleri silinsin isterler.
Kış gecesi uzun, sahur sessiz ve derin,
Ay ışığı düşer beyaz sokaklara.
Soğuk camlarda dua izleri var,
Kalbim sabrı öğrenir yıldızlara baka baka.
Gündüz kısa ama imtihan ince,
Bir zamanlar adını taşırdı kalbim,
Şimdi kendi sesimi öğreniyorum yeniden.
Sessizlik eskisi gibi ürkütmüyor beni,
İçinde kaybolmuyorum artık, içinden geçiyorum.
Seni sevmek bir mevsimdi,
Baktım da cemâline düştüm bir sevdaya,
Derman arar gönlüm hep sensiz her diyarda.
Bir çift sözün yeterdi ömrüme bahar diye,
Çiçek açar umutlar kurumuş dallarda.
Geceler uzun gelir adını anmayınca,
Hepsini alın,
nefesim birine umut olsun,
ellerim bir başkasının yarınını tutsun,
sesim başka bir boğazda yeniden titreşsin.
Ama göğsümün tam ortasında
Ben solgun renkleri seviyorum,
Topraktan yeni çıkmış kokuları.
Sesini çok yakmamış ezgileri,
Biraz sert, biraz acele söylenen sözleri.
Ne fazla süslü olsun dünya,
Acı çekmeden gülmeyi öğrendik sanırız,
Oysa dudak kıpırtısıdır çoğu zaman.
Kalbe değmeyen sevinç
Ses yapar ama iz bırakmaz.
Yara görmemiş bir ten
Sarı, bir sabah ışığı gibi düşer içimize,
Ne kadar yorulsak da yeniden başlatır.
Lacivert, uzun bir geceye benzer,
Beklemeyi, sabretmeyi öğretir.
Bu iki renk yan yana geldi mi
Gece çöktüğünde adın büyüyor içimde,
Sanki kalbim seni anmak için atıyor hâlâ.
Yokluğun bir sessizlik değil artık,
Bir çığlık… kimsenin duymadığı.
Sen giderken ben kalmadım aslında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!