Gecenin ayazında oturuyordum yine.
Denizi izlemek ayrı bir sevda türküsü...
Sonra sessizleşti etraf karşımda garip bir çocuk.
“Nasılsın?” dedim,
“İyiyim.” Dedi.
“Seni tanıyorum galiba bir ara yine görmüştüm seni.”
Yorgun düştüm…
Nefesim kayıp…
Kimin cebinde kaldı, benim gülüşlerim…
Issız, unutulmuş bir aynadayım şimdi.
Unuturuz zamanla
Dağımıza yağan karı
Sonradan yeşeren baharı
En acı tariftir unutmak.
Oyunlarımızı, saklan baçı, körebeyi…
Etme gönlüm…
Etme, dokunmabana.
İçim paramparça,
Giden yanlarım var.
Elimden alınmadınız, sizi çekip götürdüler.
Soğuk eleriyle, akşamın köründe...
Yüreğim hâlâ sizinle dolu, ayak izleriniz, yastığımın çöküşü,
Masanın kenarında bekleyen çatal gibi eksik…
Biliyorum bu sevda
Beni de senide etti yerimizden.
Ne dağlar konuşur oldu,
Ne de deniz dalgasını eksik etti.
Baharımız her mevsimdi
Kışa hiç denk gelmedik.
Bir plaktan başlar hikâyem, “Bana sor” der Ferdi baba…
Yılların yorgun sesinde buldum derdimi.
“Emmioğlu” çalar uzaktan, sokak duman altı,
Yoksulluğun kokusu sinmiş, hayalim kanatlı.
“Çeşme”de ağlayan o çocuk bendim,
Ufkuyla uyandım bugün yine,
Kelimeler ince ince nağme dokuyordu.
Susmak bile gelmiyordu dilime,
Şımartılmış bir çocuk heyecanı var sanki içimde.
Gel, istikametin olmasa da gel…
Çıkmaz sokaklarımda kayboluver.
Unutulmuş duvarların dibine gel…
Gölgeye, sessizliğe, bana dönüver.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!