ölüm üşüdüğünden midir.? topraklarla örter kendini.! taşların arasından, kayaların içinden çiçekler açıyordu Umut'a dair, yağmurların da yeşertemeyeceği tek şey kemiklerdi muhtemel.
,, bazen bir ürperti geliyor seni düşündüğüm zamanlar, sahi kolların mıdır sardığın.?" ne diyordun: yaw he he :))) yine tebessüm ettim yahu sayende, hüzünler içinde.
minnet dolu bir kalp, her zaman evrenin yaratıcı güçlerine yakındır. başka bir deyişle, minnet duyduğumuzda ve dışarı bunu yaydığımızda, evrensel bilincin yaratıcı gücünü kendimiz için çalıştırmış oluruz.
minnettarlık, iyi ve saf olan her şeyi kendine çeker. kendi bedenimize tüm içtenlikle teşekkür eden, minnet duyan kaç kişiyiz bilmesem de bunu yapmanın enerjisi ve şükrünün verdiği hoşnutluğu kendimde bilmekteyim.
yıllarca beni taşıyan ayaklarıma, bacaklarıma, hizmet eden ellerime, gören gözlerime, tüm içtenlikle minnettarlığımı sunarım.
ağrı / acı / üzüntü hissedilen bölgeye elinizi koyarak, hissedin, duyun ve tüm samimiyet içtenliğinizle sevginizi, şefkatinizi sunun.! bu arkadaşımızın ihtiyacı olduğunda heyyy geçecek dediğimiz gibi içten bir hisle olmalı.....
kendi omuzundan öpmeli insan, onca yolu o kadar yükle yürüyebildiği için.....
zaman makinesine doluşan pılı pırtılar finale vardığında fırlatılır kimsesizliğin sokaklarına... kirli yaşamların solukları gök kubbeyi soluksuz bıraksa da, kutsal bağlarıyla dokunur yeniden yeryüzünde ki yaşama.
o yüzden belki de mavi düşler ülkesini terk etmez bu ruh ordusu.!
kusursuz çalışan sağlıklı bedenime, doğanın esrarengiz tablosunu seyredebilen gözlerime, kuşların varlığına, yeryüzüne bereket dağıtan yağmurlara, mutlu olabilen insanlara, niyetleri kabul olan insanların sevinçlerine şahit oluşlara şükürler olsun...
tüm dünya içine en ücra yerler de dahil, insan, ırk, ülke ayırmadan barış, huzur, sevgi ve bolluk bereketin dolmasına niyet ediyorum.
yaşam yolculuğumuzun kolaylıkla geçmesine yaş alırken tecrübelerin hüzün ve ızdıraba dönüşmeden sebepli oluşlarını anlayarak evet vardılar ama geçtiler deme farkındalığına niyet ile.
,, aşk " öyle zamansız karşına çıkan, plansız gözüken doğal bir şey değildir Azize'm / Aziz'im. rastlantıların tesadüfi görünmesine ihtiyaç duymuştur.... böyle bir rastlantıya denk geldiğinde ciddi farkındalıkla sükunetin sesini duyabilmeli insan. sabır ve odak ile karşındakinin ruhunda hâkikati okursun.
diğer yarını değil hâkikati okumaya başlarsın, işte o vakit cevapları bulabilir kalbinin bilgeliği.... ruhunun eksik kalan yanı o zaman tamamlanır.
kaşları çatık, cilt tonları siyah, mutsuzluğa dair hepsinde farklı resim tuâl edilmiş lâkin ortak noktaları mutsuzluk olan, yanlışlıkla dokunanları bir ısırıkta yiyecekmiş gibi bakan ve sayıları oldukça fazla bu insanoğlunun nasıl bir derdi vardı acaba.?
,, neden bu resim tuâlin' de olmayı seçmişti ruhları "
.....beyazımsı kalp...... buraya hazır olduğumda geleceğim sevgili Ahde, sayfanın derinliğini hissetmiş gibi not bırakmışsın, yüreğin her vakit huzur sevgi ve ne istersen ona sahip olsun.
kalp; sevgiyi hisseden kendi evine alıp almayacağına karar veren, bunu akıllı bilince danışmadan yapandır.
muhafaza etmek; bu kutsal olan sevgiye alınan gard oluşur bu defa akıllı bilinç ile buna karar veririz.
muhafaza etme yöntemi; kimine göre kalbin içi lakin burası ev sahibidir ve ev sahibi çatıdır. muhafaza etme yöntemini her insanın kalbi ayrı değerlendirir. doğan bebek annenin avuçlarına teslim edilir, babaya da elbette... avuç değerli bulduğu, hissettiği bir şeyi koruma hissi duyar, bir kuş' da olsa avucun içinde elmas da....
o yüzdendir ki; seni avuç içlerimde severim ben, öyle şefkat dolu, öyle bir şey olmasın diye koruyarak, öyle şifa ile... seni avuç içlerimle muhafaza ediyor, kalbimde saklıyorum sevdiceğim.
incir ağaçları gibi, her zaman olmanı da dileyerek.
bir haber duyuyoruz ki güneş doğuyor yüzlerine, barış geliyor.... bir yanımız yaprak döker bir yanımız bahar bahçe..... bir haber duysak da oh desek sonunda, bitti.!
ölüm üşüdüğünden midir.? topraklarla örter kendini.! taşların arasından, kayaların içinden çiçekler açıyordu Umut'a dair, yağmurların da yeşertemeyeceği tek şey kemiklerdi muhtemel.
