Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Hüzünlü Bahçe31.12.2007 - 21:03

    Yalnızlar sevmek ister,ağlayansa gülmek
    Benim alınyazımsa ne yazık terk edilmek
    Çocuklar çiçek sever,kadınlar çocuk özler
    Gülmeyi bilmedi hiç buğulu gözler...

  • Herkes sevdiğini öldürür31.12.2007 - 20:52

    Zannım bu ki cana beni kurban edeceksin
    Verdim sana can işte ne ferman edeceksin
    Derdim büyüdü dilde ne derman edeceksin
    Verdim sana can işte ne ferman edeceksin...

  • MS(Multipl Skleroz)31.12.2007 - 20:49

    Burada karşı karşıya olduğumuz, büyük Öteki’nin İradesi’nin saf aracı konumunu benimsemeye yönelik, tam anlamıyla sapkın tavırdır: Bu benim sorumluluğumda değil, aslında bunları yapan ben değilim, ben sadece daha yüksek bir Tarihsel Zorunluluğun aracıyım... Bu konumun müstehcen jouissance’ı, yaptığım şeyden sorumlu tutulamayacağımı düşünmemden kaynaklanır, bundan sorumlu tutulamayacağımın, sadece Öteki’nin İradesi’ne boyun eğmekte olduğumun tamamıyla bilincinde olarak ötekilere acı verebilmek ne güzel... Kant ahlakının yasakladığı tam da budur... Sadist sapkının konumu bu sorunun yanıtıdır: Özne, sadece “nesnel”, dışarıdan kendisine yüklenen bir zorunluluğu yerine getiriyorsa, nasıl suçlu sayılabilir? Bu “nesnel zorunluluğu” öznel olarak yüklenerek, kendine yüklenen [ödevden] haz duyarak... Demek ki, en radikal haliyle Kant ahlakı “sadist” değildir, aksine öznenin Sadeçı bir infazcı konumunu yüklenmesini yasaklayan tam da bu ahlaktır... Böylece Lacan yine de son bir dönüş yaparak, “Sade Kant’ın hakikatidir” tezini çürütür... Lacan’ın, Kant’la Sade arasındaki özsel bağlantıyı ilk kez geliştirdiği seminerin aynı zamanda ayrıntılı bir Antigone okuması içermesi bir rastlantı değildir, Lacan burada, örtük hakikat olarak Sadeçı sapkınlık tuzağından kurtulmayı başaran bir ahlak ediminin anahatlarını çizer... Antigone, ağabeyinin uygun bir şekilde gömülmesine yönelik koşulsuz buyruğa uymakta ısrar ederek, onu küçük düşüren, sadist infazcı tarafından dile getirilen bir emre uymamayı tercih eder... Öyleyse Lacan’ın Psikanaliz Etiği üzerine seminerlerinin temel çabası, özellikle Kant avec Sade kısırdöngüsünü kırmaktır... Bu nasıl mümkün olabilir? Ancak – Kant’la karşıtlık içinde – arzulama yetisinin kendisinin “patolojik” olmadığını öne sürmekle... Kısacası, bir “saf arzunun eleştirisine” duyulan gereksinimi dile getirir... Arzulama kapasitemizi tamamen “patolojik” olarak gören Kant’a (çünkü defalarca altını çizdiği gibi, empirik bir nesne ve bu nesnenin öznede yol açtığı haz arasında hiçbir a priori bağ yoktur) karşılık, Lacan bir “saf arzu yetisi” olduğunu öne sürer, çünkü arzunun patolojik olmayan, a priori bir nesnesi-nedeni vardır... Buradaki nesne elbette, Lacan’ın objet petit a ismini verdiği türden bir nesnedir...


    Çeviren: Ali Kaftan



    Notlar

    1 Lacan, Jacques, Le séminaire, Livre VII: L’éthique de la psychanalyse, Paris, Seuil, 1986, VI. bölüm.

    2 Lacan, J., “Kant avec Sade”, Écrits, Paris, Seuil, 1966, s. 765-790.

    3 Kant, Immanuel, Critique of Practical Reason, New York, Macmillan, 1993, s. 30.

    4 “[...] eğer, Kant’ın öne sürdüğü gibi, tüm patolojik çıkarlarımızı bir kenara bırakmamızı ve ölümümüzü kabullenmemizi sağlayan, ahlak yasasından başka bir şey olamazsa, o zaman bunu hayatıyla ödeyeceğini bile bile geceyi bir kadının yanında geçiren birinin durumu da, ahlak yasasının konusudur...” Alenka Zupancic, “The Subject of the Law”, Cogito and the Unconscious, yay. haz. Slavoj Zizek, Durham, Duke UP 1998, s. 89.

