Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • çığlık17.04.2026 - 16:22

  • Öğren artık!17.04.2026 - 16:21

  • aşk-ı memnu17.04.2026 - 16:18

    eros

    ve okunu esas kendi kalbine fırlatan aptal eros,
    aşkın kerpeteniyle söküyorum mitolojik çivilerini,
    tek tek...
    şimdi öp o çivi izlerini
    bir bir...
    ve seni; artık şizofren bir bulutun
    kendini astığı göğe teslim ediyorum...

  • Çivitlemek17.04.2026 - 16:02

    çivit

    hiç mi seçilmezsin sen gecenin derin ve
    çivit mavisi karanlığına asılmış,
    kandiller arasından; hiç aşk…
    hep mi utangaç ve
    keşfedilme dertlisi ve saklısın,

    sürekli sende olan gözlerime bir bak,
    çık ortaya; hırka… ceket… parka…
    tam üç perdeyle örtülüsün,
    kendine bürünüksen de sararsın yine de
    sana medyun ve
    senden mahrum olan divâneni,
    üşümesin elleri, ayakları, burnu ve ruhu diye,
    diye sen aşk…

    bilirim, ama;
    evet işte bir ama daha ki,
    gür çayırların bezediği bir dalgalı tepede,
    görüş mesafesini sıfırlayan,
    akça dumanlı ve puslu;
    bulut bulut bir beyazlıkta,
    çenemden süzülen yağmur sularıyla,
    sırılsıklam sarılabilseydim sana aşk…
    senelerce kanal kanal pislik akmış
    bir tuhaf körfez denizi,
    kesilmesi sonrasında kirliliğin tedricen,
    hani kendini temizleyip
    nasıl yeniden ma/ss/mavi olabiliyorsa,
    sende öyle arındır seni senden,
    sende aşk, seni senden…
    ah

  • rüya tabiri17.04.2026 - 15:45

    nar

    ki;
    kanlı gözyaşlarıyla,
    uyudum ve düşümde,
    hep o nar ağacı…

    öylece bana bakar,
    dallarını gözlerimden ayırmadan,
    hep o kederli nar ağacı…

    küçüldüm rüyaya ve
    içine girdim,
    gördüğüm en güzel bahçeydi,
    eğildim, yerde bir eflatun ayrılığın çiçek tozları,
    eflatun çiçek tozları her yer,

    nar çiçeğim;
    senden mi süzüldü
    eflatun çiçek tozları söyle…

    ve uyandım;
    kara boşlukta dönen,
    rengi bozulmaya yüz tutmuş,
    meymenetsiz bir dünya,
    sabah etmiş ortalığı düşüm dedim,
    yüzünü buruşturdu düş ve
    sabırsızlıkla bekledim geceyi,
    aklımda hep o nar ağacı,
    dalları yüreğime batan…



    ki gözlerimi kapadım işte orada;
    bir turnayı seviyorum dedi,
    ve turnam derken,
    saçıldı etrafa kızıl iri taneli göz yaşları…
    ah

    kapandım secdeye,
    yerdeki tekâvûd kalemefendisi seccademden
    eflatun çiçek tozları topladım,
    bağrıma saplanmış dalını çıkardım hüda-i nâbit alıcın,
    ve serpiştirdim tozlarını,
    beti benzi atmış dünyaya ve
    bir dua okudum kulağına,
    sesim bir başka sese çarptı,
    tuz buz mısralar kırıntısı rüyam
    ah,
    turnam…

    keklik değil, güvercin ol diye fısıldayanım,
    dudağımda hep aynı şarkı,
    notalarını nar ağacının altına gömdüm...

    yüreği kimsenin üzülmesine el vermeyen,
    bir yalancıyı sevdin sen
    ve varsın gedanız kendine kıysın ey maşuk,
    olgunlaşsın keder,
    çiçek yüklü dalında…
    ah

  • uykulu17.04.2026 - 15:44

  • satışa gelmek17.04.2026 - 15:36

  • Benim Hüzünlü Orospularım17.04.2026 - 15:32

    kaybol

    evlatları ve yakınları sevgisiz bir ihtiyar kadının,
    bayram sabahında sevince zorlanmış
    gözleri gibi nemlisin ve mazidesin
    ve bir tüketim tapınağı mescidi kadar,
    havasız ve sümmet/tedariksin sen aşk…

    sağ yanından süzülen gün ışığının,
    saçlarında ışıldadığı bir güz günü,
    çerçeveledim yüzünü ki,
    bir boz kazak küheylanın,
    gözyaşı düşmesin diye tek
    yeryüzüne…
    kıyamadım sana evet gene aşk,
    sesinle ürperir bedenim,
    bakınamam o an etrafıma ve çözülürüm sesinle,
    ki düğüm düğüm dünyanın uğultularını,
    susturan sesindir bana ve
    sesindedir içimi dolduran pediatri kokulu nefes,
    adımladığım kaldırım taşları üzerinde,
    buz tutmuş su birikintisi çatlağı kadar
    kırılgansın sen aşk…
    erisen bile; suya dönsen bile ne çıkar,
    görünenden çok,
    görünmez yanları olan bir buzdağısın sen…
    içlerine işleyen ayazda,
    bağrı başı açık kalan gariplerin,
    ısınmayı bekleyen tenlerine vurup
    üstüne doğarken etkisiz kalan
    bir kış güneşi gibi yükseldin sen gökyüzünde madem,
    usul usul da kaybol şimdi artık aşk…,
    ah

  • kızılbaş17.04.2026 - 15:32

  • şükür17.04.2026 - 15:29