Mabedimdeki ela gözlü tatlı adam Bir çocuğun gözlerini tasiyorsun Mucizelere olan inançla parlıyorlar Hafif ve yumuşak ferahlık yatıyorlar
Mabedimdeki adam Bana nasıl yaşayacağımı öğret İçimdeki çocuk saflığını kaybetmesin Bir tırtilin koza örmesi gibi Hayatı nasıl saracağımı öğret
Bana nasıl sevileceğini öğret Bulutların üstünde ve yıldızlara yakın Gökyüzünden daha derin Aşkınla susuzluğumu gider Öyle ki senin aşkın su ve ekmek gibidir...
Bana kalbi nasıl duyacağımı öğret Ne söylediğini anlamak için Mutluluk ritmi neye benzer Bunu öğret İçinde üzüntü , acı ve ağlamak olmasın
Öğret bana canım İyi bir öğrenci olacağım Herşeyi bilmen mümkün değil Bilinmezleri birlikte öğrenelim
Bana tüm sırlarını şöyle Bunu saklayacağım söz veriyorum Işıklı kıvılcımlarla örelim hayatı İlmek ilmek işle Beni
Ellerim ellerinde Çocuk saflığımla sana sığındım Bana öğret Senin içine işlemek istiyorum Bana seninle yaşamayı öğret
Askıda şiir var; İster giy üzerine hünkar ol İster çıkar tüm ezberlerini Tanrıya yakın, üryan ol.. İster demle çay iç onunla İster uzaktan seyret Dem ol... İster al içine kayna kayna mırra ol İster aşksız sofralarda tatsız tuzsuz kahve ol... Askıda şiir var dedim Yarin gözlerine dalıp dalıp Yazılmış İstersen bak o gözlerin içine Bebeği ol İstersen kör gözlerde kaybol. Askıda şiir var dedim Ya oku onu alim ol Ya da bırak hak eden alsın Kimseye gölge ol.......
İyileştiren sevgiler seçin hayatınıza... Yeterince yüzleşin kendinizle. Eğer en ufak bir ışık görüyorsanız tünelin sonunda, Savaşın istediğiniz o şey için! Yer yer haksızlık edin, yer yer bir başkasını tercih edin kendinize... Yeterince acı çekin... Ve yeterince mutlu olun... Ancak 'yeterince'... Daha fazlası değil...Eğer memnun değilseniz gidişattan. Sorun mutlaka karşılıklıdır. Ancak kişinin en büyük sorumluluğu yine kendisidir... Her insan kendini düzeltmekten mesuldür... Hiç acımadan, hançeri defalarca sokun aklınıza, kalbinize, egonuza... Eğer kanıyorsa ruhunuz bu yüzleşme sonucunda, en iyi sonucu açık ameliyatlar verecektir. Ya da tümör olan bölgeyi söküp atın içinizden. Çünkü o doku sizinle büyüse de yıllarca, size ait değildir...Sonra şöyle bir durup seyredin manzarayı. Kendinizi bağışlayın... Bu da yeterli değilse eğer, İyileştirici, samimi sevgiler zerk edin yaralı bölgeye. İnanın bana bu kemoterapi etkisi yaratacaktır...Ondan sonra bakmayın bir daha arkanıza. Doğa canlı ve her şeye rağmen, tüm rağmenlere rağmen içimizdeki aşk, sevgi canlı..İnsanın sorumluluğu yaşatmaktır... Öldürmek değil...Karanlığa, çirkinliğe inat, iyiyi, güzeli davet edin hayatınıza. Sanatı, estetiği, her insanın içinde var olan üretme, güzelleştirme yönünü keşfedin kendinizde... Onu geliştirin... Tanrı/ sallaşmak budur işte! Tanrının bizden istediği de...Bulunduğunuz her yerde kendiniz olun. Empati den kaçınmayın! Gözlemden de... Kendiniz olmadığınız hiç bir yerde kalmayın. Duvarına bir tek tablo asamadığınız, o tabloya birlikte bakmadığınız,Balkonunuzda çiçek yetiştiremediğiniz, O çiçeği birlikte sulayamadığınız, Aynı şarkıyı dinleyip, yatağa aynı saatte giremediğiniz, Hiç kimseyi tutmayın hayatınızda...Güzelleştiren sevgiler çağırın hayatınıza. Azaltan değil, geliştiren, yücelten sevgiler. Saygı, hoşgörü ve sadakatle koruyun sevginizi de.