Edimsel koşullanma, gönüllü davranışların sonuçları (ödül veya ceza) aracılığıyla şekillendiği, davranışın sıklığının pekiştirme ile arttığı veya ceza ile azaldığı bir öğrenme sürecidir. B.F. Skinner tarafından geliştirilen bu teoriye göre, organizma davranış ile sonuç arasında bağlantı kurar. Temel amacı pekiştirme yoluyla davranışı güçlendirmektir.
Evrim Ağacı +2 Edimsel Koşullanmanın Temel Özellikleri ve Kavramları Davranış Önceliklidir: Organizma aktiftir ve davranışı bilinçli/gönüllü olarak gerçekleştirir. Pekiştirme (Ödül): Davranışın tekrar edilme olasılığını artırır (örn. ödev yapana çikolata vermek). Ceza: Davranışın tekrar edilme olasılığını azaltır (örn. yaramazlık yapan çocuğa kızmak). Olumlu Pekiştirme: Hoşa giden bir uyarıcının ortama eklenmesi (teşekkür etmek). Olumsuz Pekiştirme: Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması (emniyet kemeri takmayınca çalan sesin susması).
Google +3 Edimsel Koşullanma Örnekleri Eğitim: Öğretmenin yüksek not alan öğrenciye aferin demesi. İş Hayatı: Verimli çalışan personele prim verilmesi. Hayvan Eğitimi: Köpeğin pati verdiğinde mama ile ödüllendirilmesi. Günlük Yaşam: Çocuğun odasını topladığında oyun oynamasına izin verilmesi.
Evrim Ağacı +1 Edimsel Koşullanmanın Eş Anlamlıları ve Diğer Adları Araçsal koşullanma. Edimsel şartlanma. Skinnerian (Skinner tarzı) koşullanma.
Wikipedia +1 Bu süreç, organizmanın çevresel uyaranlara verdiği tepkilerin sonuçlarına göre şekillenmesine odaklanır.
Britannica
Çağdaş Sanatı Anlamak kitap Maledetto Modigliani film
Toplumsal cinsiyet cinsel kimliğin geniş kültürel tanımıdır ve günümüzün merkezi meselelerinden biridir. Bir kişinin cinsiyeti fiziksel ve biyolojik olarak belirli niteliklerle belirlense de toplumsal cinsiyet toplumsal rol, beklenti ve temel değerlerle ilişkilendirilir. Edimsel olduğu yani kişisel, toplumsal ve mesleki rollerimizle gerçekleşmediği Batı toplumunda kendini tanıma ve deneyim karmaşası eserlere de yansımıştır. Bireyin olduğu gibi algılanmaması bunun en büyük nedenlerinden biridir ama sanatı da tanımlar hale gelmiştir. Toplumsal eşitsizlik hegemonyasına karşı bir duruştur. düşünce kalıpları sorgulanır. Sanatın da alanıdır.
+3 "Rabbini zikreden ile zikretmeyenin durumu diri ile ölünün durumu gibidir", hadis-i şerifinde Allah'ı anan (zakir) kalp ile O'ndan gafil olan kalbin durumu; hayat ile ölüm, nur ile karanlık arasındaki farka benzetilmiştir. Zikir, ruhun diriliği, huzuru ve manevi hayatıdır; zikirsizlik ise manevi ölüm ve karanlıktır. Bu hadis-i şerif, Buhârî (Deavât, 66) başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır. Hadisin Anlamı ve İçeriği: Diri (Zikreden): Kalbi Allah'ın nuruyla aydınlanmış, huzur ve sekine bulan, ilim ve imanla yaşayan kimsedir. Ölü (Zikretmeyen): Fiziksel olarak canlı olsa da kalbi gaflet içinde olan, Allah'ı unutan, manevi hayattan mahrum kimsedir. Zikrin Önemi: Zikir sadece dille değil, gönülden Allah'ı anmak, O'nu tefekkür etmek ve emirlerine uymaktır. Kalpler ancak zikirle huzur bulur. Hadisle İlgili Temel Mesajlar: Allah'ı zikreden, rahatlık ve bollukta olduğu gibi, sıkıntı ve musibet anlarında da Allah'a sığınır. Zikir, hayatın her anına (ayakta, otururken, yatarken) yayılması gereken bir eylemdir. Allah'ı anmak, kişinin manevi hayatının sürmesini ve gafletten kurtulmasını sağlar. Hadis, inananları Allah'ı çokça anmaya ve kalplerini diri tutmaya teşvik eder.