,, bazen bir ürperti geliyor seni düşündüğüm zamanlar, sahi kolların mıdır sardığın.?"
ne diyordun: yaw he he :))) yine tebessüm ettim yahu sayende, hüzünler içinde.
minnet dolu bir kalp, her zaman evrenin yaratıcı güçlerine yakındır. başka bir deyişle, minnet duyduğumuzda ve dışarı bunu yaydığımızda, evrensel bilincin yaratıcı gücünü kendimiz için çalıştırmış oluruz.
minnettarlık, iyi ve saf olan her şeyi kendine çeker. kendi bedenimize tüm içtenlikle teşekkür eden, minnet duyan kaç kişiyiz bilmesem de bunu yapmanın enerjisi ve şükrünün verdiği hoşnutluğu kendimde bilmekteyim.
yıllarca beni taşıyan ayaklarıma, bacaklarıma, hizmet eden ellerime, gören gözlerime, tüm içtenlikle minnettarlığımı sunarım.
ağrı / acı / üzüntü hissedilen bölgeye elinizi koyarak, hissedin, duyun ve tüm samimiyet içtenliğinizle sevginizi, şefkatinizi sunun.! bu arkadaşımızın ihtiyacı olduğunda heyyy geçecek dediğimiz gibi içten bir hisle olmalı.....
kendi omuzundan öpmeli insan, onca yolu o kadar yükle yürüyebildiği için.....
,, all is well ''.... all is well.....
zaman makinesine doluşan pılı pırtılar finale vardığında fırlatılır kimsesizliğin sokaklarına... kirli yaşamların solukları gök kubbeyi soluksuz bıraksa da, kutsal bağlarıyla dokunur yeniden yeryüzünde ki yaşama.
o yüzden belki de mavi düşler ülkesini terk etmez bu ruh ordusu.!
ve Nutella' yı bulan o kişiye şükür :))
kusursuz çalışan sağlıklı bedenime, doğanın esrarengiz tablosunu seyredebilen gözlerime, kuşların varlığına, yeryüzüne bereket dağıtan yağmurlara, mutlu olabilen insanlara, niyetleri kabul olan insanların sevinçlerine şahit oluşlara şükürler olsun...
tüm dünya içine en ücra yerler de dahil, insan, ırk, ülke ayırmadan barış, huzur, sevgi ve bolluk bereketin dolmasına niyet ediyorum.
yaşam yolculuğumuzun kolaylıkla geçmesine yaş alırken tecrübelerin hüzün ve ızdıraba dönüşmeden sebepli oluşlarını anlayarak evet vardılar ama geçtiler deme farkındalığına niyet ile.
,, aşk " öyle zamansız karşına çıkan, plansız gözüken doğal bir şey değildir Azize'm / Aziz'im.
rastlantıların tesadüfi görünmesine ihtiyaç duymuştur.... böyle bir rastlantıya denk geldiğinde ciddi farkındalıkla sükunetin sesini duyabilmeli insan. sabır ve odak ile karşındakinin ruhunda hâkikati okursun.
diğer yarını değil hâkikati okumaya başlarsın, işte o vakit cevapları bulabilir kalbinin bilgeliği.... ruhunun eksik kalan yanı o zaman tamamlanır.
kalp aşk'ı tanır.
~ selâm ve muhabbetle ~
#huriçalışkan
#avludayürüyengölgeler
#avludayürüyengölgelersılayaselam
#semsiyesizkalancocuklar
kaşları çatık, cilt tonları siyah, mutsuzluğa dair hepsinde farklı resim tuâl edilmiş lâkin ortak noktaları mutsuzluk olan, yanlışlıkla dokunanları bir ısırıkta yiyecekmiş gibi bakan ve sayıları oldukça fazla bu insanoğlunun nasıl bir derdi vardı acaba.?
,, neden bu resim tuâlin' de olmayı seçmişti ruhları "
tebessüm sadaka değil miydi, dinimizde.!
.....beyazımsı kalp...... buraya hazır olduğumda geleceğim sevgili Ahde, sayfanın derinliğini hissetmiş gibi not bırakmışsın, yüreğin her vakit huzur sevgi ve ne istersen ona sahip olsun.
teşekkür ederim :))
kalp;
sevgiyi hisseden kendi evine alıp almayacağına karar veren, bunu akıllı bilince danışmadan yapandır.
muhafaza etmek;
bu kutsal olan sevgiye alınan gard oluşur bu defa akıllı bilinç ile buna karar veririz.
muhafaza etme yöntemi;
kimine göre kalbin içi lakin burası ev sahibidir ve ev sahibi çatıdır. muhafaza etme yöntemini her insanın kalbi ayrı değerlendirir.
doğan bebek annenin avuçlarına teslim edilir, babaya da elbette... avuç değerli bulduğu, hissettiği bir şeyi koruma hissi duyar, bir kuş' da olsa avucun içinde elmas da....
o yüzdendir ki;
seni avuç içlerimde severim ben, öyle şefkat dolu, öyle bir şey olmasın diye koruyarak, öyle şifa ile...
seni avuç içlerimle muhafaza ediyor, kalbimde saklıyorum sevdiceğim.
incir ağaçları gibi, her zaman olmanı da dileyerek.
bir haber duyuyoruz ki güneş doğuyor yüzlerine, barış geliyor.... bir yanımız yaprak döker bir yanımız bahar bahçe..... bir haber duysak da oh desek sonunda, bitti.!