Üç kadın tanıdım ömrü hayatımda
merkezi bekleme salonu olan evrende
Hüzünle yoğrulan üç suret.
telaşlı ruhları kedere sevdalı
Üçünün de sol damarları yaralı
Nuhtan kalan bir coğrafyanın kadını ben
Ömrüm
Bir masalda buluşsak seninle,
Olmasın zaman.
Ama mekan Hasankeyf olsun mesela.
Geç Kaf dağı masallarını.
Rahat bırakalım Simurg'u.
Ve son sözlerini söyledi hayat,
Albenisini yitirirken bir aşk.
Ayrılığın da tadı olmalı,
Erik gibi mesela...
Ruhumda kocaman bir coğrafya çizili
Kimliğimdeki coğrafyayla yazgısı aynı olan.
Aşk sıcak bir eldir, kalbe dokunan.
Okşamaktır bulutların arasından,
Sıyrılarak yere doğru yol alan
Her bir kar tanesini.
Öpmek istemektir,
Seveceksen beni yarim,
Aynı mevsimde dursun gönlün.
Mesela hep bahar olsun sevmelerin...
Ki biz acının meskeninden gelmişiz
Bahara hasrettir yüreğimiz.
Ne kadar güneş olsa da kıblemiz
Yarim,
Bir parça bahar gönder bana,
doldurup avuçlarıma
üfleyeyim umutsuz insanlara...
Kefareti ödenmiş eski sevdalardan geldim.
Yağmurun toprağa figan yağdığı,
Rüzgarın, ruhumun duvarları
Siyaha kesmiş odalarını
Ağlak bir keman sesiyle dolaştığı
Eski sevdalar...
Sılaya gebeyken yıllar,
Umutları büyüttüm içimde.
Sessizlik hükmünü sürmekteydi.
Hasreti anlatırken gözlerim.
Ve o sessizliğin içine seslendim.
Umut bir Yılmaz Güney filmiydi benim için
çocukken annemin elimden tutup götürdüğü
açık hava sinemasında izlediğim.
Sonraları öğrendim yangın yeriyken içim
serinleten bir bardak soğuk su olduğunu.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!