Bu hadis, Kur'an-ı Kerim'in İslam inancındaki merkezi ve sarsılmaz yerini en güzel özetleyen metinlerden biridir. Bu hadiste Kur'an-ı Kerim'in nitelikleri ve onunla kurulan ilişkinin sonuçları eşsiz bir belagatle anlatılır:
"Her kim doğru yolu Allah'ın kitabından başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür." Burada hakikatin ve mutlak doğrunun (hidayetin) tek kaynağının Kur'an olduğu vurgulanır. İnsan aklı, felsefi akımlar veya farklı ideolojiler tek başlarına hakikati bulmaya yetmez. Hidayeti bu ilahi kaynağın dışında aramak, pusulasız bir şekilde okyanusa açılmak gibidir ve sonu kaçınılmaz olarak savrulmaktır.
"O, Allah'ın sağlam ipidir (Hablullahil-Metîn)" "İp" metaforu çok derindir. Bir kuyuya düşen veya uçurumun kenarında olan birini kurtarmak için yukarıdan sarkıtılan sağlam bir halattır Kur'an. İnsanlık cehalet ve karanlık çukurundayken, Allah bu kitabı sarkıtarak insanları aydınlığa çekmek istemiştir. Kopması veya koparması imkânsız olan tek bağ budur.
"O, hikmet dolu sözleridir (Zikr-i Hakîm)." Kur'an'daki hiçbir hüküm, kıssa veya emir boşuna değildir. Her bir kelimesinde bireysel, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik hikmetler barındırır. İnsanın hem aklına hem de kalbine aynı anda hitap eden eşsiz bir zikirdir.
"O, dosdoğru yoldur (Sırât-ı Müstakîm)." Eğrisi büğrüsü olmayan, insanı en kısa ve en güvenli şekilde Allah'ın rızasına ve cennete ulaştıran ana caddedir.
"Ona dayanarak konuşan tasdik olunur... Onunla amel eden sevap kazanır... Onunla hükmeden adaletli davranmış olur..." Burada Kur'an'ın hayata nasıl dokunması gerektiği anlatılır. Sadece okunacak bir metin değil; konuşmaların referansı, eylemlerin kılavuzu ve toplumsal düzenin (adaletin) terazisidir. Sözünü Kur'an'a dayandıran asla yalanlanamaz çünkü kaynağı ilahidir. Onu yaşantı haline getiren ebedi mükafatı alır.
"Sağlam İp" : Âl-i İmrân Suresi 103. ayette açıkça "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin." buyrulur. Hadisteki "Allah'ın sağlam ipi" tabiri doğrudan bu ayetin tefsiri niteliğindedir.
"Doğru Yola İletme": İsrâ Suresi 9. ayette "Şüphesiz ki bu Kur'an, (insanları) en doğru, en sağlam yola iletir..." denilmektedir. Hadisteki "Her kim doğru yolu ondan başkasında ararsa..." ihtarı bu ayetin mesajıyla birebir örtüşür.
"Hüküm ve Adalet" Bağlantısı: Mâide Suresi 44, 45 ve 47. ayetlerde "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler sırasıyla kâfir, zalim ve fasık olarak nitelendirilir. Hadiste "onunla hükmeden adaletli davranmış olur" denilerek gerçek adaletin kaynağı gösterilmiştir.
"Şüphe Olmayan Rehber" : Bakara Suresi 2. ayetteki "Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir" ifadesi, hidayeti Kur'an'da aramanın gerekliliğini tasdikler.
