Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • bitmeyen bekleyişler24.12.2007 - 14:35

    Çayır çimen geze geze
    Oldum ben bir geveze
    Kızına meyil verdim
    Darılma hanım teyze

    Pencereden kuş uçtu
    Yandı yürek tutuştu
    Yanma yüreğim yanma
    Ayrılık bize düştü

    Simidimin tablası
    Geldi düğün haftası
    Gelin olacağım diye
    Nedir bunun tafrası...

  • before sunrise / gün doğmadan24.12.2007 - 14:29

    Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına
    Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına
    Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden
    Misafirim bu gün ben gurbet akşamlarına...

  • Romanlar24.12.2007 - 14:28

    ...

    -Batı'nın kendine has buhranları var...Mesela Türkiye'de roman türü niye gelişmemiş? Roman türü buhranlı toplumların eseridir...Dolayısıyla bizde roman bir Fransız,bir Rus kadar tekamül etmemiştir...Sosyal çalkantılar da öyle...Biz büyük buhranlar yaşayan bir toplum değiliz...İslami silsilede,daimi şekilde istikralı yaşadık...

    -Bizim buhranımız Batı buhranı gibi değil...

    -Tabii,tabii...Yani biz,İslam'ın hakikatleri çizgisinde yaşadığımız sürece bir buhran yaşamadık...Çünkü İslam komple bir sistem olarak bu buhranların hepsini ekarte etti...Ama tam bir model olarak uygulandığı sürece...

    ...

  • benzemez kimse sana...24.12.2007 - 14:27

    'The Snow Is Dancing'

    Cortot...

  • film replikleri24.12.2007 - 14:23

    -All women are wonders because they reduce all men to the obvious...

    (Out of the Past)

  • before sunset / gün batmadan24.12.2007 - 14:22

    Gözyaşı bekleme benden bu akşam
    Rüzgarlar sağolsun kuruttu bile
    Gönlümü isteme benden bu akşam
    Kadehler sağolsun avuttu bile

    Kalbimin sesine inanma artık
    Gözünün rengine güvenme artık
    Çektiğim acılar inan bir anlık
    Vefasiz sevgini unuttum bile

    Okşayıp kokladım her ızdırabı
    Güç verdi kalbime feleğin çarkı
    Ninni gibi geldi bana her şarkı
    Vefasız aşkını unuttum bile...

  • rejim24.12.2007 - 14:15

    ...

    -'Ne mutlu Türküm' demek zorunda değil herkes...Eskiden Osmanlı yıkılırken bile büyükte diyorum ben...Büyüktü,hiçbir zaman küçülmeden yıkılıp yok oldu gitti Osmanlı...Ve o zamana kadar bir Kürt sorunu yoktu...Kayda değer hiçbir surette Kürt sorunu yok...Kürt sorunu ne zaman başlıyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda...Neden? Çünkü seküler değerlere dayanan bir cumhuriyet kuruluyor ve milliyetçi değerlere,etnik kimliğe...

    -Batıcı millliyetçi anlayışa...

    -Tabii...Zaten bu etnik kimlik anlayışını bize kim soktu içimize? Batı soktu...Etnik kimlik bilinci...Yani Kürtlük,Türklük,Lazlık,Araplık...Osmanlıda böyle bir şey yok...Osmanlı'da bizi birbirimize bağlayan ebedi soluklar vardı...Mezar ötesi emellerimiz vardı...Maveraya olan aşkımız vardı...Hep beraber Sarıkamış'ta,Galiçya'da,Kafkasya'da bunun için öldük...Şimdi peki bu sapkın laiklik anlayışıyla,potasından çıkmış seküler laiklik anlayışıyla ve Atatürk milliyetçiliğiyle nereye varacaksınız? İşte vardığınız yer...Ülke bölünmenin eşiğine geldi...

    ...

    -Genelkurmay hiçbir zaman Amerika'ya hakiki manada itiraz edemez...Kısmi itirazlar olabilir ama radikal bir şekilde Amerika'nın karşısına geçemez...Bizim askeri istihbarat sistemimizi,Milli İstihbarat Teşkilatını,NATO bünyesindeki yapılanmayı,Amerika'dan getirilen askerler,bunların komuta kademelerine yükselmesi...Hepsi Amerika'dan! Hayır,nasıl bir itiraz edecek yani? Generallerimiz gidip Amerika'dan nişan alıp geliyor...Madalya alıp geliyorlar yani! '

  • alan derinliği16.12.2007 - 19:24

    'La Règle du jeu' (1939)

    Jean Renoir

  • bitmeyen bekleyişler16.12.2007 - 19:22

    Yılan aktı dereye
    Kız çıktı pencereye
    Kız Allah'ın seversen
    Al beni içeriye

    Yılanlar taş dibinde
    Kirpiği kaş dibinde
    Söz vermiştin gelecen
    Uykum gelmeyeyi ki...

  • Zincirlenmiş Zamanlar16.12.2007 - 19:08

    Passacaglia and Fuge...

    BWV 582...