sıkıştırılmış yay,
en geride
bastırılmış duygular..
buzlu camın ardında
yanlış anılar.
ve koskoca bir pişmanlık..
karanlıkta,
nurlar içinde
bir yel değirmeni..
sanki yükselmiş
ilahi bir emirle.
tanrıça kybele
iç içe halkalar
oluşmaya başladığında
su birikintilerinde,
önce sokak köpekleri geçti
sürü halinde,
sonra okul servisleri.
sanırsın,
bir günde
ak düştü saçlara.
ne demeli
kırlaşan pos bıyıklara.
daha dündü.
hayat zor,
sabah yedi
akşam beş.
tuğla üstüne tuğla,
sıva,boya,seramik
bu çok katlı inşaat ta bitti,
rüzgarla beraber
sağa sola savrulan
bir o yana
bir bu yana koşuşan
amaçsız
kar taneleri
yaz gelince
şans kader kısmet gelirdi,
şehirden,
yazlamacılar da..
rüzgar uygun olduğunda ise
istasyondan
çimenlere
alın teri düşmüş,
çiğden önce.
ter kokuyor havuz,
lavantayla karışık.
ağızlarında çürümüş nilüfer yaprakları,
yeşil desem yeşil değil,
mavi desem
mavi değil deniz.
turkuaz hayallerin
altında buluştuk
yıllar sonra ikimiz.
gün batarken,
sana biraz daha kal diyeceğim.
üzerinde şile bezi elbise,
yanında köpeğin.
ıslak kumlara adını yazıp
elveda diyeceğim.




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...