Rasulullah (sav) Kur'an hakkında şöyle buyurur; Allah'ın kitabı Kuran'a uyanı Allah'ın kitabı Kur'an sapıklıktan kurtardığı gibi, kıyamet günü onu kötü hesaptan da korur. Taberani 12/48
Kuran'ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kuran'ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kuran'ı öğrendiği hâlde (onu okumayan ve okutmayan) yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı bir misk kabına benzer. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 2
Kuran okuyan mümin turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kuran okumayan mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kuran okuyan münafık reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kuran okumayan münafık ise Ebucehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır. Müslim, Müsâfirîn, 243
Kuran'ı ezberleyip okuyan kişi, Allah katındaki seçkin meleklerle birlikte olacaktır. Kuran'ı zorlanarak da olsa devamlı okumaya çalışan kişiye ise iki kat ecir (sevap) vardır. Buhârî, Tefsîr, Abese 1
Hz. Ömer (ra): Hz. Ömer'in meşhur bir sözü, bu hadisin toplumlar üzerindeki etkisini özetler: "Allah bu kitapla (Kur'an ile) amel eden kavimleri yüceltir, onun izinden gitmeyenleri ise alçaltır."
Abdullah Mesud (ra): Kur'an ile kurulması gereken bağı şöyle tarif eder: "Şüphesiz bu Kur'an, Allah'ın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiğince O'nun ziyafetinden faydalanın. Muhakkak ki bu Kur'an, Allah'ın sağlam ipidir, apaçık bir nurdur ve faydalı bir şifadır. Ona sarılan için koruyucu, ona uyan için kurtarıcıdır."
İmam Gazâlî (ra) Kur'an'ı uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetir ve hakikati başka yerde aramanın anlamsızlığını vurgular: "Kur'an, incileri ve mercanları barındıran derin bir denizdir. Kim ki yüzmeyi bırakıp kıyıda kumlarla oynamayı tercih ederse, asıl hazineden mahrum kalır."
Edimsel koşullanma, gönüllü davranışların sonuçları (ödül veya ceza) aracılığıyla şekillendiği, davranışın sıklığının pekiştirme ile arttığı veya ceza ile azaldığı bir öğrenme sürecidir. B.F. Skinner tarafından geliştirilen bu teoriye göre, organizma davranış ile sonuç arasında bağlantı kurar. Temel amacı pekiştirme yoluyla davranışı güçlendirmektir.
Evrim Ağacı
+2
Edimsel Koşullanmanın Temel Özellikleri ve Kavramları
Davranış Önceliklidir: Organizma aktiftir ve davranışı bilinçli/gönüllü olarak gerçekleştirir.
Pekiştirme (Ödül): Davranışın tekrar edilme olasılığını artırır (örn. ödev yapana çikolata vermek).
Ceza: Davranışın tekrar edilme olasılığını azaltır (örn. yaramazlık yapan çocuğa kızmak).
Olumlu Pekiştirme: Hoşa giden bir uyarıcının ortama eklenmesi (teşekkür etmek).
Olumsuz Pekiştirme: Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması (emniyet kemeri takmayınca çalan sesin susması).
Google
+3
Edimsel Koşullanma Örnekleri
Eğitim: Öğretmenin yüksek not alan öğrenciye aferin demesi.
İş Hayatı: Verimli çalışan personele prim verilmesi.
Hayvan Eğitimi: Köpeğin pati verdiğinde mama ile ödüllendirilmesi.
Günlük Yaşam: Çocuğun odasını topladığında oyun oynamasına izin verilmesi.
Evrim Ağacı
+1
Edimsel Koşullanmanın Eş Anlamlıları ve Diğer Adları
Araçsal koşullanma.
Edimsel şartlanma.
Skinnerian (Skinner tarzı) koşullanma.
Wikipedia
+1
Bu süreç, organizmanın çevresel uyaranlara verdiği tepkilerin sonuçlarına göre şekillenmesine odaklanır.
Britannica
Çağdaş Sanatı Anlamak kitap
Maledetto Modigliani film
Vs Vs
Toplumsal cinsiyet cinsel kimliğin geniş kültürel tanımıdır ve günümüzün merkezi meselelerinden biridir. Bir kişinin cinsiyeti fiziksel ve biyolojik olarak belirli niteliklerle belirlense de toplumsal cinsiyet toplumsal rol, beklenti ve temel değerlerle ilişkilendirilir. Edimsel olduğu yani kişisel, toplumsal ve mesleki rollerimizle gerçekleşmediği Batı toplumunda kendini tanıma ve deneyim karmaşası eserlere de yansımıştır. Bireyin olduğu gibi algılanmaması bunun en büyük nedenlerinden biridir ama sanatı da tanımlar hale gelmiştir. Toplumsal eşitsizlik hegemonyasına karşı bir duruştur. düşünce kalıpları sorgulanır. Sanatın da alanıdır.