    5 Kant’la Sade arasındaki bağlantının, ilkinin yapıtının doğasından kaynaklandığının en açık kanıtı elbette Kant’ın (reddettiği) “şeytani kötülük”, başka bir deyişle herhangi bir “patolojik” nedenle değil de, ilke olarak, sadece kötülük olsun diye yapılan Kötülük fikridir... Kant’ın, evrensel bir maksim düzeyine yükselen (ve dolayısıyla etik bir ilke haline gelen) bu Kötülük fikrini kullanmasının tek nedeni, insanların bu derecede bir çürüme içine girmelerinin mümkün olmadığını öne sürerek, hemen bu fikri reddetmektir; ancak Kant’ın bu reddine karşılık olarak biz de Sade’ın tüm yapıtının, tam da kötülüğün bir koşulsuz (“kategorik”) buyruk derecesine yükseltilmesine dayandığını vurgulamalıyız, değil mi? Bu noktanın daha ayrıntılı bir incelemesi için bkz. Slavoj Zizek, The Indivisible Remainder, London, Verso 1996, II. Bölüm.

    6 Butler, Judith, The Psychic Life of Power, Stanford, Stanford University Press 1997, s. 28–29.

    7 David-Menard, Monique, Les constructions de l'universel, Paris, PUF 1997.

    8 Du Pré, Hilary ve Piers, A Genius in the Family, An Intimate Memoir of Jacqueline du Pré, Londra, Chatto and Windus,1997.

    9 Alenka Zupancic, a.g.y., aynı zamanda Bernard Baas, Le désir pur, Louvain, Peeters 1992.

    10 Kant ahlakının bu önemli özelliğinin ayrıntılı bir incelemesi için bkz. Slavoj Zizek, The Indivisible Remainder, Londra, Verso 1996, II. bölüm.

  • maziden biri31.12.2007 - 20:47

    Samson François - Chopin Piano Works

  • geçiş31.12.2007 - 20:42

    '...kriz ne zaman biter asla tarih veremem...Geçen hafta G-20 toplantısına katıldım...35 merkez bankası başkanı ile konuştum...FED Başkanı Bernanke'ye 'Sizdeki kriz ne zaman düzelecek? 6 ay,1-2 yıl...Tarih verebilir misiniz? ' diye soruldu... 'Tarih veremiyorum' dedi...Hedge fonlarda çarpan etkisi bin ile ifade ediliyor...Şu ana kadar likidite sorunu gibi görünen bu olayın piyasalarda ciddi iflaslara dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda endişeler devam ediyor...Alman Merkez Bankası Başkanı Axel Weber, 'Şu andaki dalgalanma bir şey değil.Önümüzdeki günlerde dalga daha da fazla olacak' görüşünde...Hatta Almanya'da yerel yönetimlerin ihraç ettiği kağıtların tahtası kapatılmış...Almanya'da da ABD'deki benzer kaygılar oluşmuş durumda...Dalgalanma daha şiddetli olabilir...ABD'deki krizin henüz ortalarına geldik...Bir bu kadar daha dönem var demek ki...'

  • Eskidendi Çok Eskiden...31.12.2007 - 20:41

    Chopin - Etudes Op.10-25 (Backhaus)

  • before sunset / gün batmadan28.12.2007 - 21:23

    Rüzgar söylüyor şimdi o yerlerde bizim eski şarkımızı
    Vaz geç söyleme artık hatırlatma mazideki aşkımızı
    Bir kış günüydü başladı o hazin macerası ömrümüzün
    Vaz geç söyleme artık hatırlatma mazideki aşkımızı...

  • sadakatsiz/unfaithful28.12.2007 - 21:21

    Sevmiyorum seni artık gözlerimi geri ver
    Yalanmış yeminlerin hep sözlerimi geri ver
    İsyanı tanımazdım ben seni sevmeden önce
    O en mahzun o en mahcup yüzlerimi geri ver...

  • aşk mektupları28.12.2007 - 21:20

    Mendilimin dört ucu
    Turuncudur turuncu
    O yardan mektup gelmiş
    Almak boynumun borcu

    Ayakkabım var benim
    Altları delik delik
    Kaynatama zor geldi
    Beş tane beşibirlik...

  • Yazılmamış Mektuplar28.12.2007 - 21:09

    '...sana söyleyecek pek çok şeyim var; bitmez tükenmez bir sohbete öyle susadım ki! Kimi zaman sözcükleri bulamıyorum,belirgin düşünceler gelmiyor aklıma -düş kurar gibi yazıyorum bu akşam- verilip alınacak sonsuz bir zenginliğin hemen hemen ezici heyecanını taşıyorum sadece...'