Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Wolf Son
Wolf Son

@ FEEL ME IN YOUR HEART @

  • serbest kürsü03.06.2026 - 12:02

    şimdi çayı nerden içecez :)

  • serbest kürsü03.06.2026 - 00:34

    17 :45 nerede
    çay istiyoruz

  • wolfson06.05.2026 - 00:55

    Dizginleri kopmuş bir kıyamet kopuyor damarlarımda,
    İçimde binlerce atlı,
    mahmuzluyor zamanı.
    Nallarında ateş,
    yelelerinde rüzgârın en hırçın hali;
    Her adımda biraz daha yıkılıyor
    içimdeki o eski kale.
    Gözlerin, unuttuğum bir lisanın en keskin,
    en amansız cümlesi,
    Okundukça kanatan,
    sustukça infaz eden bir hüküm gibi...

    Sürgün yemiş bir coğrafyayım ben,
    haritası yırtılmış,
    Çatlamış topraklarımda yankılanıyor dilsizliğin sancısı.
    Şimdi gece, mürekkebini bir zehir gibi ruhuma döküyor,
    Siyah bir kadife gibi örtülüyor
    üzerimize bitmek bilmez hırsımız.
    Karanlık,
    artık sadece senin teninde parlayan o kör edici ışık,
    Ve ben,
    o ışığa çarparak küle dönmeyi dileyen bir pervane...

    Dudakların, bin yıldır mühürlü
    yasaklanmış bir mabedin kapısı,
    Açılsa, kutsal bir günah gibi
    serpilecek ruhumuzun boşluğuna.
    Vur mahmuzlarını kalbime,
    bir an bile acıma canım;
    Çünkü bu yangın,
    küllerimizden başka bir evren doğuracak bize.
    Kendi enkazımızdan yükseleceğiz,
    en büyük yıkımımız aşk olacak.

    Gözlerindeki o keskin cümleyle infaz et beni,
    çekme bakışını,
    Öyle bir öp ki;
    Zaman utansın durduğuna,
    atlar yorulsun, kıyamet kopsun.
    Sürgün edildiğim bu kimsesiz coğrafyanın tek sahibi sen ol,
    Varsın dilsizliğim bir ömür sürsün, ne çıkar?

    @@@@@@@



    Belki ruhlar henüz bedenlere taksim edilmeden evvel,
    Bir melek bizim isimlerimizi " Levh-i Mahfuz "da
    aynı yaprağa kazımıştı.
    Sen, kaburgamdaki o kadim boşluğun tek sahibisin;
    Biz, balçığa can verilmeden çok önce,
    bir ışık huzmesinde vuslata ermiştik.
    Yeryüzü sadece bu muazzam randevunun
    solgun bir taklidi şimdi....

  • wolfson26.04.2026 - 19:21

    ?si=e5EntiTR9FbErGLM

  • wolfson25.04.2026 - 19:01

    ?si=er42KWqCKPKz4nKT

  • wolfson23.04.2026 - 20:48

    @ sahibini arayan şiir @


    "Kelimeler ruhları birbirine bağlayan köprüler kuruyordu..."

    Ve biz o köprünün tam ortasında,
    Zamanın ve mekanın silindiği
    o puslu noktada karşılaşıyorduk.
    Her harf, parmak uçlarımın
    Senin teninde bıraktığı o hafif,
    yakıcı izlere dönüşüyor;
    Kurduğum her cümle,
    Zihninin en kuytu köşelerine sızan
    birer fısıltı halini alıyordu.

    Sessizlik, aramıza örülmüş en ince danteldi şimdi,
    Dokunduğum her virgül,
    boynundaki o ürpertiye eşti.
    Bakışların bir ünlem gibi
    çakılırken ruhumun aynasına,
    Nefesim, bir parantez açıyordu
    senin en mahrem dünyana.
    Dudaklarımdan dökülen her hece,
    birer birer soyunurken,
    Biz o görünmez köprüde,
    iki bedende tek bir yangın oluyorduk.

    Kelimeler artık sadece ses değil,
    tenimizde birer mühür,
    Aramızdaki o çekim, hem esaret bize,
    hem de en büyük hür.
    Satır aralarına sakladığım o yasak arzular,
    Bir çığlık gibi yükselirken sessizliğin içinden,
    Köprü sarsılıyor,
    dünya duruyor,
    sadece biz kalıyorduk;
    Ben senin zihninde,
    sen benim kanımda,
    sonsuza dek duruluyorduk.