+3
"Rabbini zikreden ile zikretmeyenin durumu diri ile ölünün durumu gibidir", hadis-i şerifinde Allah'ı anan (zakir) kalp ile O'ndan gafil olan kalbin durumu; hayat ile ölüm, nur ile karanlık arasındaki farka benzetilmiştir. Zikir, ruhun diriliği, huzuru ve manevi hayatıdır; zikirsizlik ise manevi ölüm ve karanlıktır.
Bu hadis-i şerif, Buhârî (Deavât, 66) başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır.
Hadisin Anlamı ve İçeriği:
Diri (Zikreden): Kalbi Allah'ın nuruyla aydınlanmış, huzur ve sekine bulan, ilim ve imanla yaşayan kimsedir.
Ölü (Zikretmeyen): Fiziksel olarak canlı olsa da kalbi gaflet içinde olan, Allah'ı unutan, manevi hayattan mahrum kimsedir.
Zikrin Önemi: Zikir sadece dille değil, gönülden Allah'ı anmak, O'nu tefekkür etmek ve emirlerine uymaktır. Kalpler ancak zikirle huzur bulur.
Hadisle İlgili Temel Mesajlar:
Allah'ı zikreden, rahatlık ve bollukta olduğu gibi, sıkıntı ve musibet anlarında da Allah'a sığınır.
Zikir, hayatın her anına (ayakta, otururken, yatarken) yayılması gereken bir eylemdir.
Allah'ı anmak, kişinin manevi hayatının sürmesini ve gafletten kurtulmasını sağlar.
Hadis, inananları Allah'ı çokça anmaya ve kalplerini diri tutmaya teşvik eder.
Ne zaman ben haklı olarak kendimi savunsam biri derdini anlatır haksız olarak ...
Neden
Çünkü herkes beni merak etse de insanlık sınırım sanat değil...
Sanat bir paylaşımdır
Bir anlamsal özgürlüktür
O açıdan da ; hadisler var
Dininiz için delirin.
Yani dinde baskı yoktur.
Anlamıyorsunuz ne yazık ki
Ucuz hayatlar...
Ben cool dedim, cool kafe gördüm
Hepiniz Allah dediğinizi sandiniz.
O konu herkes deli olsa peygamber değil
Herkes aşık olsa peygamber değil
... NOKTA ! (sanat bu nokta)
Bu hadis, Kur'an-ı Kerim'in İslam inancındaki merkezi ve sarsılmaz yerini en güzel özetleyen metinlerden biridir. Bu hadiste Kur'an-ı Kerim'in nitelikleri ve onunla kurulan ilişkinin sonuçları eşsiz bir belagatle anlatılır:
"Her kim doğru yolu Allah'ın kitabından başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür." Burada hakikatin ve mutlak doğrunun (hidayetin) tek kaynağının Kur'an olduğu vurgulanır. İnsan aklı, felsefi akımlar veya farklı ideolojiler tek başlarına hakikati bulmaya yetmez. Hidayeti bu ilahi kaynağın dışında aramak, pusulasız bir şekilde okyanusa açılmak gibidir ve sonu kaçınılmaz olarak savrulmaktır.
"O, Allah'ın sağlam ipidir (Hablullahil-Metîn)"
"İp" metaforu çok derindir. Bir kuyuya düşen veya uçurumun kenarında olan birini kurtarmak için yukarıdan sarkıtılan sağlam bir halattır Kur'an. İnsanlık cehalet ve karanlık çukurundayken, Allah bu kitabı sarkıtarak insanları aydınlığa çekmek istemiştir. Kopması veya koparması imkânsız olan tek bağ budur.
"O, hikmet dolu sözleridir (Zikr-i Hakîm)."
Kur'an'daki hiçbir hüküm, kıssa veya emir boşuna değildir. Her bir kelimesinde bireysel, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik hikmetler barındırır. İnsanın hem aklına hem de kalbine aynı anda hitap eden eşsiz bir zikirdir.
