Bir gün oturdum, karşıma aldım kendimi,
bir değil, birkaç kişi gibiydik sanki,
her biri başka bir yerden bakıyor,
aynı hayatı farklı anlatıyordu.
Genç olan itiraz etti hemen,
Karanlık çöktüğünde mi ağırlaşır içim,
yoksa içimdeki ağırlık mı çağırır karanlığı?
Sokaklar sessizliğe büründüğünde mi artar özlem,
yoksa özlem mi susturur bütün sokakları?
Gökyüzü yıldızlarını açtığında mı düşersin aklıma,
Bir gün geri yaslandım,
ömrümün sessiz koridorlarına baktım.
Kapılar ardına kadar açıktı,
ama içlerinden geçen hep aynı kelimeydi:
keşke.
Dua diye uzattılar bana karanlığı,
Adımı yazdılar geceye borçlu.
Bir ömür taşımam istendi suskunluğu,
Sanki kader, baştan mühürlü.
Sevgiyle değil, sitemle büyüdüm,
Kirli vicdanlar gürültü sever.
En çok onlar konuşur,
Çünkü sessizlik aynadır.
Hata yapanı parmakla gösterirler,
Böylece kendi izleri silinsin isterler.
Kış gecesi uzun, sahur sessiz ve derin,
Ay ışığı düşer beyaz sokaklara.
Soğuk camlarda dua izleri var,
Kalbim sabrı öğrenir yıldızlara baka baka.
Gündüz kısa ama imtihan ince,
Bir zamanlar adını taşırdı kalbim,
Şimdi kendi sesimi öğreniyorum yeniden.
Sessizlik eskisi gibi ürkütmüyor beni,
İçinde kaybolmuyorum artık, içinden geçiyorum.
Seni sevmek bir mevsimdi,
Baktım da cemâline düştüm bir sevdaya,
Derman arar gönlüm hep sensiz her diyarda.
Bir çift sözün yeterdi ömrüme bahar diye,
Çiçek açar umutlar kurumuş dallarda.
Geceler uzun gelir adını anmayınca,
Hepsini alın,
nefesim birine umut olsun,
ellerim bir başkasının yarınını tutsun,
sesim başka bir boğazda yeniden titreşsin.
Ama göğsümün tam ortasında
Ben solgun renkleri seviyorum,
Topraktan yeni çıkmış kokuları.
Sesini çok yakmamış ezgileri,
Biraz sert, biraz acele söylenen sözleri.
Ne fazla süslü olsun dünya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!