    Ve o üç nokta var ya
    o her şeyin sonuna koyduğumuz...
    Aslında o, dudaklarımın senin dudaklarında bıraktığı,
    Henüz söylenmemiş,
    ama iliklerine kadar hissettiğin
    O bitmeyen, o en tutkulu,
    o en zengin arzumuzdu...

  • wolfson15.04.2026 - 21:34

    Peruğunu çıkar
    ve makyajını sil
    gösteri bitti.
    Eşsizdin, ama...
    Aslında hiç var olmadın.
    benim seni görmek istediğim o kalabalığın
    en gürültülü sessizliğiydin.
    Şimdi o boyalı tebessümlerin çatlaklarından sızan,
    Zemheri ayazı gibi çıplak bir yoksunluk.
    Seni ben icat ettim,
    en kuytu yaralarımın ağrısıyla;
    Kırık aynalardan topladığım binlerce parçadan,
    Tek bir kusursuz yalan yonttum göğsüme.
    Makyajın aktıkça altından çıkan o yabancı çehre,
    Hiç dokunulmamış sükûnet değil,
    İçine hiç girilmemiş, kapısı kilitli bir harabe.
    Eşsizdin;
    çünkü ben seni,
    Kendi kimsesizliğimle süslemiştim.
    Şimdi o ipek kostümleri birer deri gibi soy üzerinden,
    Çünkü bu sahnede artık alkışlar değil,
    Sadece kendi ayak seslerin yankılanıyor.
    Seni bende bitiren, senin gidişin değil;
    Benim, senin yerinde gördüğüm
    o boşluğu artık sevmemem.
    Perdeler kapandı, ışıklar kuyu gibi derin.
    Geriye ne bir replik kaldı, ne de bir sufle.
    Sen, var olmayan bir sahnenin
    Hiç yaşanmamış hikayesiydin....

  • serbest kürsü08.04.2024 - 00:00

    Fatih Sultan Mehmet, fermanında,
    “İnsanlara Allah’ın soracağı soruları sormayın.....
    Kulun kula soracağı soruları sorun.
    Aç mısın, susuz musun,
    geçinebiliyor musun,
    evin var mı,
    hasta mısın,
    evinde hasta var mı?”
    gibi sorular sorulmasını emretmiş. ..

    kendinizi peygamber sanmayın vesselam...
    kula soracağınız sorular sorgu meleklerinin soruları olmasın..
    haddinizi bilin.....

  • wolfson05.04.2024 - 03:12

    Ben mi ?
    antik çağlardan kalma bir ağıt
    derin nefesie çekilen bir iç
    ya da
    sevgilerden geriye kalmış bir tortu
    ne bileyim işte
    belki sevgi dilencisi
    ne sayarsan say

    ben mi ?
    kuşun kanadındaki sevda
    lokman hekimin ilacındaki şifa
    bazen bir esir kadar hakir
    bazen karun kadar zengin
    bazen Musa kadar fakir
    ne sayarsan say

    ben mi ?
    fırtınadan geriye kalan enkaz
    kuraklıktan hayatı solduran yaz
    telleri kırılmış bir saz
    ne sayarsan say

    ben mi ?
    sonu bahar olmayan zemheri
    kutupta işe yaramaz deniz feneri
    sıfırla sıfırın toplamı kadar değeri
    ne sayarsan say....

  • wolfson17.03.2024 - 00:17

    sen benim limanımsın
    gemim yanaştı
    artık tek başıma sefere çıkmayacağım
    çaresizlik günlerimde
    bitmek bilmeyen bir yalnızlık vardı...
    şimdi her şey geçti
    sen benim limanımsın
    keşfedilmemiş yeni dünya
    gecikmiş mutluluğumsun...
    dünyayı kaç defa dolaştım bilemezsin
    seni keşfetmek için
    yolculuğum bitti
    yorgun başımı dizlerine koyacağım
    sen benim limanımsın
    başka nereye gidebilirim ?
    sende demir attım
    sonsuza kadar...
    sahilde oturalım
    omuz omuza
    ve
    tekrar yola çıkmak gerekirse
    meydan okumayı kabul edelim
    artık ikimiz varız...
    fırtına hangi yönden eserse essin
    " Aganta burina burinata "
    rotamızı birlikte çizelim
    kötü hava veya fırtına
    her ne olursa olsun
    bir tek şey var aklımda
    sen benim limanımsın
    benim evimsin
    biliyorum...