İki yarım bir bütün yapabilir.. Ya da iki eksik, tamamlanabilir birbiriyle...İyi müzikler dinlemeyen, hayatının hiç 'bir şarkısı' olmamış, Tuvalde olmasa bile, Düşünde güzel tablolar hayal edemeyen hiç kimseyi kabul etmeyin hayatınıza...-Çünkü yaşam sanattır...Çünkü hayali olmayanın, gerçeği olamaz...Birlikte "Al Bano-Liberta" dinleyeceğiniz biriyle karşılaşırsanız eğer, işte onu çok sevin...O insanların nesli tükeniyor. Benden söylemesi. Hiçbir şey için geç değildir. Hemen/şimdi! Sıkı sıkı sarılın onlara
ben mi...? bir yılkı atıyım ben ehlileşmem, otlaklarda eğleşirim ama, gem’lenmem.. .bir martıyım ben, kapında şarkı söylerim, fakat kafese girmem .açık denizlerde yüzen bir balığım ben, herkese avlanmam… bir bulutum ben, üzerinize şiir gibi yağar, fakat sezilmem... maddenin gaz haliyim ben tutulmam.... aranıp durduğunuz o kutsal topraklar yüreğimdir benim. belli etmem… eğer arıyorsan, sen beni bulacaksın. bir mabedim ben, istesem de gelemem…
kilitlesen de tüm kapıları gideceğim biliyorsun yıkıldı kalbimin duvarları. aç kalbini, çıkmalıyım kalanlar sadece çürütür kokutur anıları bitmişse aramızda yaşanacak her şey gitmeliyiz, kurutmalıyız bataklığı…
Sen uyu şimdi sevgilim Ben gökyüzünü yorgan yapıp usulca sererim üzerine... en güzel düşlerimi sana bağışlar,gelir gözlerinde demlenirim sabahlara... ....iyi uykular...
Sen hep sınadın beni, hep gücümü sabrımı ölçtün. Sana ne verip ne veremeyeceğimi hesapladın. Oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim. Neysem o.. Dağınık, hesapsız, doyumsuz, heyecanlı ve yaralı. Çok yaralı…
Canlı cenazeler kaldırdım yüreğimden. Kürek kürek toprak atiim Yalanlarının üzerine Hiçbirine Fatiha okumadım Hakedeni hakettiği yere koydum Yüreğimdeki cehennem har. Hepsine yetecek ateş var.....
Yaş kemale erince bir bakıyorsun ki, Eskisi kadar takmıyorsun bazı şeyleri.
Mesela, eskisi kadar özlemiyorsun kimseyi. Ve kendine ziyan etmiyorsun geceleri.. Çaya biraz daha fazla düşkün oluyorsun, Ya da kahveyi biraz daha fazla içiyorsun...
Çünkü artık öğreniyorsun ki, kimse senin gibi ince düşünmüyor. Kimse, kimse için ölmüyor... Ya da ne bileyim işte, Kimse gecenin bir yarısı tatlı uykularını senin için bölmüyor...
Yani kimse senin gibi üzülmüyor... Unutma ki, hangi duyguyu besliyorsan, içinde sadece o büyüyor... ne gidiyorsa, Ömründen gidiyor.. Ve kimse sana giden yıllarını geri vermiyor ..."
" Niçin mi fikir değiştiriyorum; çünkü ben fikirlerimin sahibiyim kölesi değil. Fikirlerime karşı hiçbir taahhütüm yoktur. İster değiştiririm, ister muhafaza ederim...."
