sonsuzluğa doğru
çift sarmal uzayıp giden
cennetin silahsız bekçileri.
ayaklarının altında
yeşermeyi bekleyen
kurumuş Tuba kökleri..
uyanıkken mi,
yoksa uyuduğunda mı,
düş görür insan?
düş düşler...
gerçek düş
yalancı düş,
cemre,
demişlerdi ha düştü
ha düşecek.
sevinmiştim,
kimbilir bana
neler getirecek.
Kendinden geçmiş,
Uyuyor.
Kimbilir,
Neler görüyor rüyasında da,
Gülüyor.
Ben de görebilsem,
siyah -beyaz bir filmdi
Papatya.
sarı -beyaz mı olmalıydı yoksa.?
bir tango çalmalıydı.
Papatya çıkmalıydı sahneye,
beyaz ve ince.
yatakhane kokan
hasret gecelerinin birinde,
derin uykudayken
tüm şehir,
sabaha karşı kanatlandı
sessizce dışarı süzüldü
martı çığlıkları arasında
Leyl olmuş Leyla.
saçı sakalı birbirine karışmış,
öylece duruyor deniz kenarında.
denizler çöl,
çöller deniz olmuş.
uyuduğumda,
diğer ruhlarla beraber
benim de ruhumu al.
vermezsen geri,
üzülmem..
bilirim,
kurttur
minik kurtçuklar.
kurtlar gibi açtırlar.
tahta kurdu misali,
canı çıkmış gövdeyi
kemirip çürütürler.
çatıdaki
tombul martı
kanatlarını açtı,
yağmur damlası
kanadının altındaki
yumurtayı ıslattı.




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...