"O, dosdoğru yoldur (Sırât-ı Müstakîm)."
Eğrisi büğrüsü olmayan, insanı en kısa ve en güvenli şekilde Allah'ın rızasına ve cennete ulaştıran ana caddedir.
"Ona dayanarak konuşan tasdik olunur... Onunla amel eden sevap kazanır... Onunla hükmeden adaletli davranmış olur..."
Burada Kur'an'ın hayata nasıl dokunması gerektiği anlatılır. Sadece okunacak bir metin değil; konuşmaların referansı, eylemlerin kılavuzu ve toplumsal düzenin (adaletin) terazisidir. Sözünü Kur'an'a dayandıran asla yalanlanamaz çünkü kaynağı ilahidir. Onu yaşantı haline getiren ebedi mükafatı alır.
"Sağlam İp" : Âl-i İmrân Suresi 103. ayette açıkça "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin." buyrulur. Hadisteki "Allah'ın sağlam ipi" tabiri doğrudan bu ayetin tefsiri niteliğindedir.
"Doğru Yola İletme": İsrâ Suresi 9. ayette "Şüphesiz ki bu Kur'an, (insanları) en doğru, en sağlam yola iletir..." denilmektedir. Hadisteki "Her kim doğru yolu ondan başkasında ararsa..." ihtarı bu ayetin mesajıyla birebir örtüşür.
"Hüküm ve Adalet" Bağlantısı: Mâide Suresi 44, 45 ve 47. ayetlerde "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler sırasıyla kâfir, zalim ve fasık olarak nitelendirilir. Hadiste "onunla hükmeden adaletli davranmış olur" denilerek gerçek adaletin kaynağı gösterilmiştir.
"Şüphe Olmayan Rehber" : Bakara Suresi 2. ayetteki "Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir" ifadesi, hidayeti Kur'an'da aramanın gerekliliğini tasdikler.
Rasulullah (sav) Kur'an hakkında şöyle buyurur; Allah'ın kitabı Kuran'a uyanı Allah'ın kitabı Kur'an sapıklıktan kurtardığı gibi, kıyamet günü onu kötü hesaptan da korur. Taberani 12/48
Kuran'ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kuran'ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kuran'ı öğrendiği hâlde (onu okumayan ve okutmayan) yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı bir misk kabına benzer. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 2
Kuran okuyan mümin turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kuran okumayan mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kuran okuyan münafık reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kuran okumayan münafık ise Ebucehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.
Müslim, Müsâfirîn, 243
Kuran'ı ezberleyip okuyan kişi, Allah katındaki seçkin meleklerle birlikte olacaktır. Kuran'ı zorlanarak da olsa devamlı okumaya çalışan kişiye ise iki kat ecir (sevap) vardır. Buhârî, Tefsîr, Abese 1
Hz. Ömer (ra): Hz. Ömer'in meşhur bir sözü, bu hadisin toplumlar üzerindeki etkisini özetler: "Allah bu kitapla (Kur'an ile) amel eden kavimleri yüceltir, onun izinden gitmeyenleri ise alçaltır."
Abdullah Mesud (ra): Kur'an ile kurulması gereken bağı şöyle tarif eder: "Şüphesiz bu Kur'an, Allah'ın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiğince O'nun ziyafetinden faydalanın. Muhakkak ki bu Kur'an, Allah'ın sağlam ipidir, apaçık bir nurdur ve faydalı bir şifadır. Ona sarılan için koruyucu, ona uyan için kurtarıcıdır."
İmam Gazâlî (ra) Kur'an'ı uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetir ve hakikati başka yerde aramanın anlamsızlığını vurgular: "Kur'an, incileri ve mercanları barındıran derin bir denizdir. Kim ki yüzmeyi bırakıp kıyıda kumlarla oynamayı tercih ederse, asıl hazineden mahrum kalır."
Yani sanatta karmaşa yok
Boyayla makyaj ev ile set karısmaz
Kitapla akıl karışmaz
Şirk olmaz zaten
Ooo
Dizide aldatılan kadın
Kitapta üvey annesyle evlenmeyeceğini bilmeyen sapik
Karıştırman imkansız !