Hadi tut elimden Sevda türküleri söyleyelim birlikte Umut kuşlarını uçuralım özgürlüğe Hadi hapset yüreğimi yüreğinin içine Kaybolayım gözbebeklerinde Isıt ellerimi ellerinde Yüreğimi yüreğinde Varlığınla hayat bulsun bu beden Kurumuş topraklarımda Umutlar yeşersin Hazan vurmuş dallarımda Çiçekler açsın Gelmiş geçmiş ne varsa unut Hepsini sil bir kalemde Aynı pencereden aynı ufka bakalım Gülşendeki gülleri koklayalım Güzelliklere doyalım İçmeden sarhoş olalım Yaşanmamış ne varsa yaşayalım Hadi tut elimden Sorma nereye diye Gidelim seninle Yüreğimizin götürdüğü Götürdüğü yere...
İnsan kendi içinde yaşadığı birkaç mağlubiyetten sonra yenilmezlik belgesini alabilirmiş. Öyle ya tecrübe denen şey pahalı bir öğretmendir.
Bebekken başlıyor aslında. Doğar doğmaz annenin göğsüne tutunup emmeyi öğreniyorsun. Sonra el yordamıyla tutmayı bir oyuncağı ve düşe kalka yürümeyi öğreniyorsun. Önce tutunarak bi yerlere, bir insana, sonra vakti gelince öyle yalnız tek başına.
Büyüyorsun zamanla, acılara tutunuyor sevinçlere giden yolları arıyorsun. Güvendiğin dağların üzerine yağan karları temizliyor, kanayan yüreğine kendi elerinle pansuman yapıyorsun. İmtihanın bazen ağır geliyor tam pes edecekken içindeki o bilinmez güç her seferinde yolundaki taşları temizleyip devam etmeni tembihliyor. Pişmanlıkların keşkelerin bazen iyikilerinden fazla görünüyor gözüne. Ancak yine de yaşadıklarına teşekkür ediyor, herkesi ve en çok da kendini affetmeyi öğreniyorsun. Mutluluğun birkaç bedel ödemeden gelmeyecegini, insanın hamdım piştim yandım mertebesine ulaşmasının öyle kolay birşey olmadığını anlıyorsun.
Velhasıl , Bedelini ödemeden bakkaldan iki ekmek bile alamıyorsun..
“ Mutluluk ; küçük şeyleri fırsata çevirme becerisidir…” • Aristoteles
Sokaktaki kedi bir gülümsemedir, oltaya takılan balık , kısmet. Adını bilmediğin o güzel şarkı mırıltısı, pencerene konan o kumrular misafirindir.. Omzuna düşen o tüyler , sokakta gördüğün o sararmış yapraklar izleridir yolunun. Başın öne eğildiğinde omzunu tutan dostun , daldığında seni izleyen annen.. Bir şeyleri değiştirmen için sana yardım eden tüm güzellikler…
Umudun bittiği anda gelen o gelişigüzel olaylar , küçük bir bebeğin göğsünde uyuması ya da…
" Sevgiyle güzelleşmeyen insanlardan kork mathilda...
Onları hicbirsey mutlu edemez..."
Herkesin yüreğine çiçekler açtıran o
"umut"
benim saçlarıma aklar düşürdü..
Sustuğum yerde
Bir şeyler kırılıyor..."
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun...?
Arif
Mabedimdeki ela gözlü tatlı adam
Bir çocuğun gözlerini tasiyorsun
Mucizelere olan inançla parlıyorlar
Hafif ve yumuşak ferahlık yatıyorlar
Mabedimdeki adam
Bana nasıl yaşayacağımı öğret
İçimdeki çocuk saflığını kaybetmesin
Bir tırtilin koza örmesi gibi
Hayatı nasıl saracağımı öğret
Bana nasıl sevileceğini öğret
Bulutların üstünde ve yıldızlara yakın
Gökyüzünden daha derin
Aşkınla susuzluğumu gider
Öyle ki senin aşkın su ve ekmek gibidir...
