Hatırı kalan varsa,
değer verdiğim günlere saysın—
ben artık saymıyorum zamanı,
senden sonra eksik akıyor saatler.
Bir kahvenin buğusunda saklıydı yüzün,
Yalnızlıkla aram fena değil,
alıştığım bir boşluk gibi duruyor yanımda.
Kimi zaman sessiz,
kimi zaman fazla kalabalık içimde.
“İyiyse,” diyorlar,
Bu yük bana ağır geldi
Omuz dayandı, diz çöktü
Gül dediğim günlerimde
İçimde fırtına koptu
Güneş doğar, içim karanlık
İçimde durmadan esen rüzgâr var
Geceyle konuşur, sabaha susar
Kalbim alışmış gibi atar ama
Ruhum bir yerlerde eksik kalır.
Düşünce düşünceyi kovalar hep
gecenin cebinde kırık bir söz
adını bile anmadan sustum
bende bıraktığın her iz için
kendimi biraz daha unuttum
bir şehir gibi çöktün içime
İnsan sandık, sertliğe çarptık,
El verdiğimiz yerden keskinlik çıktı.
Söz değilmiş kıran,
Sözün ardındaki niyetmiş.
Gülüşler ödünçtü meğer,
Varlığın bir gölgeyse duvarda,
Ne serinlik verirse yazda,
Ne de yağmur olur kurak toprağa,
Yokluğun da düşmez kimsenin aklına.
Bir nefes ki kimseye can olmamış,
Bir gün oturdum, karşıma aldım kendimi,
bir değil, birkaç kişi gibiydik sanki,
her biri başka bir yerden bakıyor,
aynı hayatı farklı anlatıyordu.
Genç olan itiraz etti hemen,
Karanlık çöktüğünde mi ağırlaşır içim,
yoksa içimdeki ağırlık mı çağırır karanlığı?
Sokaklar sessizliğe büründüğünde mi artar özlem,
yoksa özlem mi susturur bütün sokakları?
Gökyüzü yıldızlarını açtığında mı düşersin aklıma,
Bir gün geri yaslandım,
ömrümün sessiz koridorlarına baktım.
Kapılar ardına kadar açıktı,
ama içlerinden geçen hep aynı kelimeydi:
keşke.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!