Ayrılık dedikleri, bir kapının kapanışı değil,
İçimde yankılanan eksik bir “biz” sesi şimdi.
Sen gittin, ama gidişin değildi en ağır olan,
Birlikte kurduğumuz dünyayı tek başıma taşımak zor olan.
Sokaklar aynı, gökyüzü aynı, zaman bile yerinde,
Sabah iner dağların serin eteğinden,
Rüzgâr saçlarına türkü bağlar usulca.
Bir bakışı yeter mevsimi değiştirmeye,
Gül açar suskun taşın en yorgun avluca.
Yürür de ardı sıra yollar dile gelir,
Yokuşta diz çöktün, omzum dayaktı
Çamurda adımı dilin sayaktı
Düzlüğe varınca gözün kayaktı
Unuttun elimi, yüzün döndü senin
Taşı ben taşıdım, teri ben döktüm
Bazı insanlar bilir içten içe
Adımlarının yanlış yöne saptığını,
Ama aynaya bakmak ağır gelir onlara,
Gözlerini başka yüze çevirirler.
Kırılan camın sesini duyarlar,
Zaten insan insana benzemez mi,
Aynı çamur, başka kader değil mi?
Birinin eli yara, birinin sözü,
İkisi de acıyı bilir, değil mi?
Aynı göğe bakıp başka dilek tutarız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!