Bana kalbi nasıl duyacağımı öğret
Ne söylediğini anlamak için
Mutluluk ritmi neye benzer
Bunu öğret
İçinde üzüntü , acı ve ağlamak olmasın
Öğret bana canım
İyi bir öğrenci olacağım
Herşeyi bilmen mümkün değil
Bilinmezleri birlikte öğrenelim
Bana tüm sırlarını şöyle
Bunu saklayacağım söz veriyorum
Işıklı kıvılcımlarla örelim hayatı
İlmek ilmek işle Beni
Ellerim ellerinde
Çocuk saflığımla sana sığındım
Bana öğret
Senin içine işlemek istiyorum
Bana seninle yaşamayı öğret
@. Elena Vinogradova
Askıda şiir var;
İster giy üzerine hünkar ol
İster çıkar tüm ezberlerini
Tanrıya yakın, üryan ol..
İster demle çay iç onunla
İster uzaktan seyret
Dem ol...
İster al içine kayna kayna mırra ol
İster aşksız sofralarda tatsız tuzsuz kahve ol...
Askıda şiir var dedim
Yarin gözlerine dalıp dalıp Yazılmış
İstersen bak o gözlerin içine
Bebeği ol
İstersen kör gözlerde kaybol.
Askıda şiir var dedim
Ya oku onu alim ol
Ya da bırak hak eden alsın
Kimseye gölge ol.......
Saba
İyileştiren sevgiler seçin hayatınıza...
Yeterince yüzleşin kendinizle.
Eğer en ufak bir ışık görüyorsanız tünelin sonunda, Savaşın istediğiniz o şey için!
Yer yer haksızlık edin, yer yer bir başkasını tercih edin kendinize...
Yeterince acı çekin...
Ve yeterince mutlu olun...
Ancak 'yeterince'...
Daha fazlası değil...Eğer memnun değilseniz gidişattan.
Sorun mutlaka karşılıklıdır.
Ancak kişinin en büyük sorumluluğu yine kendisidir...
Her insan kendini düzeltmekten mesuldür...
Hiç acımadan, hançeri defalarca sokun aklınıza, kalbinize, egonuza...
Eğer kanıyorsa ruhunuz bu yüzleşme sonucunda, en iyi sonucu açık ameliyatlar verecektir.
Ya da tümör olan bölgeyi söküp atın içinizden.
Çünkü o doku sizinle büyüse de yıllarca, size ait değildir...Sonra şöyle bir durup seyredin manzarayı.
Kendinizi bağışlayın...
Bu da yeterli değilse eğer,
İyileştirici, samimi sevgiler zerk edin yaralı bölgeye. İnanın bana bu kemoterapi etkisi yaratacaktır...Ondan sonra bakmayın bir daha arkanıza.
Doğa canlı ve her şeye rağmen, tüm rağmenlere rağmen içimizdeki aşk, sevgi canlı..İnsanın sorumluluğu yaşatmaktır...
Öldürmek değil...Karanlığa, çirkinliğe inat, iyiyi, güzeli davet edin hayatınıza.
Sanatı, estetiği, her insanın içinde var olan üretme, güzelleştirme yönünü keşfedin kendinizde...
Onu geliştirin...
Tanrı/ sallaşmak budur işte!
Tanrının bizden istediği de...Bulunduğunuz her yerde kendiniz olun.
Empati den kaçınmayın!
Gözlemden de...
Kendiniz olmadığınız hiç bir yerde kalmayın.
Duvarına bir tek tablo asamadığınız, o tabloya birlikte bakmadığınız,Balkonunuzda çiçek yetiştiremediğiniz,
O çiçeği birlikte sulayamadığınız,
Aynı şarkıyı dinleyip, yatağa aynı saatte giremediğiniz, Hiç kimseyi tutmayın hayatınızda...Güzelleştiren sevgiler çağırın hayatınıza.
Azaltan değil, geliştiren, yücelten sevgiler.
Saygı, hoşgörü ve sadakatle koruyun sevginizi de.İki yarım bir bütün yapabilir..
Ya da iki eksik, tamamlanabilir birbiriyle...İyi müzikler dinlemeyen, hayatının hiç 'bir şarkısı' olmamış,
Tuvalde olmasa bile,
Düşünde güzel tablolar hayal edemeyen hiç kimseyi kabul etmeyin hayatınıza...-Çünkü yaşam sanattır...Çünkü hayali olmayanın, gerçeği olamaz...Birlikte "Al Bano-Liberta" dinleyeceğiniz biriyle karşılaşırsanız eğer, işte onu çok sevin...O insanların nesli tükeniyor.
Benden söylemesi.
Hiçbir şey için geç değildir.
Hemen/şimdi!
Sıkı sıkı sarılın onlara
Saba
hani diyorum ki ben;
bana yalan söylesen
,'tek bir şey' söylesen.
yalan olduğunu bile bile,
yine de inansam.
beklesem...
Saba
ben mi...?
bir yılkı atıyım ben
ehlileşmem,
otlaklarda eğleşirim ama,
gem’lenmem..
.bir martıyım ben,
kapında şarkı söylerim, fakat kafese girmem
.açık denizlerde yüzen bir balığım ben,
herkese avlanmam…
bir bulutum ben,
üzerinize şiir gibi yağar,
fakat sezilmem...
maddenin gaz haliyim ben
tutulmam....
aranıp durduğunuz o kutsal topraklar yüreğimdir benim.
belli etmem…
eğer arıyorsan, sen beni bulacaksın.
bir mabedim ben, istesem de gelemem…
Saba
kilitlesen de tüm kapıları
gideceğim biliyorsun
yıkıldı kalbimin duvarları.
aç kalbini, çıkmalıyım
kalanlar sadece çürütür
kokutur anıları
bitmişse aramızda yaşanacak her şey
gitmeliyiz,
kurutmalıyız bataklığı…
Saba
Sen uyu şimdi sevgilim
Ben gökyüzünü yorgan yapıp usulca sererim üzerine...
en güzel düşlerimi sana bağışlar,gelir gözlerinde demlenirim sabahlara...
....iyi uykular...
Cadı
Sen hep sınadın beni,
hep gücümü sabrımı ölçtün.
Sana ne verip ne veremeyeceğimi hesapladın.
Oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim.
Neysem o..
Dağınık, hesapsız, doyumsuz,
heyecanlı ve yaralı.
Çok yaralı…
". Ağaç olsak , dal olsak çat diye kırılır
Yeri göğü inletirdik...
Ama biz karanfildik...
Usulca büktük boynumuzu...."
Güney
" Özlemek ;
kavuşacağını bildiğinde güzelmiş.
Şimdi çok ağır geliyor..."
Canlı cenazeler kaldırdım yüreğimden.
Kürek kürek toprak atiim
Yalanlarının üzerine
Hiçbirine Fatiha okumadım
Hakedeni hakettiği yere koydum
Yüreğimdeki cehennem har.
Hepsine yetecek ateş var.....
Dağlar duman olur.....
Yaş kemale erince bir bakıyorsun ki,
Eskisi kadar takmıyorsun bazı şeyleri.
Mesela, eskisi kadar özlemiyorsun kimseyi.
Ve kendine ziyan etmiyorsun geceleri..
Çaya biraz daha fazla düşkün oluyorsun,
Ya da kahveyi biraz daha fazla içiyorsun...
Çünkü artık öğreniyorsun ki, kimse senin gibi ince düşünmüyor.
Kimse, kimse için ölmüyor...
Ya da ne bileyim işte,
Kimse gecenin bir yarısı tatlı uykularını senin için bölmüyor...
Yani kimse senin gibi üzülmüyor...
Unutma ki, hangi duyguyu besliyorsan, içinde sadece o büyüyor...
ne gidiyorsa, Ömründen gidiyor..
Ve kimse sana giden yıllarını geri vermiyor ..."
" Gönlüne bir Sevda düşerse bu kaderdir.
Sevdiğin de seni severse bu kismettir.
Allah dilerse ve kavuşursaniz,
Bu da nasiptrir. "
" madem ki ayrılıktır lâyık gördüğün Eda
sana da ey cancağızım sana da elveda ..."
" Niçin mi fikir değiştiriyorum;
çünkü ben fikirlerimin sahibiyim
kölesi değil.
Fikirlerime karşı hiçbir taahhütüm yoktur.
İster değiştiririm, ister muhafaza ederim...."
" Ömrümün her köşesinde seni bekliyorum..."
Hadi tut elimden
Sevda türküleri söyleyelim birlikte
Umut kuşlarını uçuralım özgürlüğe
Hadi hapset yüreğimi yüreğinin içine
Kaybolayım gözbebeklerinde
Isıt ellerimi ellerinde
Yüreğimi yüreğinde
Varlığınla hayat bulsun bu beden
Kurumuş topraklarımda
Umutlar yeşersin
Hazan vurmuş dallarımda
Çiçekler açsın
Gelmiş geçmiş ne varsa unut
Hepsini sil bir kalemde
Aynı pencereden aynı ufka bakalım
Gülşendeki gülleri koklayalım
Güzelliklere doyalım
İçmeden sarhoş olalım
Yaşanmamış ne varsa yaşayalım
Hadi tut elimden
Sorma nereye diye
Gidelim seninle
Yüreğimizin götürdüğü
Götürdüğü yere...
F. Yılmaz
" Madem ki oluktan vefa görmedin,
suyu yağmurdan iste....."
İnsan kendi içinde yaşadığı birkaç mağlubiyetten sonra yenilmezlik belgesini alabilirmiş. Öyle ya tecrübe denen şey pahalı bir öğretmendir.
Bebekken başlıyor aslında. Doğar doğmaz annenin göğsüne tutunup emmeyi öğreniyorsun. Sonra el yordamıyla tutmayı bir oyuncağı ve
düşe kalka yürümeyi öğreniyorsun.
Önce tutunarak bi yerlere, bir insana, sonra vakti gelince öyle yalnız tek başına.
Büyüyorsun zamanla, acılara tutunuyor sevinçlere giden yolları arıyorsun.
Güvendiğin dağların üzerine yağan karları temizliyor, kanayan yüreğine kendi elerinle pansuman yapıyorsun.
İmtihanın bazen ağır geliyor tam pes edecekken içindeki o bilinmez güç her seferinde yolundaki taşları temizleyip devam etmeni tembihliyor. Pişmanlıkların keşkelerin bazen iyikilerinden fazla görünüyor gözüne. Ancak yine de yaşadıklarına teşekkür ediyor, herkesi ve en çok da kendini affetmeyi öğreniyorsun.
Mutluluğun birkaç bedel ödemeden gelmeyecegini, insanın hamdım piştim yandım mertebesine ulaşmasının öyle kolay birşey olmadığını anlıyorsun.
Velhasıl ,
Bedelini ödemeden bakkaldan iki ekmek bile alamıyorsun..
" Ben farklı bakmayı da denedim.
Fakat gördüklerim hep aynıydı..."
" gelişin bahar
Aylardan nisan
gülüşün" şiir olsun sevgilim.."
"Yaşamak görevdir
bu yangın yerinde Yaşamak,
insan kalarak"
Ataol
“ Mutluluk ;
küçük şeyleri fırsata çevirme becerisidir…”
• Aristoteles
Sokaktaki kedi bir gülümsemedir, oltaya
takılan balık , kısmet. Adını bilmediğin o güzel şarkı mırıltısı, pencerene konan o kumrular misafirindir.. Omzuna düşen o tüyler , sokakta gördüğün o sararmış yapraklar izleridir yolunun. Başın öne eğildiğinde omzunu tutan dostun , daldığında seni izleyen annen..
Bir şeyleri değiştirmen için sana yardım eden tüm güzellikler…
Umudun bittiği anda gelen o gelişigüzel olaylar , küçük bir bebeğin göğsünde uyuması ya da…
Hepsi değişmen için.
Aldırma kötülüğe, küçük şeylere sığın.
Umut orada ..."
". zaman zemheri ayazında bacası tütmeyen bir ev görsem,
Bilirim ki ya evde kimse yoktur, .."
Ya da evdekilerin kimsesi yoktur.
"Odayı saran odun kokusu,
Dışarıda çiseleyen bir yağmur,
Sıcak bir çay
Aklımda...
Çocukluğumdan kalma bir masal..."
Hikmet
". Cezvedeki kahve gibidir insan
Taşırmamak lazım...."